Dursun Suna / Niğde
Geçmişte düğün hazırlıklarının baş tacının koyun yünüyle yapılan yataklar olduğunu söyleyen Serpil Temizkan, "Eskiden kız tarafı, damat evinden 250-300 kilo koyun yünü isterdi. Yün alınmadan kız isteme işi bile tamamlanmaz, düğün hazırlıkları başlamazdı. Yatak, yorgan ve yastık olmadan ev kurulmuş kabul edilmezdi. Şimdi ise bu geleneklerin yerini hazır yataklar, yastıklar, halılar ve mobilyalar aldı" dedi.
BUNA YÜN ÇIRPMA DENİR...
Yünlerin temizlenme ve hazırlanma sürecini de anlatan Temizkan, bu işlemin halk arasında "yün çırpma" olarak bilindiğini söyledi.
Temizkan, "Yünler yatak ve yastıklardan çıkarıldıktan sonra akar suda ya da beton zeminde ayakla çiğnenerek iyice yıkanır. Daha sonra güneşte tamamen kurutulur. Kuruyan yünler oklava yardımıyla kabartılarak yeniden yatağa ve yastığa doldurulur. Bu bakım her yıl yapılmazsa yünleri güve basar, kurtlanır ve kullanılmaz hale gelir. Üstelik kötü kokular oluşur" dedi.

Evlendiği günden bu yana her yıl aynı geleneği sürdürdüğünü ifade eden Serpil Temizkan, "Bu kültürü anamın evindeyken öğrendim, şimdi nerde bu yatak yorgan? Her şey fabrikasyon. Her şey hazır. El emeği artık yok. Kültürümüzü unutmayalım. Ben yaşadığım sürece bu ata mirası geleneğimizi devam ettireceğim" dedi.
