Dünyanın en büyük şirketlerinin yüksek seyreden piyasa değerlerinden yararlanarak sermaye toplamaya yönelmesi, yaklaşık dört yıldır devam eden boğa piyasasının geleceğine ilişkin tartışmaları artırdı.
The Wall Street Journal’ın haberine göre, şirketlerin hisse ve tahvil ihracını hızlandırmasına karşılık hisse geri alımlarının yavaşlaması, piyasadaki menkul kıymet arzını belirgin biçimde artırıyor. Bazı yatırımcılar, arzın talebi aşması durumunda borsalardaki yükselişin ivme kaybedebileceği görüşünde.
Üç büyük işlem öne çıktı
Son dönemde gerçekleştirilen sermaye artırımları arasında SpaceX’in 75 milyar dolarlık halka arzı, Alphabet’in 85 milyar dolarlık hisse ihracı ve Güney Koreli çip üreticisi SK Hynix’in 26 milyar doları aşan Amerikan depo sertifikası satışı öne çıktı.
SpaceX’in haziran ayındaki halka arzı bugüne kadarki en büyük ilk halka arz olurken, SK Hynix’in işlemi ABD dışındaki bir şirket tarafından gerçekleştirilen en büyük hisse satışı olarak kayıtlara geçti. Yapay zeka şirketi Anthropic’in de aralarında bulunduğu başka şirketlerin halka arz hazırlıkları sürüyor.
S&P 500 endeksi, üç yıl dokuz aydır devam eden yükseliş döneminde iki kattan fazla değer kazandı. Şirketlerin bu güçlü piyasa ortamını sermaye toplamak için kullanması, boğa piyasasının ileri bir aşamaya ulaştığı yönündeki değerlendirmeleri beraberinde getirdi.
Hisse satışları şimdiden önceki yılları geçti
Dealogic verilerine göre 2026’nın başından 10 Temmuz’a kadar yatırımcılara 344,7 milyar dolarlık yeni hisse satıldı. Bu hesaplamaya halka arzlar, ikincil halka arzlar ve hisseye dönüştürülebilir tahviller de dâhil edildi.
Yılın henüz ikinci yarısının başında ulaşılmış olmasına rağmen söz konusu tutar, 2022, 2023, 2024 ve 2025 yıllarının her birinde kaydedilen toplam ihracı geride bıraktı.
Research Affiliates Başkanı Rob Arnott, hisse ihracının genellikle boğa piyasalarının son dönemlerinde hızlandığına dikkat çekti. Bunun nedeni, şirketlerin yüksek değerlemelerden ve yatırımcıların güçlü risk iştahından yararlanmak istemesi.
Geçmişte de benzer örnekler görüldü. Şirketlerin 1999’un sonu ile 2000’in ilk yarısında yoğun biçimde hisse satması, bazı analistlere göre teknoloji balonunun çöküşünü hızlandıran etkenlerden biri oldu.
Hisse geri alımları yerini yeni ihraca bırakıyor
Piyasadaki arzı artıran gelişme yalnızca yeni halka arzlar değil. Şirketlerin kendi hisselerini satın alarak dolaşımdaki pay miktarını azaltmasını sağlayan geri alım programlarında da yavaşlama görülüyor.
Danışmanlık şirketi Elm Wealth’ün tahminine göre ABD şirketleri gelecek 12 ay içinde net 500 milyar dolarlık hisse ihraç edecek. Önceki yıllarda ise büyük ölçüde geri alımlar sayesinde piyasadaki hisse miktarında net 1 trilyon dolarlık azalma yaşanmıştı.
Bu değişim, yatırımcıların karşısına daha fazla hisse çıkması anlamına geliyor. Talebin aynı hızla artmaması hâlinde yeni arzın hisse fiyatları üzerinde baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Yapay zeka yatırımları finansman ihtiyacını büyüttü
Hisse ve tahvil satışlarındaki artışın arkasındaki en önemli nedenlerden biri, teknoloji şirketlerinin yapay zeka altyapısına yönelik harcamaları.
Büyük veri merkezleri ve yapay zeka hizmetleri işleten “hiper ölçekli” teknoloji şirketlerinin toplam sermaye harcamalarının bu yıl 800 milyar doları aşması bekleniyor. Janus Henderson Investors’a göre geçen yıl yaklaşık 450 milyar dolar olan bu tutar, 2027’de 1 trilyon doların üzerine çıkabilir.
Janus Henderson’ın küresel çoklu sektör kredi birimi yöneticisi John Lloyd, bu şirketlerin uzun yıllar boyunca güçlü nakit akışları, düşük borçluluk ve hisse geri alımlarıyla öne çıktığını; yapay zeka yatırımlarının ardından bu yapının değişmeye başladığını belirtti.
Lloyd’a göre bazı teknoloji şirketleri geri alımları azaltırken yeni hisse ve borçlanma araçları ihraç etmeye yöneliyor. Alphabet’in 85 milyar dolarlık hisse ihracı planı ve Oracle’ın nakit akışının negatife dönmesi bu değişimin örnekleri arasında gösteriliyor.
Her yoğun hisse satışı düşüş getirmiyor
Yeni hisse arzının hızlanması, piyasanın mutlaka düşeceği anlamına gelmiyor. Benzer bir hareketlilik 2021’de özel amaçlı satın alma şirketlerinin, diğer adıyla SPAC’lerin yoğun biçimde halka açıldığı dönemde de yaşandı.
Bu işlemlerin birçoğu daha sonra yatırımcıların zarar etmesine yol açsa da S&P 500 endeksi 2021’i yüzde 27 yükselişle tamamladı.
ABD borsalarının toplam büyüklüğünün yaklaşık 80 trilyon dolara ulaşması da yeni hisse ihracının genel arz ve talep dengesi üzerindeki etkisini sınırlayabilecek bir unsur olarak görülüyor.
Oaktree Capital Management Eş Başkanı Howard Marks, hisse satışlarındaki artış ile geri alımlardaki yavaşlamanın tek başına bir boğa piyasasını sona erdirmesinin beklenmemesi gerektiğini söyledi. Marks, ekonomide ciddi bir bozulma veya geçmiş krizlerde görülen türden belirgin bir sistemsel risk tespit etmediğini ifade etti.
Değerlemeler tarihi düzeylerde
Buna karşılık Amerikan hisselerinin yüksek değerlemelere ulaşması riskleri artırıyor. Research Affiliates verilerine göre S&P 500’ün temettü verimi yüzde 1,05’e gerileyerek kayıtlardaki en düşük seviyesine indi.
Ancak uzmanlar, pahalı değerlemelerin de tek başına bir piyasa düşüşü başlatmadığına dikkat çekiyor. Şirket kârlarının güçlü seyretmesi, ekonomide belirgin bir yavaşlama görülmemesi ve yapay zeka yatırımlarına ilişkin beklentilerin sürmesi rallinin devam etmesini sağlayabilir.
AQR Capital Management yöneticilerinden Antti Ilmanen, piyasadaki riskler konusunda temkinli olduğunu ancak yapay zeka alanından gelmeye devam edecek olumlu haberlerin yükselişi destekleyebileceğini belirtti.
Piyasanın pahalı olduğunu düşünen bazı yatırımcılar da borsadan tamamen çıkmak yerine küçük şirketlere ve gelişmekte olan ülkelerde görece düşük değerlemelere sahip hisselere yönelmeyi öneriyor.
Analistlere göre rekor hisse satışları tek başına yaklaşan bir çöküşün habercisi değil. Ancak artan arz, yavaşlayan geri alımlar ve yüksek değerlemelerin bir araya gelmesi, yatırımcı talebinin gücünü boğa piyasasının devamı açısından daha önemli hâle getiriyor.