ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'nin (CDC) yayımladığı yeni rapor, deniz yosunlarının ve diğer deniz canlılarının ürettiği toksinlerin her yıl çok sayıda kişiyi gıda zehirlenmesi nedeniyle hasta ettiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, iklim değişikliğiyle birlikte zararlı alg patlamalarının yaygınlaşmasının bu vakaları gelecekte daha da artırabileceği uyarısında bulundu.
Çalışma, 2011-2023 yılları arasında ABD'de bildirilen deniz kaynaklı toksin zehirlenmelerini ulusal ölçekte değerlendiren ilk kapsamlı analiz olma özelliğini taşıyor.
12 yılda 402 salgın kaydedildi
CDC araştırmacıları, Gıda Kaynaklı Hastalık Salgınları Gözetim Sistemi'ndeki verileri inceleyerek 2011 ile 2023 yılları arasında deniz toksinlerine bağlı 402 gıda zehirlenmesi salgını tespit etti.
Bu salgınlarda en az bin 280 kişi hastalandı, 96 kişi hastaneye kaldırıldı ve bir kişi hayatını kaybetti.
Vakaların yaklaşık yüzde 95'i iki toksin grubundan kaynaklandı: scombroid toksinleri ve ciguatoksinler.
Kabuklu deniz ürünlerine bağlı toksin salgınları daha az görülse de bunlar daha ağır seyrediyor. Araştırmaya göre bu vakalarda hastaların en az dörtte biri hastaneye yatırıldı.
Deniz yosunlarından balıklara geçiyor
Araştırmacılar, deniz toksinlerinin büyük bölümünün zararlı deniz yosunları tarafından üretildiğini belirtiyor.
Bu yosunları küçük balıklar tüketiyor, onları daha büyük balıklar yiyor ve toksin besin zinciri boyunca giderek birikiyor.
Balıkların kendilerine zarar vermeyen ciguatoksin, levrek ve snapper gibi büyük yırtıcı balıklarda insanları hasta edecek hatta bazı durumlarda öldürebilecek seviyelere ulaşabiliyor.
Kabuklu deniz canlıları da yosunları filtreleyerek beslendiği için özellikle zararlı alg patlamalarının yaşandığı dönemlerde tehlikeli miktarda biyotoksin biriktirebiliyor.
Yanlış saklanan balıklarda farklı bir toksin oluşuyor
Araştırmada öne çıkan ikinci önemli zehirlenme türü ise scombroid balık zehirlenmesi oldu.
Bu tablo doğrudan yosun toksinlerinden değil, ton balığı ve uskumru gibi bazı balıkların uygun sıcaklıkta saklanmaması sonucu gelişiyor.
Balıklar uzun süre 4,4 santigrat derecenin üzerinde bekletildiğinde bakteriler, histidin adlı aminoasidi histamin ve diğer scombroid toksinlerine dönüştürüyor.
Bu balıkların tüketilmesi ise alerjik reaksiyona benzeyen belirtilere neden olabiliyor.
Araştırmacılar, scombroid toksini içeren balıkların bazen petek benzeri bir görünüme veya metalik bir tada sahip olabileceğini belirtiyor.
Gerçek sayı çok daha yüksek olabilir
CDC'ye göre bildirilen vaka sayıları büyük olasılıkla gerçeğin altında kalıyor.
Çünkü insanlarda deniz toksinlerini doğrudan saptayabilen kolay uygulanabilir tanı testleri bulunmuyor.
Ayrıca hem hastalar hem de sağlık çalışanları belirtilerin deniz toksinlerinden kaynaklandığını her zaman düşünmeyebiliyor. Bazı doktorlar ise bu vakaların yerel sağlık otoritelerine bildirilmesi gerektiğinin farkında olmayabiliyor.
Pişirmek toksinleri yok etmiyor
Araştırmacılar, deniz toksinlerinin en önemli özelliklerinden birinin pişirme gibi standart gıda güvenliği yöntemlerine dayanıklı olması olduğunu vurguluyor.
Üstelik bu toksinler kokusuz ve tatsız olduğu için tüketici tarafından fark edilmeleri de oldukça güç.
Çoğu zehirlenme hafif ya da kısa süreli belirtilerle atlatılsa da bazı kişilerde semptomlar aylar, hatta yıllar boyunca devam edebiliyor.
Risk nasıl azaltılabilir?
Araştırmacılara göre scombroid balık zehirlenmesini önlemenin en etkili yolu deniz ürünlerinin avlandıktan sonra uygun sıcaklıkta muhafaza edilmesini sağlamak.
Bu nedenle ithal balıkların depolanma koşullarının ve restoranlarda uygulanan gıda güvenliği prosedürlerinin iyileştirilmesi büyük önem taşıyor.
Ciguatoksin ve kabuklu deniz ürünlerine bağlı toksin vakalarının büyük bölümünün ise amatör balıkçılık sırasında yakalanan deniz ürünlerinden kaynaklandığı belirtildi.
CDC uzmanları, zararlı alg patlamalarının görüldüğü bölgeler ve riskli balık türleri hakkında hedefe yönelik kamuoyu bilgilendirmesi yapılmasının bu tür salgınların önlenmesinde önemli rol oynayacağını vurguluyor.
Araştırmacılar ayrıca alg patlamalarının coğrafi olarak yayılması, daha sık görülmesi ve şiddetlenmesinin gelecekte deniz ürünlerinde toksin birikimini artırabileceği uyarısında bulunuyor.