Türkiye sağlık turizminde rekora koşuyor
Türkiye, sağlık turizmindeki yükselişini sürdürüyor; yılın ilk çeyreğinde 302 bin 487 uluslararası hastaya hizmet sunarak 761,5 milyon dolarlık gelir elde etti.
Kanal 6
16
Türkiye, sağlık turizmindeki yükselişini 2026 yılında da kararlılıkla sürdürüyor. Yüksek hizmet kalitesi, ileri teknoloji altyapısı ve uzman hekim kadrosuyla küresel bir çekim merkezi haline gelen ülke, yılın ilk çeyreğinde yüz binlerce uluslararası hastaya şifa dağıttı. Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) verilerine göre, sadece ilk üç ayda elde edilen gelir ve hasta sayısı, Türkiye'nin bu alandaki küresel liderliğini bir kez daha tescilledi.
REKOR GELİR VE YÜKSEK KATMA DEĞER
Türkiye'nin sağlık turizminde son yıllarda sergilediği istikrarlı büyüme performansı, bu yılın ilk çeyreğinde de hız kesmeden devam etti. Geçtiğimiz yıl 1 milyon 398 bin 580 uluslararası hastayı ağırlayarak 3 milyar 22 milyon dolarlık dev bir gelir elde eden sektör, yeni yıla da güçlü bir başlangıç yaptı. Yılın ilk üç ayında ülkemize gelen uluslararası hasta sayısı 302 bin 487 olarak kayıtlara geçerken, bu süreçte elde edilen toplam gelir 761 milyon 523 bin dolara ulaştı.
Bu dönemdeki en dikkat çekici gelişme ise kişi başına düşen sağlık harcamalarındaki artış oldu. İlk çeyrekte kişi başı sağlık turizmi gelirinin bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 39 oranında artması, Türkiye'nin artık sadece "hacim odaklı" değil, aynı zamanda "yüksek katma değer üreten" nitelikli bir destinasyon haline geldiğini net bir şekilde ortaya koydu.
COĞRAFİ SINIRLAR AŞILIYOR: 180 ÜLKEDEN TALEP VAR
Türkiye, sahip olduğu stratejik coğrafi konumun avantajını güçlü sağlık altyapısıyla birleştirerek yaklaşık 180 ülkeden hastaya hizmet sunuyor. Ülkemize en yoğun hasta gönderen pazarların başında Almanya, Birleşik Krallık, Irak, Azerbaycan, Rusya, Libya ve Körfez ülkeleri geliyor. Son yıllarda ise Kazakistan ve Özbekistan başta olmak üzere Orta Asya ülkelerinden gelen talepte son derece dikkat çekici bir artış yaşanıyor.
Sektör temsilcileri, mevcut pazarlardaki güçlü konumu korurken yeni pazarlara açılmayı da öncelikli hedef olarak görüyor. Bu doğrultuda Sahra Altı Afrika, Doğu Avrupa ve Kuzey Amerika gibi yüksek potansiyele sahip bölgelerde Türkiye'nin marka bilinirliğini artıracak küresel tanıtım faaliyetlerine hız kesmeden devam ediliyor.
ESTETİKTEN ONKOLOJİYE GENİŞ HİZMET YELPAZESİ
Uluslararası hastaların Türkiye'yi tercih etmesindeki en büyük etkenlerin başında, çok farklı tıbbi branşlarda dünya standartlarında tedavi imkanı sunulması geliyor. Yabancı misafirlerin en çok ilgi gösterdiği alanlar arasında estetik ve plastik cerrahi, saç ekimi, diş tedavileri, göz hastalıkları, ortopedi, kardiyoloji, onkoloji, tüp bebek ve obezite cerrahisi yer alıyor.
Ülkemizde kişi başına düşen ortalama sağlık harcaması genel bazda 2 bin 500 dolar seviyesine ulaşmış durumda. Ancak onkoloji, kardiyovasküler cerrahi, robotik cerrahi ve organ nakli gibi ileri düzey uzmanlık gerektiren kompleks tedavilerde bu tutar 10 bin ila 50 bin dolar arasında değişiyor. Bu da Türkiye'nin zorlu cerrahi operasyonlarda küresel bir güven limanı olduğunu kanıtlıyor. Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında sunulan yüzde 40 ila yüzde 70 arasındaki maliyet avantajı da bu çekim gücünü destekleyen en önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
"HEAL IN TÜRKİYE" MARKASI VE GÜVENLİK UYARILARI
Türkiye'nin sağlık turizmindeki küresel algısını güçlendirmek adına Ticaret Bakanlığı ve sektör paydaşları koordinasyonunda yürütülen çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Bu kapsamda hayata geçirilen "Heal in Türkiye" portalı, ülkenin uluslararası sağlık hizmetlerindeki ortak vitrini olarak görev yapıyor. Devlet tarafından sağlanan yurt dışı tanıtım destekleri, fuar katılımları ve Turquality teşvikleri ise yerli sağlık kuruluşlarının dünyadaki rekabet gücünü zirveye taşıyor.
Yetkililer, bu güçlü itibarın korunması ve sürdürülebilir kılınması için kayıt dışı faaliyetlerle mücadelenin önemine dikkat çekiyor. Uluslararası hastaların mağduriyet yaşamamaları adına tedavi görecekleri kurumların Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş olmasına özen göstermeleri gerekiyor. Sadece sosyal medya üzerinden hizmet veren merdiven altı yapılardan uzak durulması, tedavi süreçlerinin yazılı sözleşmelerle güvence altına alınması ve JCI gibi uluslararası akreditasyona sahip güvenilir merkezlerin tercih edilmesi, hasta güvenliği açısından kritik bir önem taşıyor.
Kaynağa Git