Ana içeriğe geç

37 trilyon € tasarruf: AB neden birleşik sermaye piyasasına direniyor

AB liderliği için sermaye piyasalarının entegrasyonu öncelik olsa da, üye devletler daha derine inmeye isteksiz. ABD’ye benzer tam bir Avrupa sermaye piyasası birliği hâlâ uzak; oysa yapay zeka ve savunma gibi stratejik alanlarda rekabet için şart görülüyor.

37 trilyon € tasarruf: AB neden birleşik sermaye piyasasına direniyor
Euronews Türkçe
16

Klarna halka arz için Avrupa yerine New York'u seçtiğinde, Brüksel'in yıllardır çözmeye çalıştığı bir sorunu bir kez daha gözler önüne serdi: Avrupa'nın en hızlı büyüyen şirketleri, daha derin sermaye havuzlarına ulaşmak için sık sık Atlantik'in ötesine bakıyor.

AB kendi yapay zeka şampiyonlarını yaratmaya, savunma sanayisini güçlendirmeye ve hızla büyüyen daha fazla şirketin finansmanı için kaynakları kıta içinde tutmaya çalışırken, tek bir soru ortada duruyor: Hanehalklarının 37 trilyon avroluk tasarrufuna sahip bir birlik, neden hâlâ kendi en hızlı büyüyen işletmelerini finanse etmekte zorlanıyor?

Şimdi Avrupa Birliği, sermayenin birlik genelinde daha serbest dolaşmasını sağlamak amacıyla sermaye piyasalarını reforme etme çabalarını yoğunlaştırdı.

Karar vericiler, gözetim alanında daha fazla uyum dahil kademeli reformların peşinde, ancak üye ülkeler süreci yavaşlatarak kritik teknik ayrıntılar üzerinde uzlaşmakta zorlandığı için tam anlamıyla birleşik bir sermaye piyasasının oluşması muhtemelen uzun yıllar alacak.

Rekabetçilik sınavı

Müzakerelerin mevcut hızı, AB'nin siyasi liderliğinin dile getirdiği aciliyeti yansıtmıyor: Avrupa'nın, ABD ve Çin gibi büyük güçlerle küresel ölçekte rekabet edebilmesi için çok daha entegre sermaye piyasalarına ihtiyacı var.

Bunun için, savaşlar ve ticaret gerilimleri dahil yoğun jeopolitik belirsizlik ortamında, yapay zeka ve savunma gibi stratejik sektörlere milyarlarca avroluk yatırım yapılması gerekiyor.

Stratejik sanayi ve teknoloji liderliğinden yoksun olmak, özellikle hâkimiyetin, hatta hayatta kalmanın kaynaklar ve uzmanlık üzerindeki kontrole bağlı olduğu küresel bir ortamda, jeopolitik güçten ve ekonomik dayanıklılıktan feragat etmek anlamına geliyor.

Bu anlatıyı, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in de aralarında bulunduğu önde gelen AB siyasetçileri sahipleniyor. Von der Leyen'in Avrupa'yı küresel sahnede daha rekabetçi kılma hedefi, siyasi görev süresinin adeta kılavuz yıldızı haline geldi.

Bu nedenle von der Leyen, eski Avrupa Merkez Bankası Başkanı ve İtalya Başbakanı Mario Draghi'ye, sermaye piyasaları reformunu temel tavsiyelerinden biri olarak öne çıkaran bir AB rekabetçilik raporu hazırlama görevini verdi.

2024 sonbaharında sunulan rapora göre Avrupa'nın, rekabetçilik hedeflerini gerçekleştirebilmek ve küresel ölçekte iddiasını koruyabilmek için her yıl GSYH'nin yüzde 5'ine kadar karşılık gelen 750 ila 800 milyar avro yatırım çekmesi gerekiyor.

Draghi, en çok alıntılanan uyarılarından birinde, "Ya bunu yaparız ya da Avrupa'yı yavaş bir can çekişme bekliyor" demişti. Draghi bu "can çekişmeyi", yüksek enerji maliyetleri ve parçalı bir tek pazar gibi yapısal zayıflıkların tetiklediği, Avrupa'nın ekonomik konumunun uzun süreli ve birikimli erozyonu olarak tanımlıyor; bunların tümü kıtayı yatırım ve yenilik için daha az elverişli hale getiriyor.

AB, sermaye piyasalarının potansiyelini açığa çıkarmak için iki önceliğe odaklanıyor.

İlki, tahmini 37 trilyon avroluk tasarrufun küçük bir bölümünü harekete geçirmek için hanehalklarını yatırım yapmaya ikna etmek. İkincisi ise şirketlerin finansmana erişimini, yatırımcıların da tasarruflarını değerlendirmesini kolaylaştırmak amacıyla ulusal finansal piyasaları AB genelinde entegre ederek tek pazar içindeki engelleri azaltmak.

Bunun gerçekleşebilmesi için hanehalklarının sermaye piyasalarına daha iyi erişebilmesi, ayrıca nasıl yatırım yapacaklarını ve bunun hangi faydaları sağlayabileceğini daha iyi anlaması gerekiyor. Örneğin finansal piyasalara daha fazla katılım, bireylerin emeklilik birikimlerini güçlendirmelerine yardımcı olabilir.

Aynı zamanda Brüksel'in, Tasarruf ve Yatırım Birliği (SIU) olarak bilinen yasal çerçeveyi de bu reformların hayata geçmesini sağlayacak şekilde ilerletmesi gerekiyor.

Şirketler neden finansman arayışını ABD'de yürütmeyi daha kolay buluyor?

