Türkiye’nin yıllardır sonuçlandıramadığı Marmara depremi tartışması, son bir haftada meydana gelen küçük sarsıntılar ve uzmanların karşılıklı açıklamalarıyla bir kez daha gündemde. Önce Marmara Denizi’nin orta kesiminde kaydedilen mikro depremler, ardından Çanakkale’nin Ayvacık ilçesi açıklarında meydana gelen 3,9 büyüklüğündeki deprem sonrası tartışmalar alevlendi. Son bir haftalık süreçte bazı uzmanlar küçük deprem kümelerinin yakından izlenmesi gerektiğini belirtirken, tartışmanın ikinci aşaması ise Prof. Dr. Naci Görür’ün Çanakkale açıklarındaki depremden sonra kullandığı “Büyük depremi tez zamanda kuzey kolda bekliyoruz” sözleriyle başladı. Jeoloji Uzmanı Dr. Ramazan Demirtaş ise depremin meydana geldiği Kuzey Ege alanıyla Marmara Denizi’nin kuzey kolu arasında yaklaşık 280-300 kilometre bulunduğunu belirterek iki alan arasında doğrudan ilişki kurulamayacağını savundu. Demirtaş ayrıca “tez zamanda” ifadesinin ölçülebilir, sınanabilir veya bilimsel bir zaman aralığı ortaya koymadığını söyledi.
ÖNCÜ DEPREM DENEMEZ!
Son deprem tartışmalarının ilk halkası, 10 Temmuz’da Orta Marmara Çukuru’nda kaydedilen küçük ölçekli deprem hareketliliği oldu. AFAD verilerini değerlendiren Prof. Dr. Osman Bektaş, bölgede yaklaşık 6-9 kilometre derinlikte, büyüklükleri 3,5’in altında kalan bir mikro deprem kümesi oluştuğunu açıkladı. Bektaş, bu hareketliliğin tek başına büyük bir depremin habercisi sayılamayacağını özellikle belirtti.
BİNLERCE SARSINTI OLUYOR
Dr. Ramazan Demirtaş ise Marmara Denizi’nde küçük ve orta büyüklükte çok sayıda deprem meydana geldiğini, bu depremlerin büyük bölümünün daha büyük bir sarsıntıyla sonuçlanmadığını belirtti. Demirtaş , "Marmara Denizi’nde 1999 ile 2025 arasında 3 ile 5 büyüklüğü arasında 562 deprem kaydedildi. 2011 ile 2026 arasındaki toplam deprem sayısının ise 6 bin 508 oldu" ifadelerini de kullandı. Demirtaş ayrıca 26 Eylül 2019’daki 5,8 büyüklüğündeki deprem ile 23 Nisan 2025’teki 6,2 büyüklüğündeki deprem arasında bölgede 1280 ayrı sarsıntı kaydedildiğini aktarırken, "23 Nisan 2025’teki depremden sonra da binin üzerinde deprem meydana gelmesine rağmen yeni bir 6 ve üzeri deprem oluşmadı" açıklamasında bulundu.
"TEZ ZAMANDA BEKLİYORUZ"
Tartışmalar sürerken, 15 Temmuz gecesi bu kez de Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde 3.9 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Sarsıntının ardından Prof. Dr. Naci Görür’ün yaptığı değerlendirme, Marmara depremi tartışmasını yeniden başlattı. Görür, depremin Küçükkuyu Fayı üzerinde meydana gelen sığ ve küçük bir deprem olduğunu belirtti. Kuzey Anadolu Fayı’nın güney kolu kabul edilen bu zonun Marmara Bölgesi’nin gerildiğini gösterdiğini ifade eden Görür, “Biz büyük depremi tez zamanda kuzey kolda bekliyoruz” dedi.
"ARADA 300 KM VAR"
Naci Görür’ün açıklamasına Dr. Ramazan Demirtaş peş peşe paylaşımlarla karşı çıktı. Demirtaş’ın ilk itirazı, depremin meydana geldiği alanın coğrafi ve tektonik konumuna yönelik olurken, "Tez zamanda deprem bekliyoruz' dediği Marmara kuzey kolu Kumburgaz-Adalar segmenti ile 3.9'luk depremin olduğu Skyros-Edremit havzası arasında 280-300 km var. Ne alaka? Trajikomik" dedi.
3 BOYUTLU HARİTALAR GEREKLİ
Öte yandan uzmanların son açıklamaları konusunda görüş ayrılığı bulunsa da,1912 Şarköy-Mürefte ve 1999 İzmit depremlerinin kırdığı alanların arasında kalan Marmara Denizi içindeki fay bölümü, uzun süredir sismik boşluk olarak değerlendiriliyor. Paleosismoloji, deniz tabanı araştırmaları, GPS ölçümleri ve tarihsel deprem kayıtları, Marmara’daki fayların önemli miktarda kayma açığı biriktirdiğini gösteriyor. Deprem Bilimci Prof. Dr. Cenk Yaltırak ise her fırsatta, "Bir fayın tehlikesini belirlemek için onun sadece yüzey izini değil derine doğru geometrisini belirlemeniz, 3 boyutlu haritasını yapmanız lazım" uyarısında bulunuyor.
[email protected]
Kaynak: Web Özel