Ana içeriğe geç

'Geçinemiyoruz barınamıyoruz'

KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz’e göre, eskiden göreve yeni başlayan bir kamu çalışanı evini kurabilirken, bugün birçok kamu emekçisi ortak ev tutuyor.

'Geçinemiyoruz barınamıyoruz'
Nefes Gazetesi
16

ŞEHRİBAN KIRAÇ / NEFES

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, bu yılın ilk beş ayında bir kamu emekçisinin maaşında yaklaşık 11 bin 400 liralık kayıp oluştuğunu vurgulayarak, çalışanların her geçen gün daha fazla yoksullaştığını vurguladı.

“AKP öncesinde bir kamu emekçisi emekli ikramiyesiyle bir ev alabilirken bu anda aynı ikramiye bir arabanın dört tekerleğini alabilecek düzeye indi” diyen Ahmet Karagöz ile kamu çalışanlarının durumunu konuştuk.

* Bu yılın ilk 5 ayında enflasyon karşısında bir kamu emekçisinin ortalama maaşı 11 bin 400 lira eridi. Kamu emekçisi aldığı maaşla geçinebiliyor mu?

Kamu Görevlileri Hakem Kurulu, 2026’nın ilk altı ayı için yüzde 11, ikinci altı ayı için yüzde 7 artış öngördü. Ancak bu oranlar gerçek bir zam değil, tamamen enflasyon farkından ibarettir.

Yılın ilk beş ayında enflasyonun yüzde 16.61’e ulaşmasıyla ortalama bir kamu emekçisinin maaşında yaklaşık 11 bin 400 liralık kayıp oluştu. Ücretler daha yıl bitmeden erirken, kamu emekçileri her geçen gün daha fazla yoksullaşıyor. Büyükşehirlerde kamu çalışanlarının maaşlarının önemli bir bölümü kiraya gidiyor, geriye kalan gelir insanca yaşamaya yetmiyor. Geçmişte göreve yeni başlayan bir memur ev kiralayıp evini kurabilirken, bugün birçok kamu emekçisi ortak ev tutmak ve ikinci el eşya kullanmak zorunda kalıyor. Kamu emekçileri artık sadece geçinememe değil, barınamama sorunu da yaşıyor.

GÜVENCELİ ÇALIŞMA ŞART

* KESK olarak kamu emekçisine yüzde 35 ek zam yapılmasını istiyorsunuz. Bunun için ne tür eylemleriniz olacak?

KESK olarak, emekçilerin yaşadığı ücret kayıplarına dikkat çekmek amacıyla 3 Temmuz 2026’da, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde kitlesel bir basın açıklaması yapıp, ardından oturma eylemi yapacağız. Öncelikle her kamu emekçisinin yaşadığı yaklaşık yüzde 35’lik gelir kaybı telafi edilmeli, ancak bundan sonra toplu sözleşme hükümleri uygulanmalı. Kamu emekçileri enflasyona ezdirilmemeli, insanca yaşayacak ücret ve güvenceli çalışma koşulları sağlanmalı.

* Kamu çalışanları için daha yaşanılır bir ortam nasıl yaratılır?

Kamu emekçileri geçim sıkıntısı, barınma sorunu ve ağır vergi yükleri altında yaşam mücadelesi veriyor. Ülkedeki kaynaklar adil biçimde paylaşılsa, büyük sermayeden ve yüksek gelir gruplarından alınması gereken vergiler etkin bir şekilde tahsil edilse, kamu kaynakları toplum yararına kullanılsa, kamu emekçileri için daha yaşanılabilir bir iklim yaratılabilir.

HERKES CİDDİ DARBOĞAZDA

* Son dönemlerde emeklilerden, madencilere kadar alanlarda ciddi hak arama mücadelesi var, bu kitlesel hale getirilebilir mi?

Emekliler, kamuda ve özel sektörde çalışan, hizmet ve üretim süreçlerinin yükünü taşıyan milyonlarca insan; baskı, mobbing, güvencesizlik ve ağır çalışma koşulları altında yaşam mücadelesi veriyor. Maaşıyla geçinemeyen, barınma sorunu yaşayan emekçiler; çiftçiler ve esnaf ciddi bir ekonomik darboğazın içinde. Bugün ihtiyaç duyulan şey; emekten, demokrasiden yana olan tüm toplumsal kesimleri ortak talepler etrafında bir araya getirmektir.

EMEKLİ İKRAMİYESİYLE 4 TEKERLEK ALINABİLİYOR

* Türkiye ITUC verilerine göre işçi hakları açısından dünyanın en kötü 10 ülkesinden biri. Türkiye’nin bu noktaya gelmesinin ana nedenleri nelerdir?

Bugün ülkemizde sendika başkanlarının tutuklandığına, gözaltına alındığına, açığa alındığına ve ihraç edildiğine tanıklık ediyoruz. En demokratik hak arama mücadeleleri dahi çoğu zaman şiddetle bastırılıyor. Sendikal eylem ve etkinlikler gerekçe gösterilerek üyelerimiz sürgün ediliyor ve ihraç ediliyor. Bunun temel nedeni tek adam rejimini kalıcı hale getirme çabasıdır.

EMEKÇİ YOKSULLAŞTI

* 24 yıllık AKP iktidarını düşününce kamu emekçileri kazanılmış hangi haklarını kaybetti?

24 yıllık AKP iktidarları döneminde kamu emekçileri giderek yoksullaştırıldı. Özellikle emeklilik bağlanma oranlarının düşürülmesiyle kamu çalışanları 65 yaşına kadar çalışmaya mahkûm edildi. AKP öncesinde bir kamu emekçisi emekli ikramiyesiyle bir ev ve bir araba alabiliyorken, bugün ikramiyeyle ancak bir aracın dört tekerleği alınabiliyor.

Yapılan yasal düzenlemelerle kamu emekçilerinin iş güvencesi de fiilen ortadan kaldırıldı. İktidarın kendi denetimindeki sendikalarla yürüttüğü toplu sözleşme süreçleri değersizleştirilmiş, kamu emekçilerinin haklarını koruyan bir mekanizma olmaktan çıkarıldı. Çalışanların grev hakkı sendikalaşma hakkı engelleniyor.

BÜYÜK EŞİTSİZLİK YAŞANIYOR

* Aynı işi yapan kamu çalışanlarıyla özel sektör çalışanı arasında ciddi gelir farkı var. Bunu eşitlemek mümkün mü?

Baştan beri ‘eşit işe eşit ücret’ ilkesini savunuyoruz. Bugün özel sektör ile kamuda çalışanlar arasında ciddi ücret farklılıkları bulunuyor. Dahası, aynı kurum içinde, aynı işi yapan emekçiler arasında bile büyük eşitsizlikler yaşanmaktadır.

Örneğin devlet okullarında ücretli öğretmen olarak derse giren bir eğitim emekçisi ile kadrolu bir öğretmenin aldığı ücret arasında dahi kabul edilemez düzeyde farklar bulunmaktadır.

Aynı emeğin farklı statüler üzerinden değersizleştirilmesi ne adaletle ne de sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmıyor. Emeği değersizleştiren, güvencesizliği yaygınlaştıran ve çalışanları birbirine karşı rekabet içine iten bu uygulamalardan iktidarın vazgeçmesi gerekiyor.

Bu ülkenin yurttaşları, sermayenin ucuz ve güvencesiz iş gücü haline getirilmemeli. İktidarın, çalışanların insanca yaşamaya yetecek ücret, güvenceli çalışma ve adil paylaşım taleplerini karşılayacak adımlar atması zorunluluktur. Haklar kendiliğinden verilmez; mücadeleyle kazanılır.

Bunun için de örgütlü olmak ve emeğin ortak talepleri etrafında dayanışmayı büyütmek hayati önemde. Tüm emekçileri, haklarına sahip çıkmak için örgütlü mücadeleyi güçlendirmeye çağırıyoruz. Çünkü eşitlikten ve insanca yaşamdan yana bir düzen ancak emekçilerin ortak iradesiyle kurulabilir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler