Ana içeriğe geç

Basına sansürün 'İbret'lik hikayesi

154 yıl önce bir grup aydın, pek dikkat çekmeyen bir gazeteyi kiraladı. Birkaç ay içinde İbret, Osmanlı'nın en etkili muhalif yayınlarından birine dönüştü ama sansür tarihine ibretlik bir örnek olarak geçecekti...

Basına sansürün 'İbret'lik hikayesi
Odatv
16

İbret'in kökleri 1869 yılına uzanıyor. Gazete, Aleksan Sarafyan'ın çıkardığı Kevkeb-i Şarkî adlı yayının devamı niteliğinde ortaya çıktı. İlk dönemlerinde geniş yankı uyandırmayan hatta bir ara mizah gazetesi olarak çıkan bir yayındı.

Avrupa sürgününden dönen Namık Kemal, Menapirzade Nuri, Reşad Bey ve Ebüzziya Tevfik gazeteyi ‘aylık 15 altın liraya iki yıllığına’ kiraladı. 14 Haziran 1872'de İbret yeniden yayın hayatına başladı.

Namık Kemal sıradan bir yazar değildi. İbret'in ilk sayılarında kendisinden ‘muharrir-i evvel’ yani başyazar olarak söz ediliyordu. Kısa süre sonra bu unvan yerini Türk basın tarihinde ilk kez kullanılan ‘başmuharrir’ ifadesine bırakacaktı.

Bugünün okuruna Başmuharrir Namık Kemal’i şöyle anlatabiliriz: O hem gazeteci, hem roman yazarı, hem şair, hem tiyatro yazarı, hem siyasi polemikçi he de kamuoyu oluşturucuydu.

Bugünkü karşılığıyla düşünürsek aynı kişinin hem köşe yazarı, hem romancı, hem televizyon yorumcusu hem de muhalefetin entelektüel sözcüsü olması gibi bir durumdan söz ediyoruz.

Ahmet Hamdi Tanpınar onu "Yenilik hareketimizin merkezi" diye tarif edecekti. Mustafa Kemal Atatürk “Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, duygularımın babası Namık Kemal, fikirlerimin babası ise Ziya Gökalp'tir" diyecekti.

İBRET’İN ALAMET-İ FARİKASI NEYDİ

Gazete yalnızca hükümeti eleştiren muhalif bir yayın değildi.

Günümüzün ‘kamu yararı gazeteciliği’ diye tanımlayabileceğimiz bir çizgi izliyordu.

Belirtmekte fayda var: İbret'in hikayesi aynı zamanda Osmanlı sansür tarihinin hikayesi…

1860'larda Yeni Osmanlılar'ın gazeteleri güçlenmeye başlayınca hükümet önce Matbuat Nizamnamesi'ni, ardından ünlü Âli Kararnamesi'ni devreye soktu. Amaç gazeteleri mahkeme sürecine gerek kalmadan kapatabilmekti.

Gazetede İstanbul'un yolları, sokak aydınlatmaları, temizlik sorunları, ulaşım şirketleri, tramvay işletmeleri, apur seferleri, belediye hizmetleri, eğitim, ekonomi, hayat pahalılığı, memurların davranışları gibi çok sayıda konu vardı.

İbret'in sayfaları şehir gazeteciliğinin erken örnekleriyle doluydu. Gazete İstanbul'un gündelik hayatını ayrıntılı biçimde izliyor, aksaklıkları teşhir ediyor ve çözüm önerileri sunuyordu.

Namık Kemal yazılarında Osmanlı'nın geri kalmasının nedenini kadere bağlamıyor eğitim eksikliği, ekonomik gerilik, kurumsal bozukluklar ve özgür düşüncenin önündeki engellerden dem vuruyordu.

Bu nedenle İbret daha birkaç haftalıkken radara girdi.
9 Temmuz 1872'de Namık Kemal'in yazdığı "Garaz Marazdır" başlıklı makale nedeniyle gazete dört ay süreyle kapatıldı. Namık Kemal ve arkadaşları İstanbul'dan uzaklaştırıldı. Kendisi Gelibolu mutasarrıflığına gönderildi.

SÜRGÜNDEN YAZILAR

Gazete yeniden açıldığında Namık Kemal İstanbul'da değildi. Yazılarını Gelibolu'dan gönderiyordu. İmza olarak çoğu zaman "B.M." kısaltmasını (Başmuharrir) kullanıyordu. Gazetenin en etkili yazılarının bir kısmı sürgün yıllarında yayımlandı.

“VATAN YAHUT SİLİSTRE”

İbret'in kapatılış hikayesinde son darbeyi bir tiyatro oyunu vurdu.

Namık Kemal'in kaleme aldığı ‘Vatan Yahut Silistre’ 1853 Kırım Savaşı sırasında Silistre Kalesi'nin savunmasını konu alıyordu. Her ne kadar oyunun merkezinde bir aşk hikayesi olsa da seyircinin aklında kalan ‘vatan’ fikriydi. Namık Kemal'in kahramanları şahsi çıkarlarını, hatta sevdiklerini bile vatan için ikinci plana koyuyordu.

1873 yılında İstanbul'da Gedikpaşa Tiyatrosu'nda sahnelenen oyun beklenmedik bir etki yarattı. Seyirciler temsil sonrasında salonu sessizce terk etmedi. Oyundaki vatanseverlik söylemleri salondan taşarak sokaklara yayıldı. Gösteri çıkışında kalabalıklar Namık Kemal lehine tezahüratlar yaptı; gençler yazarı görmek için evine kadar yürüdü. Dönemin yöneticileri açısından mesele artık bir tiyatro temsilinden ibaret değildi.

Tanzimat yönetimi yıllardır gazetelerdeki muhalif yazılarla uğraşıyordu. Fakat ilk kez bir edebiyat eserinin kitleleri bu ölçüde harekete geçirdiğine tanık oluyordu. Üstelik bu coşkunun merkezindeki isim, İbret'in başyazarı olan Namık Kemal'di.

Hükümet oyunun yarattığı havayı siyasi bir gösteri olarak değerlendirdi. Kısa süre sonra Namık Kemal Kıbrıs Magosa'ya sürgüne gönderildi. Aynı süreçte İbret gazetesi de kapatıldı.

6 Nisan 1873'te son sayı yayımlandı.

İbret'in ömrü yalnızca birkaç yıldı ama bıraktığı miras çok daha uzun sürdü.

Namık Kemal'in yazılarında savunduğu basın özgürlüğü, kamu yararı, hesap sorabilen gazetecilik ve yöneticileri eleştirme hakkı sonraki kuşaklara geçti.

154 yıl sonra İbret'in sayfalarındaki soruların tanıdık gelmesi biraz da bu yüzden…

İbret Türkiye'de basın özgürlüğü tartışmasının ilk ‘ibretlik’ örneklerinden biri…

Cemile Y. Çetin

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler