Ana içeriğe geç

Cilo Dağları’ndan Alpler’e... ‘Pes etmek yok çocuklar!’ 3 bin metre zirvelere uzanan bir hayat

Bedia Betül Utlu ve eşi Mustafa Utlu, çocuklarıyla birlikte çıktığı sıra dışı doğa yolculuklarıyla dikkat çekiyor. Türkiye’nin zirvelerinden Avrupa’nın en zorlu parkurlarına uzanan aile, çocuklarla ‘imkânsız’ denilen rotaları geride bırakıyor. Dağlar, buzullar ve kamp hayatı artık onlar için bir tatil değil, günlük yaşamın parçası. Peki bu yolculuklar çocukların hayatını nasıl şekillendiriyor? Zorlu doğa koşulları bir aile için ne kadar sürdürülebilir? Bugüne kadar nerelere ayak bastılar? Utlu ailesi ile maceralarını konuştuk.

Cilo Dağları’ndan Alpler’e... ‘Pes etmek yok çocuklar!’ 3 bin metre zirvelere uzanan bir hayat
Hürriyet
16

Modern yaşamın sınırları çoğu zaman ev, okul ve iş arasında çizilirken, bazı aileler için dünya başlı başına bir öğrenme alanı… Yeni coğrafyalar keşfetmek, bilinmeyen rotalara doğru yola çıkmak ve doğanın sunduğu deneyimleri çocuklarla birlikte yaşamak, onlar için bir tatilden çok yaşam biçimi anlamı taşıyor.
Bedia Betül Utlu (37) ve coğrafyacı-akademisyen eşi Mustafa Utlu (37), çocukları Esma Lina Utlu (10) ve Doğa Utlu (5) ile birlikte yıllardır alışılmışın dışında bir yaşam sürüyor. Moda tasarımcılığı mesleğini yakın zamanda bırakan ve ara sıra çeşitli sanat etkinliklerinde yer almaya başlayan Bedia Betül Utlu, eşiyle birlikte pek çok ailenin çocuklarıyla yapmaya cesaret edemeyeceği doğa yürüyüşlerini, kamp organizasyonlarını ve dağ tırmanışlarını gerçekleştiriyor.
Türkiye’nin dört bir yanını keşfeden aile, zamanla rotasını dünyanın farklı coğrafyalarına da çevirdi. Özellikle çocukların doğaya uyum sağlayamayacağı yönündeki yaygın düşünceyi deneyimleriyle çürüten aile, yıllardır sürdürdükleri yolculuklarda hem fiziksel hem de psikolojik dayanıklılığın önemine dikkat çekiyor.

İlk etapta kısa yürüyüşlerle başlayan macera, zamanla uzun parkurlar ve yüksek rakımlı zirve tırmanışlarına dönüştü. Bedia Betül Utlu tüm bu macerayı şu şekilde özetliyor:
“Doğru planlama yapıldığında çocukların sanılandan çok daha güçlü ve uyumlu olduklarını öğrendik. Çocuklarımız doğduktan sonra hayatımızı asla değiştirmedik, onları da hayatımıza dahil ettik.”
Peki bu yolculuk nerelere kadar uzandı, hangi zorluklardan geçildi ve bir aile olarak doğada birlikte olmak onlara neler kattı? Bedia Betül Utlu ile konuştuk.

Çocuklarınızla birlikte çıktığınız doğa yolculuğu sizi hangi zirvelere taşıdı? Nerelere ayak bastınız, neler yaptınız?

