Alman Leopard tankları hedeflerine ateş ederken yer sarsılıyor, insansız hava araçları tepede vızıldıyor ve Tiger helikopterleri eğitim sahasının üzerinden alçaktan geçiyor.
Vilnius’a bir saatten kısa mesafede tanklar, helikopterler, savaş uçakları ve yaklaşık 3 bin asker, Litvanya’nın olası bir Rus saldırısına karşı savunmasını simüle ediyor.
Yaklaşık altı hafta süren "Freedom Shield I" tatbikatı kapsamında, aralarında yaklaşık 2 bin 300 Alman Bundeswehr askerinin de bulunduğu yaklaşık 2 bin 900 NATO askeri, NATO’nun doğu kanadını savunmak için eğitim aldı.
Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı geniş çaplı işgalden bu yana, gelecekte NATO topraklarına yönelik olası bir saldırı ihtimali Avrupa için temel güvenlik kaygılarından biri haline geldi.
NATO liderleri ve müttefik istihbarat değerlendirmeleri, Moskova’nın önümüzdeki yıllarda askeri kapasitesini yeniden inşa edebileceği konusunda defalarca uyarıda bulundu. Bu da ittifakın doğu kanadının güçlendirilmesine yönelik aciliyeti artırdı.
Caydırıcılığın güçlendirilmesi
Euronews’e konuşan Litvanya Silahlı Kuvvetleri Kurmay Başkanı ve Genelkurmay Başkan Yardımcısı Tuğamiral Giedrius Premeneckas, "Rusya’nın Litvanya’ya, Baltık ülkelerine ya da NATO’ya saldıracağı belirli bir tarih ya da yıl aralığı veremeyiz," dedi.
Ancak Premeneckas, Litvanya ordusunun Rusya’nın silahlı kuvvetlerini yeniden yapılandırmaya yönelik açık çabalarını gözlemlediğini belirtti. Rusya ordusunun yeniden yapılanma hızını ise Moskova’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın sonucunun belirleyeceğini söyledi.
Bu nedenle "her zaman hazır olmamız gerekiyor," diyen Premeneckas, askeri harcamaların artırılması, birlikte çalışabilirliğin geliştirilmesi ve ateş gücüne yatırım yapılması gerektiğini vurguladı.
Premeneckas Euronews’e, "Bu araçlar ülkelerimizin caydırıcılık pozisyonunda hareket etmesini sağlayacak," dedi. "Rusya, hazırlıklı ve güçlü bir ülkeye asla saldırmaz," iddiasında bulunan Premeneckas, Moskova’nın "her zaman ittifakın zayıf noktalarını, zayıf halkalarını aradığını" söyledi.
Tuğamirale göre güvenlik, askeri kapasitenin artırılmasına ve "bu tehdidin ciddiye alınmasına" bağlı.
Bu tehdidi caydırmaya yardımcı olmak için Almanya, Belarus sınırına yakın bir noktada, Litvanya’da kalıcı olarak zırhlı tugay konuşlandırma yönünde daha önce benzeri görülmemiş bir adım attı.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, Haziran 2023’te "Almanya, Litvanya’da güçlü bir tugayı kalıcı olarak konuşlandırmaya hazır," açıklamasını yapmıştı.
"Lithuania" Tugayı olarak adlandırılan birliğin yaklaşık 4 bin 800’ü asker olmak üzere yaklaşık 5 bin personelden oluşması bekleniyor.
Pistorius, kısa süre önce Alman askerlerinin Litvanya Silahlı Kuvvetleri ve NATO’nun çok uluslu muharebe grubu ile birlikte eğitim aldığı "Freedom Shield" tatbikatı sırasında Pabrade’ye yaptığı ziyarette, konuşlandırma takviminin sürdüğünü teyit etti.
Tugayın 2027 sonuna kadar tam operasyonel kapasiteye ulaşması bekleniyor.
Şu ana kadar iki taburun Litvanya’ya kalıcı olarak konuşlandırılması planlanıyor: Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki Augustdorf’tan Tank Taburu 203 ve Bavyera’daki Oberviechtach merkezli Almanya’nın Panzergrenadier Taburu 122.
Sıcak karşılama
Bu askerlerin büyük bölümü, Litvanya’nın başkenti Vilnius’a yaklaşık 40 kilometre mesafedeki Rudninkai’de konuşlandırılacak. Eğitim sahasının konumu, Polonya sınırına ve Belarus ile Kaliningrad arasında 65 kilometre boyunca uzanan Suwalki Koridoru’na yakınlığı nedeniyle stratejik önem taşıyor.
Askeri planlamacılar, burayı uzun süredir ittifakın en kırılgan bölgelerinden biri olarak görüyor. Ayrıca eğitim sahası, Belarus sınırına ve Belarus’un "Hozhsky" eğitim alanına yalnızca 15 kilometre uzaklıkta bulunuyor.
Pistorius’un yanı sıra Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas da Almanya askerlerinin Litvanya’daki önemini defalarca vurguladı. Bu görüş, Tuğamiral Premeneckas tarafından da dile getirildi.
Premeneckas, "Litvanya’da Almanya’nın konuşlandırılmasına yönelik algı tamamen olumlu," dedi. Birçok Alman askerinin Litvanya’daki varlıklarına ilişkin olumlu tepkiler aldığını da ekledi. Euronews’in konuştuğu bazı Alman askerleri de Litvanyalılar tarafından sıcak karşılandıklarını söyledi.
Ancak bu deneyimler kişisel nitelikte ve kamuoyunun tamamını temsil ettiği şeklinde değerlendirilmemeli.
Premeneckas, "İnsanlar, bu büyüklükte bir birliği Litvanya’da kalıcı olarak konuşlandırdığı için Almanya’ya ve Bundeswehr’e kesinlikle minnettar hissediyor. Bu da güvenlik duygusu, en güçlü savunma ittifakının parçası olma hissi, büyük bir ailenin içinde yer alma ve böylesine zor ve gergin bir jeopolitik durumda unutulmama duygusu yaratıyor," dedi.
İşgal deneyimiyle şekillenen bir ülke
Litvanya, 20'inci yüzyılda Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını yeniden kazanmadan önce hem Nazi hem de Sovyet işgaline maruz kaldı.
Bazı Litvanyalılar başlangıçta ilerleyen Alman birliklerini ilk Sovyet işgalinin sona ermesi olarak görse de Nazi yönetimi kısa sürede kitlesel baskı, zorla çalıştırma ve Holokost ile anılan acımasız bir işgale dönüştü. Litvanya’daki Yahudi nüfusun yüzde 90 ila 95’i öldürüldü. Bu oran Avrupa’daki en yüksek oranlardan biriydi.
Ancak Litvanya’nın bugünkü güvenlik yaklaşımı, büyük ölçüde Sovyet işgali deneyimiyle şekillendi. Molotov-Ribbentrop Paktı’nın ardından 1940’ta Sovyetler Birliği tarafından ilhak edilen ülke, 1940-1941 arasında ve 1944’ten 1990’da bağımsızlığını yeniden kazanana kadar iki ayrı Sovyet yönetimi dönemi yaşadı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2005’te düzenlediği bir basın toplantısında Baltık ülkelerinin Sovyetler tarafından işgal edildiğini reddederek, "1939’da Almanya onları bize geri verdi ve bu topraklar Sovyetler Birliği’ne katıldı. [...] Onları işgal etmiş olmamız mümkün değil çünkü zaten SSCB’nin parçasıydılar," demişti.
Litvanya Soykırım ve Direniş Araştırmaları Merkezi’ne göre, 1940 ile 1958 yılları arasında yaklaşık her üç Litvanya vatandaşından biri Sovyet baskısından doğrudan etkilendi.
Yaklaşık 20 bin Sovyet karşıtı partizan da dahil olmak üzere on binlerce kişi idam edildi ya da öldürüldü. 130 binden fazla sivil, Sibirya ve Arktik bölgedeki çalışma kamplarına ve uzak yerleşimlere sürüldü. Burada, aralarında çok sayıda çocuk ve yaşlının da bulunduğu yaklaşık 28 bin kişi hayatını kaybetti.
Sonraki yıllarda yüz binlerce kişi de ülkeden kaçtı. Litvanya bağımsızlığını yeniden tesis etmeye çalışırken bile şiddet devam etti: 13 Ocak 1991’de Sovyet birlikleri, Vilnius’ta silahsız göstericilere yönelik saldırıda 14 sivili öldürdü.
Euronews’e konuşan Tuğamiral Premeneckas, Litvanya’nın Almanya ile "zor bir ilişkisi" olduğunu kabul etti. Almanya’nın Avrupa’nın büyük bölümüyle de "zor bir ilişkisi" bulunduğunu söyledi.
Premeneckas sözlerini şöyle tamamladı:
"Ancak şu anda Almanya, Avrupa’nın güvenliğine katkı sağlayan bağımsız ve demokratik bir ülke. Rusya söz konusu olduğunda ise hâlâ başka toprakları ele geçirmeye yönelik emperyalizm fikirlerini ve hegemonik hırslarını sürdürüyorlar. Arada büyük bir fark var. Tarihsel olarak birçok ülke bir dönem sömürgeci politikalar ya da emperyal hırslar peşinde koştu. Ancak bazı ülkeler değişti, bazıları ise hâlâ aynı şeyi yapıyor."