Ana içeriğe geç

Beslenme uzmanından gıda güvenliği rehberi: Hangi besinler ne zaman çöpe atılmalı?

Her eski görünen yiyecek bozulmuş anlamına gelmiyor. Uzmanlara göre bazı meyve ve sebzeler yeniden değerlendirilebilirken, küf ve kötü koku gibi belirtiler görülen gıdalar sağlık riski nedeniyle tüketilmemeli

Beslenme uzmanından gıda güvenliği rehberi: Hangi besinler ne zaman çöpe atılmalı?
Gazete Oksijen
16

Mutfak tezgahında kararmış muzlar veya buzdolabında yumuşamış salatalar birçok evde sıkça karşılaşılan bir durum. Uzmanlar, bu tür gıdaların her zaman bozulmuş sayılmadığını ve bazılarının güvenle değerlendirilebileceğini belirtiyor.

Independent'ın haberine göre; araştırmalar, Avustralya’daki hanelerin satın aldıkları gıdaların ortalama yüzde 30’unu, yani yılda yaklaşık 2,5 milyon tonunu israf ettiğini gösteriyor.

Ancak yaşam maliyetlerinin arttığı, yakıttan market ürünlerine kadar pek çok harcamanın zamlandığı bir dönemde gıda israfı daha da can yakıcı hale geliyor.

Ekonomik baskılar nedeniyle daha fazla insan gıda yardımı hizmetlerinden yararlanırken, birçok kişi daha az taze ürün satın alıyor ve gıda güvenliği konusunda daha fazla risk alıyor.

Uzmanlara göre ise biraz bilgi ve yaratıcılıkla bazı yiyecekleri sağlığı riske atmadan değerlendirmek mümkün.

Risk almayın

Her yiyeceği kurtarmanın mümkün olmadığını unutmamak gerekiyor. Çünkü bazı gıdalar tüketilmesi güvenli olmayan bir hale gelebiliyor.

Independent'ın haberine göre; uzmanların dikkat edilmesini önerdiği dört temel işaret şu şekilde:

  • Görünür küf oluşumu
  • Kaygan veya sümüksü doku
  • Sıvı sızdırması
  • Keskin ya da ekşi koku

Bu belirtilerden birini veya birkaçını gösteren yiyeceklerin çöpe atılması tavsiye ediliyor. Aksi halde karın ağrısı, mide bulantısı, kusma ve ishale yol açabilen gıda zehirlenmesi riski ortaya çıkabiliyor.

Öte yandan kırışıklık, kararma ve kuruma gibi özellikler çoğu zaman yalnızca yaşlanmanın göstergesi olup, gıdanın bozulduğu anlamına gelmiyor.

Meyveler

Kahverengiye veya siyaha dönmüş muzlar iştah açıcı görünmeyebilir ancak muzlu kek, pankek veya smoothie yapımında güvenle kullanılabilir. Yine de eski muzları taze olanlardan uzak tutmak gerekiyor. Çünkü koyu renkli muzlar etilen gazı salgılayarak diğer meyvelerin daha hızlı olgunlaşmasına neden oluyor.

Beklemiş elmalar da su kaybettikleri için buruşuk bir görünüm alabiliyor. Ancak bu elmalar komposto yapmak, fırınlamak veya rendelemek için oldukça uygun.

Limon ve portakal gibi turunçgillerin kabukları zamanla sertleşip kuruyabiliyor. Buna rağmen kabukları keklerde ve marmelat yapımında, iç kısımları ise içeceklerde, soslarda ve marinasyon işlemlerinde kullanılabiliyor.

Büyük ve sert meyvelerde görülen küf genellikle kesilip atılabiliyor. Ancak küflü bölümün çevresinden birkaç santimetrelik geniş bir alanın da çıkarılması gerekiyor. Çilek gibi küçük ve yumuşak meyvelerde ise küf görüldüğünde ürünün tamamının atılması öneriliyor.

Sebzeler

Yumuşamış veya buruşmuş sebzeler nem kaybetmiş olabilir ancak bu durum her zaman bozuldukları anlamına gelmez. Bu tür sebzeler fırınlanabilir, ezilebilir veya püre haline getirilerek çorbalardan körilere kadar birçok yemekte değerlendirilebilir.

Ispanak ve kara lahana gibi yapraklı yeşillikler ise buzlu suda bekletilerek yeniden canlandırılabilir. Bunun için yaprakların ayrılması ve en az 30 dakika boyunca soğuk suda bekletilmesi yeterli oluyor.

Patates, havuç ve bal kabağı gibi sert sebzelerde ezilmiş veya zarar görmüş kısımlar çoğu zaman kesilip atılabilir. Ancak patateslerde yaygın yeşillenme veya yoğun filizlenme varsa dikkatli olunmalı. Çünkü bunlar yüksek miktarda tüketildiğinde zararlı olabilen doğal toksinler içeriyor.

Mantarların üzerinde oluşan beyaz ve pamuksu tabaka ise çoğu zaman küf değil, mantarın kök sisteminin bir parçası olan miselyumdur. Küf ise genellikle mavi, yeşil, gri veya sarı renklerde, belirgin kümeler halinde görülür.

Tahıllar ve unlu mamuller

Küflenmiş ekmeklerin tamamen atılması gerekiyor. Çünkü küf, ekmek ve kek gibi gözenekli gıdalarda kolayca yayılabiliyor.

Buna karşılık küflenmemiş fakat bayatlamış ekmekler kızartılarak, kruton yapılarak ya da galeta ununa dönüştürülerek değerlendirilebilir. Ekmeklerin ekmek kutusunda, bez torbada veya kâğıt poşette saklanması ise küf oluşumunu yavaşlatabiliyor.

Artan pişmiş pirinç ve makarna birkaç gün içinde tüketilmek üzere sote yemeklerinde veya fırın makarnada kullanılabilir. Ancak bunların hızlı şekilde buzdolabına kaldırılması ve yeniden tüketilmeden önce tamamen ısıtılması gerekiyor. Uzmanlar yiyeceklerin en az 60 dereceye kadar ısıtılmasını öneriyor. Mikrodalga kullanılıyorsa eşit ısınmayı sağlamak için karıştırmak da önemli.

Öte yandan iki saatten fazla oda sıcaklığında bekleyen yemeklerin mutlaka atılması gerekiyor. Çünkü bu tür gıdalarda oluşabilecek bakteriler yeniden ısıtma işlemiyle tamamen ortadan kaldırılamayabiliyor.

Süt ürünleri

Süt ve yoğurt gibi ürünler çoğunlukla pişirilmeden veya yeniden ısıtılmadan tüketildiği için son kullanma tarihi geçmiş süt ürünlerinin atılması en güvenli seçenek olarak görülüyor.

Süt ürünlerinin erken bozulmasını önlemek için servis sırasında temiz kaşık ve ekipman kullanılması, ardından ürünlerin hızla buzdolabına geri konulması tavsiye ediliyor.

Yumuşak peynirlerde küf görülmesi durumunda ürünün tamamının atılması gerekiyor. Çünkü küf kökleri peynirin derinliklerine kadar ulaşabiliyor.

Parmesan gibi sert peynirler ise küfe karşı daha dayanıklı. Bu nedenle küflü bölüm geniş bir pay bırakılarak kesilip atılabiliyor. Peynirlerin mumlu kâğıda veya yağlı kâğıda sarılıp bir kap içinde saklanması da raf ömrünü uzatabiliyor.

Uzmanlara göre, son kullanma tarihine yaklaşmış ancak bozulmamış birçok gıda doğru yöntemlerle değerlendirilebilir. Basit gıda güvenliği kurallarına uymak ve yaratıcı çözümler üretmek hem israfı azaltmaya hem de tasarruf etmeye yardımcı olabilir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler