Türkiye Maden İşçileri Sendikası (Türk Maden-İş) üyesi Doruk Madencilik işçileri Beypazarı’ndan Ankara'ya yürüyüş başlattı. Daha önce de maaş ve tazminat ödemelerindeki aksaklıklarla gündeme gelen işçiler, bu kez Nisan ayından alacaklarının olduğunu ve Mayıs ayının hiç verilmemiş maaşları olduğunu belirterek yürüyüş başlattı. Doruk Madencilik bünyesindeki Bağımsız Maden-İş Sendikası üyeleri de daha önce Ankara'da günlerce süren açlık grevi başlatmış ve ödemelerinin yapılacağına dair söz aldıktan sonra protestoyu sonlandırmıştı.
YÜRÜYÜŞ DURDURULDU... HEYET GÖRÜŞMEYE GİTTİ
Maden işçilerinin yürüyüşünü polis ekiplerinin yürüyüşü durdurduğu belirtilirken, madencilerden bir heyetin Enerji ve Çalışma Bakanlığı'na görüşmeye gittiği öğrenildi.
"SÖZLERE RAĞMEN HALA HESAPLARA YATMAMIŞTIR"
İşçilerin ortak basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
"Yine karşınızdayız ve yine hakkımızı aramak için buradayız. Bizi nesneleştiren ve yok sayan, alın terimizin karşılığını ve hakkımızı vermeyen özne ise, yine Doruk madencilik. Hakları ve maaşları vermemekle nam salmış bu şirket, yine maaşlarımızı gasp etmiştir. Nisan ayından alacaklar ve mayıs ayının hiç verilmemiş maaşları verilen sözlere rağmen hala hesaplara yatmamıştır. Mahkemelik olup davaları kazanan arkadaşlar da hiçbir şekilde alacaklarını tahsil edememiştir. Şirket bazı arkadaşlara ödeme yapmış bazılarına hiç yapmamıştır. O yatırılan paralar da kamuoyunda oluşan kötü imajın hafifletilmesi ya da yok edilmesi adınadır. Halbuki şirketin itibarı ancak işçinin bütün hakları ödenince ve bir daha aynı hataya düşmeyince kurtulabilir. Kamuoyu ve madenci bu şirketin bu haksızlıklarını asla unutmayacaktır. Hakkımızı yemekten ve gasp etmekten bıkmayan bu şirket, adeta madencinin kabusu olmuştur.
Bugüne kadar hep sağ duyulu ve sükunet içinde verilen sözlerin tutulmasını sabırla bekledik. Daha önce de onlarca kez hakkımızı aramak için meydanlara indik ama kimseyi üzmedik, taşkınlık yapmadık, kaos çıkarmadık. Kırmızı çizgimiz olan güvenlik güçlerimizle karşı karşıya gelmemek için, ekmeğimizi alın terimizi bile söke söke alamadık. Onlar da bu vatanın emektarları ve evlatları diye sakince taleplerimizi dile getirdik. Bu sağ duyulu yaklaşımımız ve uzlaşmacı tavrımız belki de yanlış anlaşıldı. Oysa biz hak arayışımızı demokratik ve hukuk çerçevesinde yürütürken, tek amacımız vardı. Devletimize vatandaşımıza ve kamuoyuna bazı gerçekler taşkınlık yapmadan da anlatılabilirdi. Eylem yapmaksa mesele, biz eylemlerin en alasını da yaptık. Madenlere kapandık,açlık grevlerine girdik, kilometrelerce yürüdük, Ankaranın ayazında nöbetler tuttuk. Bu eylemlerimizi de bütün müzakere kapıları kapanınca öyle uygulamaya koyduk.
Yetkililer ve şirket bizi duymak istemese de, direnişlerimiz, hakkı savunanların kulaklarını sağır etti. Kalplerine dokunduk, bize üzüldüler, sofralarında bizi konuştular. Yanımızda olan, bize destek veren, sonuna kadar haklı olduğumuzu bilen kamuoyu bizi gördü ve bizi duydu. Yardım teklifleri bile aldık. Ama biz yardım istemedik, kimseden de maddi bir destek beklemiyoruz. Madenci dilenci değildir, hakkı olmayanın peşine düşecek kadar onursuz da değildir. Madenci en kutsal görev adamıdır. Bizim Alın terimizin karşılığından başka derdimiz yok. Ne kamuoyunu meşgul etmek istiyoruz ne de duygu sömürüsü yapıyoruz. Sadece bizi sömürenlerden alacaklarımızı talep ediyoruz. Yıllarca emeğimizle lüks hayatlar yaşayanlar, onların bir masada ödedikleri paralara bir ayını geçiren madencinin alınterine ve emeğine göz dikenler, asla iflah olmayacaklardır.
Bugün itibariyle hiç kimse bizi yolumuzdan çeviremeyecek. Bizler, haklılığımızdan aldığımız güçle buradayız. Ne bir adım geri atacağız ne de haklı davamıza gölge düşürülmesine izin vereceğiz. Haklarımız teslim edilene kadar meydanlardan da alanlardan da çekilmeyeceğiz.
Bu yürüyüş, sadece bir adım değil, adaletsizliğe karşı atılmış devasa bir çığlıktır. Adımımızı attığımız her yerde hakkımızı haykıracak, sesimizi duymak istemeyenlerin kulaklarını bu haklı çığlıkla çınlatacağız.
Haklıyız ve hakkımızı alacağız."
Odatv.com