Ana içeriğe geç

Akdeniz'deki orkinos avcılığı, küresel balıkçılığın 2 katı karbon ayak izine neden oluyor

Bilim insanlarının Akdeniz'de Atlantik mavi yüzgeçli orkinos avcılığına ilişkin araştırması, avlanan her kilogram orkinos için yaklaşık 5 kilogram karbondioksit salımı gerçekleştiğini, bunun küresel balıkçılığın yaklaşık 2 katı olduğunu ortaya koydu

Akdeniz'deki orkinos avcılığı, küresel balıkçılığın 2 katı karbon ayak izine neden oluyor
Gazete Oksijen
16

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakkı Dereli ile doktora öğrencisi Dr. Hüseyin Akbaş, Türkiye'nin Akdeniz'deki mavi yüzgeçli orkinos avcılığı yapan gırgır filosunun yakıt tüketimini ve karbon ayak izini inceledi. "Regional Studies in Marine Science" dergisinde yayımlanan araştırma, 2023 ve 2024 av sezonlarında faaliyet gösteren tüm balıkçı, taşıma ve destek gemilerinden elde edilen verilerin analizine dayanıyor.

Avlanan orkinos azaldı, karbon ayak izi arttı

Türk filosu 2023'te 74 balıkçı gemisiyle 3 milyon 270 bin 799 kilogram, 2024'te ise 70 gemiyle 3 milyon 132 bin 567 kilogram Atlantik mavi yüzgeçli orkinos avladı. Filonun toplam karbon ayak izi 2023'te 15 milyon 421 bin 251 kilogram, 2024'te 15 milyon 295 bin 443 kilogram karbondioksit olarak hesaplandı. Avlanan her kilogram orkinos başına düşen karbon ayak izi ise 2023'te 4,71 kilogramdan 2024'te 4,88 kilograma yükseldi. Bu da küresel balıkçılıkta kilogram başına 2,2-2,5 kilogram karbondioksit olan ortalamanın yaklaşık iki katına karşılık geliyor.

Asıl yük avcı gemilerde değil, taşımada

Araştırmaya göre karbon ayak izinin büyük bölümü avcı gemilerden değil, yakalanan orkinosları canlı olarak yetiştiricilik tesislerine taşıyan gemilerden kaynaklanıyor. Bunun nedeni, balıkların uzun mesafelerde ağ kafesler içinde canlı taşınması ve filonun Akdeniz'deki başlıca üreme alanları olan Sicilya çevresi ile İspanya açıklarındaki Balear Adaları'na yaptığı uzun seferler olarak gösteriliyor.

"Lojistik de optimize edilmeli"

Araştırmayı değerlendiren Dereli, 2023-2024 av sezonlarına ait gerçek yakıt tüketim verilerinin beyan edilen balık miktarları, çiftlik transfer kayıtları ve tedarik zinciri verileriyle çapraz kontrol edilerek analizin güvenilirliğinin artırıldığını belirtti. Gırgır balıkçılığında yakıt tüketiminin büyük bölümünün arama ve seyir aşamalarında gerçekleştiğine dikkat çeken Dereli, toplam yakıtın yaklaşık yüzde 90'ının "arama ve av sahalarına ulaşım sırasında tüketildiğini" söyledi. Bu nedenle yalnızca avlama teknolojisinin değil, lojistik süreçlerin de optimize edilmesi gerektiğini vurguladı.

Dereli, seyir hızının düşürülmesi, pervane verimliliğinin artırılması ve düşük sürtünmeli ekipman kullanımının önemli kazanımlar sağlayabileceğini, rota optimizasyonu ile dijital karar destek sistemlerinin de yakıt tüketimini ciddi oranda azaltabileceğini belirtti. Yüksek teknolojili balık toplama cihazları ve yapay zeka destekli sistemlerin de filolarda verimliliği artırabileceğini kaydeden Dereli, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve uluslararası düzenlemeler doğrultusunda karbon ayak izinin azaltılmasının artık sektörün rekabet gücü açısından kaçınılmaz bir gereklilik haline geldiğini ifade etti.

Kota yönetimi ve ekonomik sürdürülebilirlik

Akbaş, Türkiye'nin de üyesi olduğu Atlantik Ton Balıklarını Koruma Uluslararası Komisyonu (ICCAT) kapsamında türün uluslararası sular ve kota sistemiyle yönetildiğini, Türkiye'nin 52 üye ülkeyle birlikte mavi yüzgeçli orkinosun sürdürülebilir yönetimi kurallarına sıkı biçimde uyduğunu belirtti. Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda avcılık, taşımacılık ve transfer süreçlerinin uluslararası düzenlemeler çerçevesinde denetlendiğini aktaran Akbaş, bu akademik çalışmanın türe yönelik karbon emisyonlarının ölçülmesi açısından alanında önemli bir ilk olduğunu söyledi.

İklim değişikliği ve sınırda karbon düzenlemelerinin sektörü giderek daha fazla etkileyeceğini belirten Akbaş, emisyon hesaplamalarının gelecekte ticaret politikalarını da şekillendireceğini ve deniz ekosistemlerinin küresel oksijen üretimi ile karbon yutak kapasitesindeki kritik rolü nedeniyle emisyonların doğru ölçülmesinin hem çevresel hem ekonomik sürdürülebilirlik açısından artık bir zorunluluk haline geldiğini vurguladı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler