Ana içeriğe geç

Araştırma: Romantik ilişkilerde “tip” gerçeği doğrulandı

Proceedings of the National Academy of Sciences’ta yayımlanan ve University of Toronto araştırmasına dayanan çalışmaya göre, insanların romantik partnerleri rastlantısal değil; kişilik ve fiziksel özellikler açısından tekrar eden benzerlikler gösteriyor

Araştırma: Romantik ilişkilerde “tip” gerçeği doğrulandı
Gazete Oksijen
16

Bilim insanları, romantik ilişki seçimlerinin sanılandan daha düzenli bir yapıya sahip olduğunu ortaya koyan kapsamlı bir çalışma yayımladı.

Proceedings of the National Academy of Sciences’ta yer alan ve VICE tarafından aktarılan araştırma, bireylerin farklı ilişkilerinde seçtikleri partnerlerin hem kişilik özellikleri hem de fiziksel nitelikler açısından belirli benzerlikler taşıdığını gösteriyor.

University of Toronto’dan araştırmacılar tarafından yürütülen çalışmada 332 yetişkin, dokuz yıl boyunca takip edildi. Katılımcılar ile birlikte romantik partnerleri de Beş Büyük kişilik modeli (Big Five) çerçevesinde değerlendirildi. Model; açıklık, sorumluluk, uyumluluk, dışadönüklük ve nevrotiklik (duygusal dengesizlik) boyutlarını ölçüyor.

"İstatistiksel olarak anlamlı biçimde"

Araştırma bulgularına göre bireylerin farklı ilişkilerindeki partnerleri, istatistiksel olarak anlamlı biçimde benzer kişilik profilleri sergiliyor. Bu durum, romantik tercihlerin yalnızca o ana özgü duygusal etkileşimlerle değil, daha kalıcı eğilimlerle şekillendiğine işaret ediyor.

Çalışmanın dikkat çekici sonuçlarından biri, kişilerin yalnızca kendilerine benzer insanlara yönelmesi değil, aynı zamanda “tekrar eden bir partner profili” üretmesi. Yani bireyler farklı dönemlerde farklı kişilerle ilişki kursalar da bu kişiler çoğu zaman benzer kişilik kümelerinde yer alıyor.

Fiziksel özellikler de paralellik gösteriyor

Araştırma ayrıca fiziksel özellikler açısından da paralel bir örüntü tespit etti. Journal of Personality and Social Psychology’de yayımlanan ayrı bir çalışmaya atıfla, kişilerin geçmiş romantik partnerlerinin çekicilik düzeyi ve maskülenlik gibi fiziksel özellikler bakımından belirli kümeler etrafında toplandığı belirtildi. Bu bulgu, “tip” kavramının yalnızca kişilikle sınırlı olmadığını, fiziksel tercihleri de kapsadığını ortaya koyuyor.

Bununla birlikte araştırma, bu tutarlılığın evrensel olmadığını da vurguluyor. Özellikle dışadönüklük ve deneyime açıklık düzeyi yüksek bireylerde partner çeşitliliğinin daha fazla olduğu tespit edildi. Araştırmacılara göre bu durum, daha geniş sosyal çevreye sahip olma ve farklı ilişki deneyimlerine daha açık olma eğiliminden kaynaklanıyor.

Diğer bireylerde ise partner seçimlerinin daha öngörülebilir ve tekrarlayan bir yapıya sahip olduğu görülüyor. Bu durum, romantik çekimin tamamen “anlık uyum” veya “kimya” üzerinden açıklanamayacağını, daha derin ve istikrarlı tercih mekanizmalarının devrede olabileceğini düşündürüyor.

Romantik tercihler sandığımızdan daha "otomatik"

Çalışmanın genel değerlendirmesinde, insanların romantik seçimlerinin çoğu zaman bilinçli bir tercih süreci gibi görünse de, gerçekte daha otomatik ve tekrar eden bir örüntüye dayandığı ifade ediliyor. Araştırmacılar bu durumu, bireylerin farkında olmadan işleyen bir tür “tercih algoritması” ile açıklıyor.

Bulgular, modern flört dinamikleri ve özellikle dijital flört platformları açısından da önemli bir tartışma alanı açıyor. Çünkü algoritmik eşleştirme sistemleri ile bireylerin zaten var olan tercih eğilimleri birleştiğinde, benzer partner tiplerinin yeniden üretilmesi ihtimali güçleniyor.

Araştırma, romantik ilişkilerde “çeşitlilik arayışı” ile “alışılmış partner tipi” arasındaki gerilimin sandığımızdan daha yapısal olabileceğine işaret ederek sona eriyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler