Ana içeriğe geç

Göçerlerin yüksek rakımlı yaylalardaki mesaisi sürüyor

Bayburt'ta göçer aileler, 2 bin rakımlı yaylalarda zorlu doğa koşullarına rağmen koyun sütünü geleneksel yöntemlerle tulum peynirine dönüştürüyor. Elektrik ve yabani hayvan sorunlarına karşı mücadele eden aileler, çocuklarıyla birlikte hayvancılık yaparak atalarından miras bu geleneği sürdürüyor.

Göçerlerin yüksek rakımlı yaylalardaki mesaisi sürüyor
Haberler.com
16

Bayburt'ta göçerler, yazı geçirdikleri yaylalarda zorlukların üstesinden gelerek koyun sütünü doğal yöntemlerle tulum peyniri haline getiriyor.

Doğu Anadolu ile Karadeniz bölgelerini birbirine bağlayan kent, serin havası, meraları ve su kaynaklarıyla hayvancılığa adeta hayat veriyor.

Merkeze bağlı Kitre köyünde hayvancılık yapan göçer aileler de her yıl mayısta 2 bin rakımlı yaylalara çıkarak yaz boyu belirledikleri alanlarda çadırlarda konaklıyor.

Göçerler, günde iki kez meralardan yaylaya getirdikleri yüzlerce koyunu sağabilmek için saatlerce mesai harcıyor.

Yaylada top oynayan, kendi yaptıkları salıncağa binerek eğlenen çocuklar da hayvan otlamadan sağıma kadar birçok işte anne ve babalarına yardım ediyor.

Sütü geleneksel yöntemlerle tulum peynirine dönüştüren göçerler, sürülerini ayı, kurt ve çakal saldırılarına karşı da Kangal köpekleriyle nöbet tutarak koruyor.

Doğa koşulları nedeniyle zorluklara göğüs geren göçerler, havanın soğumasıyla köylerindeki kışlaklarına dönecek.

"Hava soğuk, çadırda yaşantı olduğu için şartlar zor"

Göçerlerden Halil Çetin, AA muhabirine, aslen Erzincanlı olduğunu, yaklaşık 5 yıl önce ailesiyle arazi alarak Kitre'ye yerleştiklerini söyledi.

Yazı yüksek rakımda kurdukları çadırlarda geçirerek tulum peyniri ürettiklerini belirten Çetin, peynirin yüzde 90'ını Erzincan'a gönderdiklerini, oradan da ülke genelinde satışa sunulduğunu anlattı.

Bayburt'un meralarında yeşil dönemin uzun sürdüğünü ve serin havanın hayvanlar için daha iyi olduğunu ifade eden Çetin, mevsimin soğuk ve yağışlı geçtiğini, hayvanları sadece gündüz meraya çıkarabildiklerini vurguladı.

Çetin, zorluklarına rağmen atalarından miras geleneği sürdürdüklerine işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu:

"Zor bir meslek, çoluk çocuğumuzla bu işi yapıyoruz. Elektrik sıkıntımız oluyor. Zaman zaman yabani hayvanlardan dolayı sıkıntı yaşıyoruz. Tedbirimizi alıyoruz ama gece çadıra girdiklerinde özellikle sıkıntı oluyor. Sabah yaylıma çıkıyor hayvanlar, akşam 8-9'a kadar otluyorlar ve iki kez de sağım yapıyoruz. Hava soğuk, çadırda yaşantı olduğu için şartlar zor. Burada ekim ayına kadar yeşillik duruyor, onun için peynir daha beyaz ve daha lezzetli oluyor. Sağımı eşlerimizle birlikte biz de yapıyoruz. Makineyle sağmak isteriz ama elektrik olmadığı için elimizle hayvanları sağıyoruz."

Çoban bulmakta sıkıntı yaşadıklarını anlatan Çetin, gelen çobanların da genellikle üretimin yoğun döneminde kendilerini yalnız bıraktığını kaydetti.

Halil Çetin'in eşi Birgül Çetin de ailecek küçükbaş hayvancılıkla uğraştıklarını söyledi.

En güzel ve lezzetli peyniri üretmek için büyüklerinden gördükleri şekilde titizlikle hareket ettiklerini belirten üç çocuk annesi Çetin, sütü üç aşamadan geçirdikten sonra peynir yapım sürecine başladıklarını ifade etti.

Kaynağa Git

İlgili Haberler