ABD'nin uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele bahanesiyle Karayipler ve Pasifik Okyanusu'nda düzenlediği deniz operasyonlarının, ülkeye yönelik uyuşturucu trafiğini azaltmakta başarısız olduğu öne sürülürken, Washington'ın bu saldırıları Venezuela, Küba ve bölgedeki diğer ülkelere yönelik baskısını artırmak için kullandığı yönündeki eleştiriler de yeniden gündeme geldi.
Washington Post'un (WP), ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi (DEA) tarafından hazırlanan değerlendirmeye dayandırdığı haberine göre, ABD yönetiminin uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele kapsamında teknelere yönelik saldırıları, kaçakçıların faaliyetlerini engellemek yerine yeni rota ve yöntemler geliştirmesine neden oldu.
DEA değerlendirmesinde, söz konusu operasyonların ABD'deki uyuşturucu arzını veya fiyatlarını kayda değer ölçüde etkilemediği belirtildi. Kaçakçıların, uluslararası sularda faaliyet göstermek yerine ABD güçlerinin ateş açma ihtimalinin daha düşük olduğu kıyı bölgelerine yöneldiği, ayrıca deniz taşımacılığı yerine hava yolunu daha fazla kullanmaya başladığı ifade edildi.
Hukuki dayanağı tartışmalı
Buna karşın ABD ordusunun, Karayipler ve Pasifik'te uyuşturucu taşıdığı iddiasıyla bazı tekneleri doğrudan hedef alması uluslararası kamuoyunda "yargısız infaz" tartışmalarını da beraberinde getirdi. İnsan hakları savunucuları ve bazı uluslararası hukuk uzmanları, uluslararası sularda gerçekleştirilen bu tür ölümcül müdahalelerin hukuki dayanağının tartışmalı olduğuna dikkat çekiyor.
Bölge ülkelerine yönelik baskı
Öte yandan Latin Amerika'da uzun süredir dile getirilen eleştiriler de yeniden gündeme geldi. Bölgedeki bazı hükümetler ve siyasi analistler, Washington'ın uyuşturucuyla mücadele söylemini yalnızca güvenlik amacıyla değil, aynı zamanda Karayipler'deki askeri varlığını güçlendirmek ve özellikle Venezuela ile Küba üzerindeki baskıyı artırmak için kullandığını savunuyor. Bu görüşe göre ABD, deniz devriyeleri ve askeri operasyonlar aracılığıyla Karayip havzasındaki jeopolitik etkisini pekiştirmeyi hedefliyor.
Eleştirilerde, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele bahanesiyle yapılan saldırıların bölgedeki egemenlik tartışmalarını derinleştirdiği, buna rağmen DEA'nın kendi değerlendirmesinin dahi bu saldırıların temel hedefi olan uyuşturucu trafiğini azaltmada somut başarı sağlayamadığını ortaya koyduğu vurgulanıyor.