Ana içeriğe geç

2026 sonu için en çarpıcı tahmin! Prof. Dr. Ali Hepşen'den yeni altın raporu

Altın, borsa, kripto para, mevduat ve gayrimenkul... Peki, 2026 yılının yatırım şampiyonu kim olacak? Mart ayında yaptığı değerlendirmelerle 4.000 dolar seviyesini önceden haber veren Ekonomist Prof. Dr. Ali Hepşen, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'un sorularını cevapladı. Hepşen, yatırımcıların 'yeni normali' haline gelen 4.000 dolar seviyesini ve 2026 sonu için öngördüğü çarpıcı hedefleri tek tek sıraladı.

2026 sonu için en çarpıcı tahmin! Prof. Dr. Ali Hepşen'den yeni altın raporu
TGRT Haber
16

Altın piyasası, sadece bir fiyat grafiğinden ibaret değil; küresel jeopolitik gerilimlerin, merkez bankalarının stratejik rezerv tercihlerinin gölgesinde hareket ediyor.

Orta Doğu’dan küresel ticaret hatlarına uzanan geniş bir coğrafyadaki stratejik gerilimler, yatırımcıyı altın, gayrimenkul gibi geleneksel güvenli limanlara daha çok yaklaştırıyor. Ancak bugün altın piyasasında oluşan tablo yatırımcının kafasında soru işaretleri oluşturuyor.

Mart ayında yaptığı değerlendirmelerle 4.000 dolar seviyesine dikkat çekerek piyasanın rotasını önceden işaret eden Ekonomist Prof. Dr. Ali Hepşen, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a yeni öngörülerde bulundu.

Şu anki makroekonomik tabloyu göz önüne aldığımızda, altını destekleyen ya da baskılayan en temel dinamikler sizce nelerdir?

Prof. Dr. Ali Hepşen: Altın piyasasında şu an tek bir değişkeni izleyerek yorum yapmak çok zor. Çünkü fiyatlamalar aynı anda birkaç farklı başlıktan etkileniyor.

Bir tarafta jeopolitik riskler var. Orta Doğu'da yaşanan gelişmeler, enerji piyasalarındaki oynaklık, küresel ticaret hatlarına ilişkin belirsizlikler ve ülkeler arasındaki stratejik gerilimler, yatırımcıların güvenli liman arayışını canlı tutuyor. Son birkaç yıldır merkez bankalarının altın alımlarında gördüğümüz artış da bunun önemli bir göstergesi. Altın artık sadece bireysel yatırımcının değil, merkez bankalarının da bilanço tercihlerinde daha görünür hâle geldi.

Diğer tarafta ise ABD para politikası bulunuyor. Özellikle son dönemde gelen bazı veriler, Fed'in faiz indirimlerinde piyasanın beklediği kadar hızlı hareket etmeyebileceğini gösterdi. Bu da zaman zaman doların güçlenmesine ve altın üzerinde satış baskısı oluşmasına neden oluyor.

Bu nedenle bugün altın tarafında iki farklı dinamik aynı anda çalışıyor. Bir yanda güvenli liman talebi ve merkez bankası alımları, diğer yanda yüksek faiz ortamının devam etme ihtimali. Son haftalarda yaşanan dalgalanmaların önemli bir kısmı da bu iki unsur arasındaki denge arayışından kaynaklanıyor.

BÜYÜK DÜŞÜŞ TRENDİ DEĞİL

Ons altın ve gram altın tarafında yakın zamanda beklentiniz nedir? Bu düşüş nereye kadar sürecek?

Prof. Dr. Ali Hepşen: Mart ayında size yaptığım değerlendirmelerde 4.000 dolar seviyesine özellikle dikkat çekmiştik.

(https://www.tgrthaber.com/ekonomi/altin-ve-gumus-fiyatlari-nerede-duracak-prof-dr-ali-hepsenden-carpici-4000-dolar-anal-3290256)

O günlerde birçok yatırımcı için oldukça uzak görünen bu rakam, bugün artık piyasanın yabancı olduğu bir seviye değil. Fiyatlamalar bir süredir bu bölgenin etrafında şekilleniyor.

Son dönemde yaşanan geri çekilmeye baktığımda, bunu yeni bir düşüş trendinin başlangıcı olarak değerlendirmiyorum. Açıkçası birkaç ay içerisinde çok güçlü bir yükseliş yaşandı. Böyle dönemlerin ardından yatırımcıların bir kısmı kâr realizasyonuna gider, bazı fonlar pozisyonlarını yeniden düzenler, piyasa da yeni denge seviyelerini test etmeye başlar. Altın tarafında bugün gördüğümüz tablo biraz buna benziyor.

YÜKSELİŞ SONRASINDA YAŞANAN DÜZELTME

Ben altının arkasındaki temel dinamiklerde ciddi bir bozulma görmüyorum. Merkez bankalarının talebi devam ediyor. Jeopolitik riskler ortadan kalkmış değil. Küresel büyüme tarafındaki soru işaretleri de hâlâ masada duruyor. Bu nedenle mevcut geri çekilmeyi daha çok yükseliş sonrasında yaşanan normal bir düzeltme hareketi olarak görüyorum.

Ons altında 4.000 dolar civarındaki bölgenin önemli bir referans alanı hâline geldiğini düşünüyorum. Bunun altında veya üzerinde hareketler elbette olacaktır. Ancak mevcut koşullarda kalıcı ve sert bir aşağı yönlü trend beklemiyorum. Gram altın tarafında ise ons fiyatının yanında kur etkisi de bulunduğu için geri çekilmelerin daha sınırlı hissedilmesi mümkün.

Sizin 2026 sonu için hem ons hem de gram altın tarafındaki baz senaryonuz nedir?

Prof. Dr. Ali Hepşen: Yıl sonu beklentisi oluştururken tek bir göstergeye bakmıyorum. Fed politikaları, merkez bankalarının rezerv tercihleri, enerji fiyatları, jeopolitik gelişmeler ve küresel büyüme görünümü birlikte değerlendirilmesi gereken başlıklar.

Bu çerçevede benim baz senaryomda 2026 sonu için ons altında 4.500-4.800 dolar aralığı öne çıkıyor. Gram altın tarafında ise 5.700-6.300 TL bandını makul buluyorum.

Burada dikkat çekici olan nokta şu: Birkaç ay önce yatırımcılar daha çok altının hangi seviyelere ulaşabileceğini konuşuyordu. Bugün ise piyasa, bu seviyelerin ne kadar kalıcı olabileceğini anlamaya çalışıyor. Bu da aslında altın fiyatlamasında son dönemde yaşanan değişimin önemli bir göstergesi.

Altının son yıllardaki performansına baktığımızda, sadece enflasyon beklentileriyle açıklanamayacak bir tablo görüyoruz. Jeopolitik riskler, rezerv güvenliği ve merkez bankalarının davranışları artık fiyatlamalarda çok daha belirleyici hâle gelmiş durumda.

EN KRİTİK RAKAMLAR BELLİ OLDU

İşler beklendiği gibi gitmezse altın fiyatlarında görebileceğimiz en uç ve dip seviyeler nedir?

Prof. Dr. Ali Hepşen: Piyasalarda her zaman alternatif senaryoları da konuşmak gerekir.

ABD ekonomisinin beklenenden güçlü kalması, enflasyonun yeniden yukarı yönlü sürpriz yapması ve Fed'in faiz indirimlerini ciddi şekilde ötelemesi durumunda altın üzerinde daha belirgin bir baskı oluşabilir. Böyle bir senaryoda ons altında 3.500-3.700 dolar bandı görülebilir.

Ancak bunun gerçekleşebilmesi için birkaç farklı koşulun aynı anda ortaya çıkması gerekir. Diğer tarafta ise yukarı yönlü riskler bulunuyor.

Jeopolitik gerilimlerin büyümesi, enerji fiyatlarında yeni şoklar yaşanması, merkez bankalarının altın alımlarını sürdürmesi veya küresel ekonomide beklenenden daha sert bir yavaşlama görülmesi hâlinde altın yeniden güçlü bir yükseliş eğilimine girebilir. Bu durumda ons altında yeniden 5.500 dolar ve üzerindeki seviyelerin konuşulması da sürpriz olmaz.

Bugünkü görünümde yukarı yönlü risklerin tamamen ortadan kalktığını düşünmüyorum. Hatta orta vadede hâlâ aşağı yönlü risklerden biraz daha güçlü oldukları kanaatindeyim.

Borsa (BIST), döviz, kripto paralar, gayrimenkul ve mevduat faizini de işin içine katarsak bu yılın şampiyonu sizce kim olur?

Prof. Dr. Ali Hepşen: Bu soruya tek bir cevap vermek kolay değil çünkü her yatırım aracı farklı bir ihtiyaca hitap ediyor.

Mevduat tarafı, özellikle risk almak istemeyen yatırımcı için hâlâ güçlü bir alternatif. Yüksek faiz ortamında mevduat, yatırımcının beklemede kalmasını sağlayan ciddi bir seçenek hâline geliyor. Bunu küçümsememek lazım.

Borsa İstanbul'da fırsatlar olduğunu düşünüyorum ancak artık bunun bir endeks hikâyesinden çok şirket seçimi hikâyesine dönüştüğünü görüyoruz. Finansalları güçlü, borçluluğu yönetilebilir, nakit akışı sağlam şirketler ayrışabilir. Ancak genel endeks üzerinden bakıldığında oynaklık yüksek kalmaya devam edecektir.

Kripto varlıklar her zamanki gibi en yüksek getiri potansiyelini taşıyor. Ancak bunun karşılığında en yüksek oynaklığı da yatırımcıdan talep ediyor. Dolayısıyla burada getiri kadar risk iştahı da belirleyici.

Gayrimenkul tarafında ise tablo biraz daha karmaşık. Türkiye'de gayrimenkul hâlâ güçlü bir servet saklama aracı. Ancak 2026'da gayrimenkulün performansını tek başına fiyat artışı üzerinden okumak doğru olmaz.

Yüksek kredi faizleri, alım gücündeki zayıflama ve konut erişilebilirliğindeki bozulma piyasayı baskılıyor. Buna rağmen arz tarafındaki sorunlar, inşaat maliyetleri, arsa maliyetleri ve yeni üretimin yavaşlaması, fiyatların sert biçimde geri gelmesini de engelliyor.

Bu nedenle gayrimenkulde nominal fiyatlar dirençli kalabilir ancak reel getiri tarafında her bölge ve her segment aynı performansı göstermeyebilir. Merkezi lokasyonlar, kira üretme kapasitesi yüksek konutlar ve nitelikli ticari gayrimenkuller daha güçlü kalırken; likiditesi düşük ve fiyatı fazla şişmiş varlıklarda bekleme süresi uzayabilir.

Altın ise biraz farklı bir yerde duruyor. Altın yatırımcısı çoğu zaman en yüksek getiriyi hedeflemez. Belirsizlik dönemlerinde servetini korumayı amaçlar. Bu nedenle yıl sonunda en yüksek nominal getiriyi belki kripto tarafında görebiliriz. Gayrimenkul ise servet koruma tarafında önemini korur ancak kısa vadeli şampiyonluk yarışında yüksek faiz ve düşük likidite nedeniyle daha seçici bir piyasa olur. Risk-getiri dengesi açısından baktığımda, yatırımcısını en fazla memnun eden varlığın yine altın olabileceğini düşünüyorum.

Toparlayacak olursak, Mart ayında 4.000 dolar seviyesine dikkat çektiğimizde piyasa henüz farklı bir görünüm içindeydi. Bugün geldiğimiz noktada ise bu seviye, yatırımcıların günlük değerlendirmelerinin doğal bir parçası hâline gelmiş durumda. Bu tek başına önemli bir değişim.

Önümüzdeki aylarda fiyatlamalarda belirleyici olacak başlıklar yine merkez bankalarının tutumu, jeopolitik gelişmeler ve küresel faiz görünümü olacak. Kısa vadeli dalgalanmalar devam edebilir ancak mevcut tabloya baktığımda altın tarafındaki temel dinamiklerin önemli ölçüde korunduğunu düşünüyorum.

Kaynağa Git

İlgili Haberler