Sermaye piyasaları, bireylerin, kurumların ve hükümetlerin hisse senetleri ya da tahviller gibi uzun vadeli finansal araçları alıp sattığı piyasalardır.

Bu piyasalar, şirketlerin kaynak bulmasına ve büyümelerini finanse etmesine imkân tanır. Ancak Avrupa'da ölçek büyütmek hâlâ zor. Sınır ötesi faaliyetler maliyetli ve zaman alıcı olabiliyor, ayrıca ciddi idari yükler doğuruyor. Bunun nedeni, kuralların üye ülkeler arasında farklılık göstermesi ve aynı olduğu durumlarda bile uygulamanın değişebilmesi.

Avrupa'daki şirketlerin finansmanlarının büyük kısmını banka kredileriyle sağlamasının nedenlerinden bazıları bunlar.

Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasalar Otoritesi (ESMA) Başkanı Verena Ross, Euronews Business editörü Angela Barnes'a verdiği özel röportajda, "Geliştirmemiz gereken şey, daha çeşitlendirilmiş bir finansman kaynağı" dedi.

Yeterince çeşitlilik olmadığı için şirketler, finansmana erişimin daha kolay olduğu ABD gibi diğer piyasalara yöneliyor.

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Bruegel'in kıdemli uzmanı Rebecca Christie, Euronews'e şunları söyledi: "ABD sermaye piyasası, daha bütünleşik bir denetim yaklaşımının avantajını kullanıyor. Tek bir para birimi kullanıldığı için bürokrasi ve kırtasiyecilik katmanları çok daha az."

Christie ayrıca, ABD'nin uzun süredir yerleşik bir federal sisteme sahip olmasının ve doların dünyanın baskın rezerv para birimi olma statüsünün, engelleri azaltarak ülkeyi daha cazip kıldığını vurguladı.

"Finansmana ihtiyaç duyan herkesin ABD piyasalarına gitmek için bir motivasyonu var, çünkü para orada" diye ekledi.

Avrupa'da daha az parçalı bir sermaye piyasası, stratejik yatırımlar için daha fazla sermaye sağlanması ve euronun küresel para birimi olarak uluslararası rolünün güçlenmesi gibi geniş kapsamlı sonuçlar doğuracaktır. Doların rolünün göreli olarak gerilediği bir dönemde, bu da mevcut AB liderliğinin bir başka büyük hedefi.

Ross, Euronews'e şu değerlendirmede bulundu: "Küresel bir dünyada yaşıyoruz ve özellikle sermaye piyasaları doğaları gereği küresel. ABD'li, Asyalı ya da nereden olursa olsun, yabancı yatırımcılara da cazip gelmemiz ve Avrupa'nın o yatırım sermayesi için bir varış noktası olmasını sağlamamız gerekiyor."

Sermaye piyasaları birliğine ulaşmak neden bu kadar zor?

Sermaye piyasalarının daha fazla bütünleşmesi gerektiği konusunda geniş bir mutabakat olsa da bunun nasıl sağlanacağı hâlâ ciddi görüş ayrılıklarına neden oluyor.

Sermaye piyasaları birliğine ilişkin düzenlemeler, hâlen müzakere edilen bir yasa teklifleri paketi olan Tasarruf ve Yatırım Birliği'nin (SIU) parçasını oluşturuyor.

Sermaye piyasalarını uyumlaştırmayı hedefleyen temel düzenlemelerden biri de MISP adıyla bilinen Piyasa Entegrasyonu ve Denetimi Paketi.

Son aylarda MISP üzerindeki görüşmeler hızlansa da üye devletler, özellikle sermaye piyasası denetiminin nasıl uyumlaştırılacağı konusunda ortak bir pozisyona henüz varabilmiş değil.

Geçen baharda Avrupa'nın en büyük altı ekonomisi olan Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Polonya ve Hollanda, denetim yetkilerinin nasıl merkezileştirilebileceğini ortaya koyan bir öneri sundu.

Bir AB diplomatı, isminin açıklanmaması kaydıyla Euronews'e yaptığı değerlendirmede, özellikle bazı denetim yetkilerinin ESMA'ya devredilmesinin önerildiğini, ancak bunun hayata geçirilip geçirilmeyeceği konusunda uzlaşma bulunmadığını söyledi. Buna prensipte olumlu bakanlar arasında bile, bunun nasıl ve hangi zaman çizelgesinde uygulanacağı konusunda farklı görüşler var.

Yasama sürecinde önemli rol oynayan Avrupa Parlamentosu Ekonomik ve Parasal İşler Komitesi Başkanı Aurore Lalucq, Euronews'e, "Sermaye piyasalarının entegrasyonundaki sorun, siyasi olmaktan çok ulusal bir mesele" dedi.

Lalucq, üye ülkelerin sermaye piyasalarına ilişkin kültürlerinin çok farklı olduğuna atıfla, "Denetim konusunda ilerleme kaydedileceğini düşünüyorum, ancak çok farklı bakış açıları nedeniyle müzakere edilmesi zor pek çok ayrıntı var" diye ekledi.

Klarna'nın daha derin sermaye piyasaları için Atlantik'in ötesine yönelme kararı, Avrupa'nın karşı karşıya olduğu zorluğu gözler önüne seriyor. Blokta daha fazla özel yatırımı harekete geçirmek gerektiği konusunda geniş bir mutabakat bulunsa da ulusal çıkarlar, gerçekten birleşik bir sermaye piyasasına doğru ilerlemeyi yavaşlatmaya devam ediyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler