Ana içeriğe geç

Yüksek teknoloji ve katma değerle küresel rekabete güç katacak

İhracat odaklı büyümenin önemli yapı taşlarından serbest bölgeler yalnızca üretim ve ticaret hacmiyle değil, yüksek teknoloji ve katma değerli ihracattaki yükselişiyle de öne çıkıyor. 2026'nın ilk yarısında artan dış ticaret fazlası ve teknoloji yoğun ürün ihracatındaki yükseliş serbest bölgelerin küresel rekabette Türkiye'nin stratejik üretim üsleri konumunu pekiştiriyor.

Yüksek teknoloji ve katma değerle küresel rekabete güç katacak
Dünya Gazetesi
16

Hüseyin VATANSEVER

Türkiye’de “Serbest Bölge­ler Kanunu”nun 1985 yı­lında yürürlüğe girmesi ile ülke ekonomisinde yeni bir dö­nem başladı. Serbest bölge mode­linin 1987 yılında Mersin Serbest Bölgesi’nin açılışıyla ilk kez haya­ta geçmesi, eş zamanlı olarak ülke ihracatında gelişim kaydedilmesi­ne katkı sağladı.

O yıllarda serbest piyasa ekonomisine yeni geçiş ya­pan Türkiye için bu model, ihraca­ta dayalı yatırım ve üretimi teşvik etmek, doğrudan yabancı yatırım­ları ve teknoloji girişini hızlan­dırmak, işletmeleri ihracata yön­lendirmek ve uluslararası ticareti geliştirmek temelinde ekonomik büyümeyi amaçlıyordu. Geride kalan yaklaşık 40 yıllık bu model ile birlikte günümüzde 19 serbest bölge faaliyet gösteriyor.

Avrupa Birliği’ne tam üyeli­ğin gerçekleşeceği tarihe kadar serbest bölgeler, gümrük rejim­leri açısından Türkiye Gümrük Bölgesi dışında, menşe hüküm­lerinin uygulanması bakımın­dan ise Türkiye Gümrük Bölgesi içinde sayılıyor. Bu durumun so­nucu olarak Türkiye'den serbest bölgelere sevk edilen mallar ih­racat rejimine, serbest bölgeler­den Türkiye'ye sevk edilen mal­lar ise serbest dolaşıma giriş reji­mine tabi oluyor.

Böylece serbest bölge kullanıcıları yurtdışından gümrük vergisiz, Türkiye’den ise KDV’siz mal ve hizmet satın ala­biliyor. Nihayetinde serbest böl­gelerde yurt içinden bölgelere, bölgelerden yurt içine, yurt dı­şından bölgelere ve bölgelerden yurt dışına olmak üzere dört yön­lü ticaret söz konusu oluyor.

Serbest bölgelerde 1.942 firma çalışmalarını sürdürüyor

Haziran ayı itibariyle 1.942 fir­ma serbest bölgelerde faaliyet gös­teriyor. Serbest bölgelerde Hazi­ran 2026 itibarıyla verilen 2 bin 803 faaliyet ruhsatının 2 bin 134’ü yerli, 669’u yabancı kullanıcıla­ra tahsis edildi. Ayrıca istihdama katkı veren bu bölgelerde haziran sonu itibarıyla 86 bin 909 kişi ça­lışıyor.

Ticaret Bakanlığı Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü veri­lerine göre bu bölgelerde Haziran 2026 itibarıyla dış ticaret fazlası; 2025 yılının aynı dönemine göre yüzde 37,3 artışla 410 milyon do­lar civarında gerçekleşti. Bunun­la birlikte Ocak-Haziran 2026 dö­neminde ise serbest bölgelerde dış ticaret fazlası yüzde 16 artışla 2,5 milyar dolar seviyesine ulaş­tı.

Serbest bölgelerde 2026 yılının haziran ayında yurtdışı ve Türki­ye ile toplam ticaret yüzde 32 artış kaydederek 2,7 milyar dolara ula­şırken, 2026 yılının ilk yarısında yurtdışı ve Türkiye ile toplam ti­caret hacmi yüzde 3,8 artış ile 14,3 milyar dolar olarak kaydedildi. Ocak-Haziran 2026 döneminde serbest bölgelerden gerçekleşen ihracatta teknoloji yoğun ürünle­rin payı 1,5 puan artışla yüzde 57,6 olurken 2026 yılı haziran ayında ise bu oran 2,3 puan artışla yüzde 58,9 olarak gerçekleşti.

Haziran ayında ihracat yüzde 29,5 artış gösterdi

Yılın ilk yarısını içine alan dö­nemde 6,6 milyar dolar ihracat ile yüzde 6,2 artış sağlanırken, top­lam satışlarda ihracatın payı yüz­de 76,6 olarak gerçekleşti. Söz ko­nusu dönemde toplam satışlarda ihracatın payı yüzde 72,2’yi bu­lurken 1,5 puanlık artış gözlendi. Haziran ayında dış ticarette ih­racatın ithalatı karşılama oranı 4,4 puan artışla yüzde 151,8 oldu. Ocak-haziran döneminde dış ti­carette ihracatın ithalatı karşıla­ma oranı ise 7,9 puan artışla yüz­de 160,9 oldu.

Haziran 2026 ve yılın ilk yarısı verileri, serbest bölgelerin Türki­ye’nin dış ticaret performansında “yüksek katma değerli üretim ve ihracat üssü” rolünü güçlendirdi­ği şeklinde yorumlanıyor. Haziran ayında 410 milyon dolarlık dış ti­caret fazlası ve yılın ilk yarısında 2,5 milyar dolara ulaşan fazlanın serbest bölgelerin sadece ihracat değil, net döviz kazandırıcı yapısı­nı da belirginleştirdiği dikkat çe­kiyor.

Serbest Bölgeler Kurucu ve İşleticileri Derneğinin (SEBKİ­DER) tarafından paylaşılan de­ğerlendirmede küresel ticarette yavaşlama ve dış talep dalgalan­malarına rağmen serbest bölgele­rin istikrarlı bir büyüme hattın­da kaldığı vurgulandı. Özellikle toplam satışlardaki ihracat payı­nın Haziran 2026’da yüzde 76,6’ya yükseldi ve yılın ilk altı aylık or­talaması ise yüzde 72,2 olduğuna atıfta bulunulurken bu tablo, ser­best bölgelerin iç pazara değil, gi­derek daha fazla ihracat odaklı üretim merkezlerine dönüştüğü şeklinde yorumlanıyor.

Serbest bölgelerde ihracatın it­halatı karşılama oranı Haziran 2026’da yüzde 151,8’e, yılın ilk ya­rısında ise yüzde 160,9’a yükseldi. Bu oranlar serbest bölgelerin net döviz kazandıran alanlar olarak Türkiye ekonomisine pozitif katkı sağladığını ve ülkenin dış ticaret dengesine kıyasla çok daha verim­li bir yapı oluşturduğunun bir gös­tergesi olarak değerlendiriliyor.

En stratejik kazanım teknoloji yoğun ihracat oldu

Serbest bölgelerden sağlanan ihracatta teknoloji yoğun ürünlerin payının Haziran 2026 itibarıyla yüzde 58,9’a ulaşması ve ilk altı aylık dönem itibarıyla yüzde 57,6 olması ise bu bölgelerin sadece hacim olarak değil, nitelik olarak da dönüşüm yaşadığını ortaya koydu. Bir başka ifadeyle Türkiye’nin serbest bölgeleri artık daha çok yüksek teknolojili, yüksek katma değerli üretim yapılan alanlar halini alıyor.

Küresel rekabette yüksek teknolojili ürünlerle güç kazanmanın mümkün olduğu günümüzde serbest bölgeler bu anlamda yeni bir gelişim sahasına sahip. Serbest bölgelerin net döviz girdisi sağlamadaki rolü yılın ilk yarısında daha da güçlenirken; mevcut ivme doğrultusunda bu yıl ihracatta 14 milyar dolar, toplam ticaret hacminde ise 30 milyar doları aşmak hedefleniyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler