Sovyetler Birliği Kırgız halkından Cengiz Aytmatov'un “Kırmızı Eşarp” adlı uzun öyküsü, yalnızca bir aşk hikayesi değildir.
Hikayenin merkezinde kamyon şoförü İlyas ile genç Asel'in büyük aşkı var. İlyas, tutkuyu ve özgürlüğü temsil eder ancak bencilliği ve sorumsuzluğu yüzünden sevdiği kadını ve çocuğunu kaybeder.
Asel, hayata yeniden tutunmaya çalışırken karşısına yol bakım işçisi Baytemir çıkar. Baytemir gösterişli değildir, büyük sözler söylemez. Sessizce sorumluluk alan, emek veren, güven inşa eden emekçidir.
Bu nedenle Aytmatov'un anlattığı asıl çatışma iki erkek arasındaki rekabet değil, tutku ile sorumluluk, aşk ile emek arasındaki seçimdir…
MOSKOVA’DAKİ SORU
Türk sinemasının hafızasına kazınan "Sevgi emektir" cümlesi Aytmatov'un kitabında birebir yer almaz. Ancak öykünün ruhu tam olarak budur.
Bu ruhu Türk sinemasına taşıyanlar yönetmen Atıf Yılmaz ile senarist Ali Özgentürk oldu. Sol düşünceleri nedeniyle hapis de yatan Ali Özgentürk, Aytmatov'un evrensel hikayesini Türkiye'nin toplumsal dokusuna başarıyla uyarladı. Ancak bu uyarlama, romanın bütün katmanlarını perdeye taşıyamadı. Atıf Yılmaz'a, bu film sebebiyle katıldığı Moskova Film Festivali'nde "Aytmatov'un öyküsündeki toplumsal ve siyasal boyutları neden çıkardınız" diye sorulduğunda, verdiği cevabın özü şuydu:
"Türkiye'nin o günkü siyasi iklimi buna uygun değildi."
Gerçekten de 1970'lerin Türkiye'sinde devletin sansürü, siyasi kutuplaşmalar ve baskılar, Sovyet coğrafyasından gelen bir eserin bütün yönleriyle sinemaya aktarılmasını neredeyse imkansız hale getiriyordu.
Böylece Aytmatov'un sosyal ve ideolojik arka planı geri çekildi, insan ilişkileri ve vicdani tercih öne çıkarıldı.
FİLM SETİNDE KAVGA ÇIKTI
Film ekibi içinde kavgalar yaşandı. Final sahnesinde Asya'nın Baytemir'i seçmesi, İlyas'ın ise geride kalması, Kadir İnanır'ın kolay kabul ettiği son değildi. Seyircinin İlyas'a duyduğu büyük sempati nedeniyle İnanır, finalin farklı bitmesini istedi. Türkan Şoray da bu fikre katıldı, seyircinin mutlu son isteyeceğini belirtti.
Ali Özgentürk senaryosunu değiştirmeyeceğini söyledi. Sert tartışmalar oldu, Özgentürk seti terk etti...
Özgentürk aralarındaki en politik isimdi. Kuşkusuz tarafı belliydi: Baytemir'in bir yol emekçisi olması tesadüf değil. İlyas'ın bireysel tutkusu ile Baytemir'in emeği arasında kurulan karşıtlık, Aytmatov'un insan anlayışının da bir parçasıydı.
Film finali bu ideolojik katmanı büyük ölçüde geri çekip, evrensel aşk ve vicdan hikâyesine dönüştürüyor. Özgentürk ve Yılmaz bunu kabul etmedi… Onlar için önemli olan seyircinin beklentisi değil, Aytmatov'un anlattığı ahlâki tercihi korumaktı...
Film, Özgentürk’ün senaryosuna uygun çekildiği için Kadir İnanır ile Atıf Yılmaz birbirlerine küstü...
Filmin bugün hâlâ tartışılan final sahnesinde bir kızgınlık daha vardı:
Kadir İnanır'ın Atıf Yılmaz'a kırılmasının nedeni yalnızca final değildi. İnanır, final sahnesindeki bakışını ve yüz ifadesini oluşturabilmek için günlerce düşündüğünü, bu planın kurgu sırasında kısaltılmasına çok içerlediğini yıllar sonra anlattı.
"Ben o suratı nasıl bulduğumu sen biliyor musun" diye kızdı. Atıf Yılmaz'ın kendisine danışmadan kurguda kısaltma yapmasına sitem edip onu affetmediğini açıkladı. Ama altı yıl sonra “Bir Yudum Sevgi” filminde buluştular.
Özgentürk ise Kadir İnanır ile hiçbir projede birlikte yer almadı...
GÜN UZAR YÜZYIL OLUR
Bugün Kadir İnanır'ı anarken yalnızca İlyas'ı değil, onu yaratan Cengiz Aytmatov'u da hatırlamak gerekir.
Aytmatov, Sovyet edebiyatının dünya çapında en güçlü yazarlarından biriydi. Sovyetler Birliği'nin en prestijli kültür ödüllerinden Lenin Ödülü'ne layık görüldü.
Aytmatov, (babası rejim tarafından sağcılıkla suçlanıp idam edilmesine rağmen) sosyalizmin insanı daha adil bir topluma taşıyabileceğine hep inandı. Fakat buna rağmen eserleri propaganda metinleri olmadı.
O, insan vicdanını, ahlakı ve hafızayı yazdı…
Bunun en güçlü örneği ölümsüz başyapıtı “Gün Uzar Yüzyıl Olur” romanıdır.. Aytmatov bu romanda "mankurt" metaforuyla hafızasını kaybeden insanı anlattı. Kendi geçmişini unutan, köklerinden koparılan insanın, başkalarının iradesine teslim olacağını yazdı. Bu yüzden Aytmatov yalnızca Sovyetler'i değil, bütün çağları anlatan yazar oldu.
Bugün yapılması gereken tam budur:
Kadir İnanır'ı anarken, İlyas karakterini yaratan Cengiz Aytmatov'u, o büyük edebiyatı Türk sinemasına uyarlayan Ali Özgentürk'ü ve bütün baskılara rağmen bu filmi çeken Atıf Yılmaz'ı da saygıyla hatırlamak lazım...
Bazı filmler yalnızca oyuncularıyla değil, onları doğuran edebiyat ve onları yeniden kuran senaryolarıyla ölümsüzleşir...
Faik Alkan
Odatv.com