Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Atlas Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Fatma Bozkurt, her yarasanın hastalık taşıdığı algısının doğru olmadığını ancak doğrudan temastan kesinlikle kaçınılması gerektiğini vurguladı.
YARASALAR VİRÜS TAŞIR MI?
Yarasalar, doğadaki ekolojik dengenin korunmasında önemli rol oynayan canlılar arasında yer alıyor. Böcek popülasyonunu kontrol altında tutmaları, bitkilerin tozlaşmasına katkı sağlamaları ve tohumların yayılmasına yardımcı olmaları sayesinde ekosistem için büyük önem taşıyorlar. Ancak bazı yarasa türleri çeşitli virüs ve mikroorganizmaları taşıyabiliyor. Uzmanlara göre bu durum, tüm yarasaların hasta olduğu ya da insanlara mutlaka hastalık bulaştıracağı anlamına gelmiyor. Çünkü yarasaların büyük bölümü yaşamları boyunca insanlarla hiçbir temas kurmuyor.
EN BÜYÜK RİSK KUDUZ VİRÜSÜ
Prof. Dr. Fatma Bozkurt, insan sağlığı açısından en dikkat edilmesi gereken hastalığın kuduz olduğunu belirtiyor.
Kuduz taşıyan bir yarasanın ısırması ya da tükürüğünün açık yara, göz, burun veya ağız gibi mukozalarla temas etmesi halinde virüs bulaşma riski oluşabiliyor. Bunun dışında yarasalar üzerinde farklı virüslerle ilgili bilimsel araştırmalar yürütülse de günlük yaşamda en önemli riskin doğrudan temas ve kuduz olduğu ifade ediliyor.
YARASAYA DOKUNMAK TEHLİKELİ Mİ?
Uzmanlara göre yarasalar insanlara saldırmayı tercih eden hayvanlar değil. Ancak kendilerini tehdit altında hissettiklerinde savunma amacıyla ısırabilir veya tırmalayabilirler. Bu nedenle evde, iş yerinde ya da açık alanda görülen bir yarasaya çıplak elle dokunulmaması gerekiyor. Özellikle yaralı, hasta veya yerde hareketsiz görünen yarasalardan uzak durulmalı; çocukların ve evcil hayvanların bu hayvanlara yaklaşmasına izin verilmemeli.
Bir yarasanın kısa süreliğine ele, omza ya da yüze konması tek başına hastalık bulaştığı anlamına gelmiyor. Burada belirleyici olan temasın şekli.
Eğer yarasa yalnızca konup uzaklaştıysa, ısırma ya da tırmalama gerçekleşmediyse panik yapmaya gerek yok. Temas eden bölge bol su ve sabunla yıkanmalı. Bununla birlikte, olası risklerin değerlendirilmesi için bir sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.
Uzmanlar, yarasanın ısırması, tırmalaması ya da tükürüğünün açık yara veya göz, burun ve ağızla temas ettiğinden şüphelenilmesi halinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtiyor.
• Temas eden bölge en az 15 dakika boyunca bol su ve sabunla yıkanmalı.
• Mümkünse bölgeye antiseptik solüsyon uygulanmalı.
• En kısa sürede acil servise veya enfeksiyon hastalıkları değerlendirmesi yapılabilecek bir sağlık merkezine başvurulmalı.
• Doktorun değerlendirmesine göre kuduz aşısı ve gerekli görülmesi halinde kuduz immünoglobulini uygulanabilir.
Uzmanlar, yarasaların doğanın vazgeçilmez canlıları olduğunu ancak olası sağlık riskleri nedeniyle bu hayvanlarla doğrudan temastan kaçınılmasının hem bireysel hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor.
Canadian Medical Association Journal'da yayımlanan vaka raporu, Kanada'da yaşanan trajik bir olayı gözler önüne serdi. Rapora göre, 2024 yılında Ontario'daki bir kır evinde yüzüne yarasa konan 11 yaşındaki çocuk, ilk belirtilerin hafife alınmasının ardından kuduz nedeniyle yaşamını yitirdi.
Raporda yer alan bilgilere göre çocuk, gece uykusu sırasında yüzüne dokunan bir yarasa nedeniyle uyandı. Hayvanı eliyle yüzünden uzaklaştıran çocuğun babası ise yarasayı bir kap yardımıyla yakalayarak evin dışına bıraktı.
Çocuğun vücudunda herhangi bir ısırık ya da yara izi görülmemesi ve yarasanın olağan dışı davranışlar sergilememesi nedeniyle aile, olayın ardından sağlık kuruluşuna başvurmadı. Ancak yaklaşık 19 gün sonra çocukta yüz bölgesinde uyuşma ve şişlik şikayetleri ortaya çıktı.
Ailenin acil servise gitmesi üzerine yapılan ilk değerlendirmelerde, çocukta geçici yüz felci olabileceği düşünülerek antiviral tedavi başlatıldı.
Ancak belirtilerin hızla ilerlemesi üzerine ertesi gün yeniden hastaneye başvuran çocuk için bu kez ağız ve diş eti enfeksiyonu tanısı konuldu. Bu süreçte gerçek hastalığın tespit edilememesi, teşhisin gecikmesine neden oldu.
Hastaneye yatış sürecinde çocuğun ateşi 39 dereceye kadar yükseldi. Ardından yutma güçlüğü, bilinç bulanıklığı ve görsel halüsinasyonlar gelişti. Sağlık durumunun hızla kötüleşmesi üzerine çocuk entübe edilerek pediatri yoğun bakım ünitesine alındı.
Manitoba Üniversitesi Pediatri ve Çocuk Sağlığı Bölümü'nde görev yapan uzmanlar, belirtiler üzerine kuduz ihtimali üzerinde durdu. Gerçekleştirilen laboratuvar testlerinde çocuğa yarasalardan bulaşan kuduz virüsü varyantı teşhisi konuldu.
Ancak tüm müdahalelere rağmen çocuk, hastaneye yatırıldıktan 17 gün sonra yaşamını yitirdi.
Uzmanlar, bu vakanın özellikle yarasalarla temas sonrasında görünür bir yara bulunmasa bile tıbbi değerlendirme yapılmasının önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtiyor. Erken değerlendirme ve gerekli görülmesi halinde uygulanacak kuduz profilaksisi, ölümcül sonuçların önlenmesinde kritik rol oynuyor.