Ana içeriğe geç

İstanbul Üniversitesi’nde tadilat krizi: ‘Şeffaflık istiyoruz’

İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü, bir kez daha “tadilat” krizi ile karşı karşıya kalıyor. İktisat ve Hukuk fakültelerini kapsayan güçlendirme çalışmaları, öğrencilerin "kampüsten arındırılması" endişesini tetiklerken, projenin arka planında 12punto'nun ulaştığı ihale detayları şeffaflık tartışmalarını da beraberinde getiriyor.

İstanbul Üniversitesi’nde tadilat krizi: ‘Şeffaflık istiyoruz’
12 Punto
16

İstanbul Üniversitesi öğrencilerine göre kampüs, "şantiye sahasına döndü" şeklinde nitelendirilirken, belirsiz bir "güçlendirme" sürecinin kıskacında.

İktisat ve Hukuk fakültelerinin bulunduğu ana binada yapılması planlanan tadilat, sadece bir inşaat çalışması olarak görülmüyor; öğrenciler bu süreci, “üniversitenin merkezinden koparılmasına yönelik sistematik bir politikanın parçası” olarak değerlendiriyor.

8 Ay Öncesinden Planlanıyordu

İhale kayıtlarına göre, proje 24 Ekim 2025 tarihinde ihale edildi. “İstanbul Üniversitesi Tescilli Eski Eser İktisat-Hukuk Fakülteleri Amfi Binası Güçlendirme ve Restorasyon İkmal İşi” adıyla 13 Kasım 2025'te imzalanan sözleşme, projenin aslında uzun süredir planlandığını ancak öğrencilerden gizli tutulduğunu ortaya koyuyor. 530 milyon 336 bin 922 TL bedelle Zem İnşaat Taahhüt AŞ'ye verilen ve 4734 sayılı kanun kapsamında “istisna” yoluyla yürütülen bu ihale, kampüsteki “şeffaflık” sorununu bir kez daha gün yüzüne çıkardı.

‘Kabul etmiyoruz’

Öğrenciler, bu süreci 2014 yılından bu yana devam eden "geçici" çözümlerin bir devamı olarak okuyor. O dönemde Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde yaşanan restorasyon sürecinde öğrencilerin yıllarca prefabrik binalara mahkûm edildiğini hatırlatan öğrenciler, şimdi aynı senaryonun Hukuk ve İktisat için işletilmesinden endişeli.

Hukuk öğrencisi B.K.’ye göre, “Beyazıt, Türkiye'nin en büyük amfisiyle, tarihi dokusuyla ve meydanla kurduğu ilişkiyle bizim için bir yaşam alanı. Öğrencilerin görüşü alınmadan, bizden 'yok sayılan pasifize unsurlar' gibi vazgeçilmesini kabul etmiyoruz. Deprem riski bir bahane mi, yoksa gerçek bir teknik zorunluluk mu? Raporları görmek, bilmek ve özetle şeffaflık istiyoruz” ifadeleriyle tepkilerini dile getiriyorlar.

‘Kampüsler Sermayenin Arka Bahçesi Olamaz’

Üniversite yönetiminin “kesin bir karar yok” ile “üç ay içinde biter” arasında gidip gelen açıklamaları, öğrenciler nezdindeki güveni zedelemiş durumda.

İktisat öğrencisi Ş.Ç’nin aktardığına göre “Üniversitemizin ‘ticarileştirilmesi’ politikasından endişe duyuyoruz. 2024'te 'Duvarsız Üniversite' diyerek kapıları rant projelerine açan anlayış, şimdi deprem riskini öne sürerek öğrencileri yerinden etmeye çalışıyor. Bizler, üniversitenin gerçek sahipleri olarak, kampüslerimizin bir inşaat sahasına dönüştürülmesine ve üniversite bileşenlerinin süreçten dışlanmasına izin vermeyeceğiz.”

Öte yandan öğrenciler, kampüsü boşaltmadan da tadilatın yapılabileceğine dair alternatiflerin olduğunu belirtiyor. Yaz dönemi gibi eğitimin kapalı olduğu sürelerin değerlendirilmesi veya çelik konstrüksiyonlu yapılar gibi geçici çözümlerin üretilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Süreçte şeffaflık bekleyen İstanbul Üniversitesi öğrencileri, “söz, yetki ve kararın” üniversitenin gerçek sahiplerinde olması gerektiğinin altını çizerek, bu hukuksuz sürece karşı yasal ve demokratik haklarını kullanacaklarını ve kampüslerini terk etmeyeceklerini beyan ediyorlar.

Haber: Cenk BAŞBOĞAOĞLU

Haber Kaynağı : 12punto

Kaynağa Git

İlgili Haberler