Ana içeriğe geç

Bizim “toplumsal butlan”ımız ve bir ülkeyi kaybetmenin yası

Adalete duyduğumuz güvenin, kurumların bizi koruyacağına dair inancımızın, bir toplumda hesap sorulabilirliğin var olacağına dair inancımızı kaybetmenin de yasını tutuyoruz. Yas, bazen gerçekleşmeyeceğini fark ettiğimiz bir geleceğin ardından gelir. Şengül Hablemitoğlu yazdı.

Bizim “toplumsal butlan”ımız ve bir ülkeyi kaybetmenin yası
Fayn
16

"Yas, bazen gerçekleşmiş bir kaybın ardından gelmez. Bazen gerçekleşmeyeceğini fark ettiğimiz bir geleceğin ardından gelir."

Yas Uzun Bir Veda¹

Çocuk istismarından 18 yıl 9 ay hapis cezası alan bir tarikat liderinin tahliye edildiğini ve destekçileri tarafından şenliklerle karşılandığını izlerken, malum butlanla yatıp butlanla kalkınca, insan tuhaf bir biçimde şöyle düşünüyor; belli ki bu da bizim butlanımız.

Bizim bir toplum sözleşmemiz falan kalmamış. Ortak gerçekliğimiz çökeli çok olmuş. Çünkü o görüntülerde gördüğümüz şey, bir tahliye falan değil.

Gördüğümüz şey, bir toplumun kendi kurduğu sözleşmeyi tanımadığını; mahkemenin kararını, mağdurun yaşını, suçun ağırlığını, sanki hiç var olmamış gibi ilan etmesiydi.

Bize ülkemizde bir toplumsal butlan tebliğ edileli çok uzun zaman oldu. Üstelik arkasında aynı aktörler var. Ama yine de hâlâ hukuki değil mi?

Şenlik mi, vicdan yoklaması mı?

Durum sadece bir tahliye olma hali olsa belki bu kadar acı vermezdi. Kalabalık, sevinç çığlıkları, omuzlarda taşınma… Bu gerçeklikten kopuk sahnenin asıl sarsıcı kısmı duygusal.

Orada görünen şey, bir ritüel. Ve bir topluluğun bir çocuğa yapılanı kutlayarak tepki verebilmesi tek başına failin değil, o failin etrafında örülen/örgütlenen bütün bir sembolik dünyanınne kadar tehlikeli olduğunu gösteriyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler