Türkiye ekonomisi, 2026 yılının ilk yarısını geride bırakırken yüksek enflasyon sarmalı ile finans sektörünün rekor büyümesi arasındaki derin tezata sahne oluyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) tarafından açıklanan Mayıs 2026 enflasyon verileri halkın ve reel sektörün üzerindeki geçim yükünü tescillerken, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verileri ise bankacılık sektörünün kârlılıkta ve bilanço büyümesinde yeni zirvelere ulaştığını gösteriyor. Makroekonomik dinamikler, bir yanda daralan alım gücünü diğer yanda ise finansal genişlemeyi aynı anda barındıran bir büyüme modeli ortaya koyuyor.
ENFLASYONDA MAKAS AÇIK: TÜİK VE ENAG VERİLERİNDE MAYIS TABLOSU
Ekonominin en sıcak başlığı olan fiyat artışlarında, resmi ve bağımsız kurumların açıkladığı veriler arasındaki makas Mayıs 2026 döneminde de varlığını korudu. TÜİK, mayıs ayı itibarıyla yıllık tüketici enflasyonunu yüzde 32,61 olarak ilan ederken, sahada yaşanan gerçek fiyat hareketlerini ölçen ENAG ise yıllık enflasyonun yüzde 53,13 seviyesine ulaştığını açıkladı. İki veri arasındaki belirgin farka rağmen, her iki oranın da işaret ettiği çift haneli yüksek enflasyon ortamı, hanehalkının satın alma gücünü baskılamaya ve maliyet enflasyonu kanalıyla üretim çarklarını zorlamaya devam ediyor.
REKOR KÂRLILIK VE BÜYÜYEN BİLANÇOLAR
Yüksek enflasyonun gölgesindeki reel ekonomiye tezat olarak, Türk bankacılık sektörü kârlılık ve büyüme performansıyla dikkat çekiyor. BDDK’nın Nisan 2026 dönemine ait son verilerine göre, bankacılık sektörünün net kârı Ocak-Nisan döneminde, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 37,6 gibi dikkat çekici bir oranda artarak 363,6 milyar lira seviyesine ulaştı. Sektörün toplam aktif büyüklüğü ise geçen yılın nisan ayındaki 37,3 trilyon lira seviyesinden 50,4 trilyon liraya yükselerek devasa bir hacme ulaştı.
KREDİ HACMİNDE DEVASA GENİŞLEME VE REEL SEKTÖRÜN FİNANSMAN ARAYIŞI
Yüksek enflasyonist ortamda paraya olan talebin artması ve nakit ihtiyacı, bankaların en büyük aktif kalemi olan nakdi kredilere de doğrudan yansıdı. Bankacılık sektörünün toplam nakdi kredi hacmi, yıllık bazda çok ciddi bir sıçrama gerçekleştirerek 18,4 trilyon liradan 25,6 trilyon liraya yükseldi. Bu kredi genişlemesi, piyasadaki likidite ihtiyacını karşılama noktasında önemli bir işlev görse de makroekonomik dengeler ve aktif kalitesi üzerinde belirli risk unsurlarını da beraberinde getirdi.
BÜYÜMENİN GETİRDİĞİ RİSKLER: TAKİPTEKİ ALACAKLAR VE RASYOLARDA ALARM
Ekonomideki kredi genişlemesi ve makroekonomik dalgalanmalar, bankacılık sektörünün aktif kalitesi ile sermaye yapısı üzerinde baskı oluşturmaya başladı. Geçen yılın nisan ayında yüzde 2,03 seviyesinde bulunan takipteki alacakların toplam nakdi kredilere oranı (NPL), bu yılın aynı döneminde yüzde 2,65’e tırmandı. Bu artış, reel sektörün ve bireysel tüketicilerin borç ödeme sadakatinde zorlanmaya başladığına işaret etti. Öte yandan, Nisan 2025 döneminde yüzde 14 seviyesinde olan çekirdek sermaye yeterlilik rasyosu yüzde 12'ye gerilerken, sektörün toplam sermaye yeterlilik rasyosu (SYR) da yüzde 17'den yüzde 16’ya revize oldu. Finans sektörü kârlılık rekorları kırsa da sermaye tamponlarında yaşanan bu sınırlı gerileme, önümüzdeki dönem için risk yönetiminin önemini bir kez daha ortaya koydu.
Odatv.com