Bedia Betül Utlu: Bugüne kadar Türkiye’nin 81 ilini görme fırsatımız oldu. Çocuklarla birlikte gerçekleştirdiğimiz zirve ve yürüyüşler arasında Hakkâri İkiyaka Dağları, Burdur Katrancık Dağı Zirvesi, Erzincan Esence Dağı Zirvesi, Tunceli Sultanbaba Dağı Zirvesi, Tunceli Bağırpaşa Zirvesi, Tunceli Mercan Gölleri ve Kırkmerdiven Şelalesi yürüyüşleri yer alıyor. Erzincan Esence Dağı’na çıkan en genç sporcular arasında yer alan kızlarımız, bu başarılarıyla ödül almaya da hak kazandı.
Mercan Vadisi ve Mercan Gölleri çevresindeki yüksek rakımlı rotalarda yürüyerek buzul göllerine ulaştık. Elazığ-Bingöl sınırında bulunan Gerendal Gölü’ne hem yaz hem kış dönemlerinde birçok kez gittik; gölün tamamen buz tuttuğu zamanlarda da yazın yemyeşil dönemlerinde de aynı heyecanı yaşadık.
Aladağlar Milli Parkı’nda Hacer Ormanları’nı ziyaret ettik ve Aladağlar’ın farklı zirve ile vadilerinde yürüyüşler gerçekleştirdik. Bolkar Dağları’nda Karagöl ve Çiniligöl rotalarında yürüdük. Kaçkar Dağları’nda yüksek irtifa yaylalarını, buzul göllerini ve zirve rotalarını deneyimledik.
Van Başkale Travertenleri’ni ve Mardin Travertenleri’ni ziyaret ettik. Artvin Cehennem Deresi Kanyonu’nda ve Hakkâri Berçelan Yaylası’ndaki Seyit Han Gölü çevresinde çocuklarımızla birlikte doğa keşifleri gerçekleştirdik. Cilo Dağları ve Cilo Buzulları da ailece deneyimlediğimiz etkileyici coğrafyalar arasında yer aldı. Doğa yürüyüşlerinin yanı sıra çocuklarımızı farklı doğa sporlarıyla da tanıştırmaya çalışıyoruz. Büyük kızımız Lina, küçük yaşlardan itibaren çeşitli kaya tırmanışı etkinliklerine katılarak bu alanda da deneyim kazandı.

‘ZAMAN ZAMAN ÇOCUKLARI TAŞIMA ÇANTASINDA YA DA OMUZUMUZDA TAŞIMAK ZORUNDA KALIYORUZ’
Zorlu parkurlar, uzun yürüyüşler ve sert hava koşullarında edindiğiniz deneyimler, çocuklarınızın hayata yaklaşımını nasıl etkiledi?
Bedia Betül Utlu:Öncelikle bunun hiç kolay olmadığını söylemek lazım. Evet, parkurlar her zaman çocukların tek başına yürüyebileceği şekilde olmayabiliyor. Burada iş aileye düşüyor. Zaman zaman çocuğu taşıma çantasında taşımak ya da omuzda ilerletmek bize kalabiliyor. Ancak bunun hem bizim hem de çocukların dayanıklılığını artırdığını söyleyebiliriz.
Bu süreç, kolay pes etmemeyi de öğretiyor. Düştüğümüzde defalarca ayağa kalktığımız için bunun psikolojik açıdan da önemli katkıları oluyor. Duygu durumlarımızı daha hızlı toparlayabiliyor, yaşadığımız zorlukların geçici olduğunu ve yeniden ayağa kalkabileceğimizi kendimize sık sık hatırlatmış oluyoruz. Örneğin eksi 20 derecelerde kurduğumuz kamplar ise tamamen doğru ekipmanla ilgili. Eksi derecelere dayanıklı bir uyku tulumu bu konuda yeterli olabiliyor. Çadıra girmeden önce kamp ateşi yakıp hem ısınıyor hem de ailece sohbet ediyoruz. Böylece çocukların soğuğa değil, yaşadıkları deneyimlere odaklanmalarını sağlamaya çalışıyoruz.

Bu gönderiyi Instagram'da gör

𝗕𝗶𝘆𝗲𝗿𝗹𝗲𝗿𝗱𝗲𝗶𝘇 (@biyerlerdeiz)'in paylaştığı bir gönderi

𝗕𝗶𝘆𝗲𝗿𝗹𝗲𝗿𝗱𝗲𝗶𝘇 (@biyerlerdeiz)'in paylaştığı bir gönderi

Bu gönderiyi Instagram'da gör

𝗕𝗶𝘆𝗲𝗿𝗹𝗲𝗿𝗱𝗲𝗶𝘇 (@biyerlerdeiz)'in paylaştığı bir gönderi

𝗕𝗶𝘆𝗲𝗿𝗹𝗲𝗿𝗱𝗲𝗶𝘇 (@biyerlerdeiz)'in paylaştığı bir gönderi

Kaynağa Git

İlgili Haberler