Ana içeriğe geç

Kişisel veri suçunda şikayet aranmaması Anayasa'ya uygun

Anayasa Mahkemesi, kişisel verileri hukuka aykırı verme veya ele geçirme suçunun şikayete bağlı olmadan resen soruşturulmasını öngören TCK hükmünü oybirliğiyle Anayasa'ya uygun buldu.

Kişisel veri suçunda şikayet aranmaması Anayasa'ya uygun
Memurlar.net
16

Anayasa Mahkemesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun soruşturulmasının şikayete bağlı olmamasını Anayasa'ya uygun buldu. Osmaniye 13. Asliye Ceza Mahkemesinin itiraz yoluyla yaptığı başvuruda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 139. maddesinde yer alan "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ibaresinin iptali istenmişti. Yüksek Mahkemenin itirazı oybirliğiyle reddettiği 16 Nisan 2026 tarihli ve E.2026/34, K.2026/81 sayılı kararı, 14 Temmuz 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı.

İtiraz konusu kural neyi düzenliyor?

TCK'nın 139. maddesine göre kişisel verilerin kaydedilmesi suçu ile özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı diğer suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı. Ancak madde, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu ile verileri yok etmeme suçunu bu kuralın dışında tutuyor. Buna göre bir kişinin kişisel verilerinin ele geçirilmesi, verilmesi veya yayılması suçunun takibi şikayete bağlı olmayıp soruşturma ve kovuşturma makamlarınca resen yürütülüyor.

TCK'nın 136. maddesi uyarınca kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılıyor.

İtiraz eden mahkeme ne dedi?

Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan açılan bir davaya bakan Osmaniye 13. Asliye Ceza Mahkemesi, başvurusunda özetle şu gerekçeye dayandı: Bu suçun takibi şikayete bağlı kılınmazken, daha nitelikli bir suç olan özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun takibinin şikayete tabi olması, korunan hukuki değer bakımından benzer durumda olan kişiler arasında eşitsizlik meydana getiriyor. Mahkeme, kuralın Anayasa'nın 2., 10. ve 20. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürdü.

AYM: Kişisel veriler kamu düzenini de ilgilendiriyor

Anayasa Mahkemesi, kararında ceza davasının kamusallığı ilkesine dikkat çekti. Buna göre kural olarak adli makamların suç şüphesini öğrenmeleriyle birlikte kendiliğinden soruşturmaya başlamaları gerekiyor; kanun koyucu suçların ağırlığı, kamu düzeni açısından önemi gibi unsurları gözeterek hangi suçların şikayete bağlı olacağını takdir edebiliyor.

Mahkemeye göre kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde verilmesi ya da ele geçirilmesi, yalnızca mağdurun bireysel menfaatlerini değil, aynı zamanda toplumda kişisel verilerin korunmasına ilişkin güven duygusunu ve kamu düzenini zedeleyebilecek nitelikte. Kararda, kuralın bir yandan mağdurun mahremiyet hakkının etkin biçimde korunmasını sağlamayı, diğer yandan kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde dolaşıma sokulmasını önlemeyi amaçladığı vurgulandı.

Suçlar arasındaki ikili ayrımın gerekçesi

AYM, özel hayata karşı suçlarda kanun koyucunun ikili bir ayrıma gittiğini tespit etti. Mağduru çoğunlukla belirli bir veya birkaç kişiyle sınırlı olan ve bireyin mahremiyetini korumayı amaçlayan haberleşmenin gizliliğini ihlal, konuşmaların dinlenmesi ve kaydedilmesi ile özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarında şikayet şartı aranıyor. Buna karşılık çok sayıda kişinin aynı fiille mağdur olabileceği, bireysel mahremiyetin ötesinde kişisel verilerin toplu güvenliğini ve kamu düzenini korumayı amaçlayan suçların takibi resen yapılıyor.

Mahkeme, takibinde kamunun da hukuki menfaatinin bulunduğu durumlarda suçun şikayet şartı aranmaksızın doğrudan soruşturulmasının, suçla etkin mücadeleye ve kamu düzeninin sağlanmasına katkı sunacağının açık olduğunu belirtti.

Eşitlik ilkesi yönünden de aykırılık görülmedi

Eşitlik incelemesinde AYM, ceza hukukunda farklı hukuksal menfaatleri korumayı amaçlayan suç tiplerinin takibinin farklı usul kurallarına bağlanmasına kanun önünde eşitlik ilkesinin engel teşkil etmediğini ifade etti. Kararda, kural kapsamındaki suç ile takibi şikayete bağlı olan diğer suçların faillerinin aynı hukuksal durumda bulunmadıkları, farklı hukuksal konumda olanların farklı düzenlemelere tabi tutulmasının eşitsizliğe yol açmayacağı belirtildi.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kuralın Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olmadığına ve itirazın reddine 16 Nisan 2026 tarihinde oybirliğiyle karar verdi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler