Hüseyin VATANSEVER
Otomotiv endüstrisi, küresel boyutta ilgiyle takip edilen, meydana getirdiği yenilikler ve hayata geçirdiği uygulamalarla özel bir konuma sahip.
Demir-çelik gibi başka sektörlerde de katma değer oluşmasını sağlayan bu endüstri, üretiminden kaynaklanan doğrudan ve dolaylı katma değer bir araya getirildiğinde, küresel GSYİH’ye yüzde 3’e varan katkı oluşturuyor. Ayrıca bir otomobilin yerli üretim olması ya da ithal edilmiş olmasına bakılmaksızın, endüstrinin üretim zincirinin alt aşamalarında üst aşamalara kıyasla daha fazla katma değer yaratılma eğilimi bulunuyor.
Küresel pazarda Asya hakimiyetini koruyor
Uluslararası otomotiv endüstrisi yılda 2,9 trilyon dolara yaklaşan büyüklüğü ile tek bir ürün ele alındığında en geniş hacimli pazarlardan birini meydana getiriyor. AB, Japonya, Kore, Çin ve ABD küresel otomotiv endüstrisi imalatındaki katma değerin yaklaşık yüzde 80’ini gerçekleştiriyor.
2025 yılında küresel araç üretimi yaklaşık 96,4 milyon adede ulaşarak, bir önceki yıla göre yüzde 4,2 artış kaydetti. Bu üretimin büyük çoğunluğunu, yaklaşık 71,3 milyon adetle binek otomobiller oluşturdu ve hafif ticari araç üretimi 20,9 milyon adet olurken ağır ticari araç ve otobüs üretimi 4,2 milyon adet civarında gerçekleşti.
Toplam üretimin yaklaşık yüzde 61’ini imal eden Asya ülkeleri, 2025 yılında hâkimiyetini korudu. 2025 yılı toplam taşıt üretiminde 34,5 milyon adet ile Çin ilk sırayı alırken, 10,2 milyon adet ile ABD ikinci sıraya yerleşti. Üçüncü sırada yer alan Japonya’da üretim 8,4 milyon adet olurken, Hindistan 6,4 milyon adet ile dördüncü sırada yer aldı. Otomotiv sektörünün önemli oyuncularından Almanya 4,1 milyon adede yaklaşan üretimiyle küresel sıralamada 5’inci sırada yer alırken, AB ülkelerinin toplam taşıt üretimi 11,5 milyon adede yaklaştı.
Türkiye otomotiv endüstrisinde gerçekleştirdiği üretim ve ihracat ile önde gelen ülkeler arasında yer alıyor. 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 11,6 büyüme kaydeden Türk otomotiv endüstrisi, 41,5 milyar dolar ihracat hacmine ulaştı. Cumhuriyet tarihinin en yüksek otomotiv endüstrisi ihracatı olduğu belirtilen bu değerin yüzde 72,5’i standartların yüksek olduğu AB ülkelerinde gerçekleştirildi.
Bu pazarda Almanya, 2025 yılında da 6,6 milyar dolarlık ihracat hacmiyle sektörün en büyük pazarı olmaya devam etti. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği tarafından yapılan açıklamada ise 2026 yılı için otomotiv ihracatı hedefi, 43 milyar dolar seviyesi olarak açıklandı.
Avrupa’nın ana pazar konumunu devam ettirmesi beklenirken ABD, Orta Doğu, Afrika, Orta Asya ve Latin Amerika’da alternatif pazarlar olarak değerlendirilecek. Türkiye’nin yerli üretimiyle batarya teknolojileri ve yazılım odaklı mobilite çözümlerinde de büyük oyuncular arasında yer alma vizyonu bulunuyor Diğer taraftan Yeşil Mutabakat uyum süreçleri, karbon nötr üretim hedefleri ve elektrikli araçlar evrenine uyum sağlamak da endüstrinin dönüşüm odağında yer alıyor.
Hafif ticari araçlarda Türkiye, Avrupa'da lider konumda
Türkiye’nin otomotiv endüstrisi Avrupa pazarındaki güçlü konumunu da pekiştirirken, motorlu taşıt üretiminde dünyada 12’nci, Avrupa’da ise 5’inci sırada yer aldı. Hafif ticari araç üretiminde dünyada 9’uncu sıraya yükselen Türkiye, aynı kategoride Avrupa’da lider konuma ulaştı. Otomotiv ihracatında ise 87’nci fasılda yer alan ürünler (Motorlu kara taşıtları; traktörler, bisikletler, motosikletler ve diğer kara taşıtları; bunların aksam, parça ve aksesuarları) kategorisinde Türkiye, küresel sıralamada 16, Avrupa’da ise 11’inci sırada yer alıyor.
Ürün grupları bazında ülke üretimi ele alındığında 16 milyar dolar ihracatla tedarik endüstrisi ilk sırada yer aldı. 13 milyar dolar ile binek otomobiller ikinciliği elde ederken, onu 7 milyar dolarla eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar, 3,3 milyar dolarla otobüs-minibüs-midibüsler ve 1,9 milyar dolarla çekiciler izledi. Mevcut tabloyu aynı zamanda ana sanayi ile tedarik sanayii arasındaki yüksek entegrasyon ve esnek üretim kapasitesi ile Türkiye’nin global rekabet gücünü artırdığı şeklinde yorumlamak mümkün.
Endüstriyi dönüştürecek teknolojiler
Endüstrinin gündeminde elektrikli araçlar ya da yeni nesil enerji kaynakları üzerine inşa edilen araçlar yer alıyor. Bununla birlikte otonom sürüşle ilgili çalışmalar da devam ediyor.
Bu iki ana eğilim gerek enerji yönetim sistemleri gerekse otonom özelliklerin geliştirilmesiyle taşıtları daha yüksek miktarda teknoloji kullanılan araçlar haline getiriyor. Ayrıca kullanıcı deneyimini zenginleştiren dijital cihazların eklenmesi ve internet teknolojisinin taşıt içinde daha çok kullanılması, otomobil mimarisini de dönüştürüyor. Taşıt araçlarının büyük bir bölümünde artık daha çok sensor, işlemci ya da yarı iletken kullanılıyor.
Bütün bu eğilimler doğrultusunda yeni nesil araçların tüketici tarafında daha cazip karşılandığı görülüyor. Ayrıca en yüksek kalite standartlarına sahip AB ülkelerine üretim yapan Türkiye’nin otomotiv endüstrisinin, teknoloji yoğun talebi karşılamak yönünde gelişmesi bekleniyor.