İsviçre'de tamamlanan ilk tur müzakerelerin ardından Tahran'a dönmek üzere uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Hürmüz Boğazı’nın uluslararası deniz trafiğine açılmasından yana olduklarını ifade etti. Boğazın geçişler açısından yeniden işlevsel hale gelmesini ve bölgesel ile küresel ekonomiye yeniden refah kazandırmasını umduklarını dile getiren Galibaf, boğazın statüsüne dair net bir yönetim mesajı verdi. Galibaf, uluslararası kurallara sadık kalacaklarını belirterek, "Umarım boğazı geçişler açısından yeniden işlevsel hale getirebiliriz. Ancak Hürmüz Boğazı'nın yönetimi asla savaş öncesindeki haline dönmeyecek, boğazı İran yönetecek" dedi.
Tahran'dan yükselen bu yönetim ilanına yanıt, Beyaz Saray’da düzenlenen bir imza töreni sırasında konuşan ABD Başkanı Donald Trump’tan geldi. Varılan mutabakatın ardından Hürmüz Boğazı’nın tamamen açık durumda olduğunu belirten Trump, müzakere sürecinin nasıl gideceğini göreceklerini ifade etti. Kendileri için iki önemli kırmızı çizgi olduğunu vurgulayan Trump, "Boğaz açık ve İran asla ve asla nükleer silaha sahip olamayacak" şeklinde konuştu.
İran petrolüne yönelik yaptırımların kaldırılması durumunda serbest kalacak fonların ABD ekonomisine döneceğini savunan Trump, çarpıcı bir iddiada bulundu. İran'ın 91 milyon nüfusu olduğunu ve onları besleyemediklerini öne süren Trump, serbest bırakılacak bu paranın İran tarafından ABD'den gıda alımında kullanılacağını, böylece paranın büyük ölçüde Amerikalı çiftçilere gideceğini dile getirdi.
TRUMP'TAN ASKERİ SEÇENEK VE NATO'YA SİTEM
İran’ın mutabakat şartlarına uymaması halinde askeri seçenekleri yeniden değerlendirip değerlendirmeyeceği sorulan Trump, "İran anlaşmaya uymazsa ya da uygun şekilde davranmazsa, yapmam gereken neyse onu yaparım" dedi. Bölgesel kördüğümlere de değinen ABD Başkanı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Lübnan’ın güneyinden çekilmeyeceklerine dair çıkışına ilişkin ise "Ben bir sorun çözücüyüm, sorunları hızla çözerim, Binyamin ile olanlar da dahil" değerlendirmesini yaptı.
Konuşmasında müttefiklerine yönelik sitemlerini de sıralayan Trump, İran krizi sırasında NATO'dan bekledikleri desteği göremediklerini ifade etti. Avrupa'yı korumak için trilyonlarca dolar harcadıklarını ancak İngiltere, İtalya ve Almanya'nın bu süreçte kötü bir sınav verdiğini belirten Trump, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile aralarında geçen diyalogdan bahsetti. Bakan Hegseth'e "Bakalım gerçekten gelecekler mi?" dediğini aktaran Trump, bazı üyelerin yardım etmemeyi tercih ettiğini ve yanlarında olmamalarının "aptalca" olduğunu söyledi. Trump, "Biz de istersek günü geldiğinde onlara yardım etmemeyi tercih ettiğimizi söyleyebiliriz ve muhtemelen söyleyeceğiz" diyerek ittifaka gözdağı verdi.
'NÜKLEER SİLAHA İKİ HAFTALARI KALMIŞTI'
Geçen yaz İran’ın nükleer tesislerine yönelik gerçekleştirilen askeri operasyonlara da değinen Trump, yapılan müdahalenin hayati bir önem taşıdığını savundu. Operasyonun nükleer potansiyeli tamamen ortadan kaldıran, şimdiye kadar görülmüş en başarılı saldırı olduğunu ileri süren Trump, "Eğer bunu yapmasaydık, şu an İsrail diye bir ülke olmazdı. Orta Doğu'nun büyük bir kısmı var olmazdı. Nükleer bir silaha sahip olmalarına iki hafta kalmıştı" ifadelerini kullandı.