Ana içeriğe geç

Prof. Dr. Arıkan: Sarkomlarda erken tanı uzuv kaybını önleyebiliyor

Prof. Dr. Şefik Murat Arıkan, sarkomların masum belirtilerle başlayıp gözden kaçabildiğini, erken tanının yaşam süresini ve uzuv korunma şansını önemli ölçüde artırdığını belirtti.

Prof. Dr. Arıkan: Sarkomlarda erken tanı uzuv kaybını önleyebiliyor
Haberler.com
16

ORTOPEDİ ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Şefik Murat Arıkan, kemik, kas, yağ dokusu, bağ dokusu, sinir, damar ve kıkırdak gibi destek dokularından gelişen kötü huylu tümörler olan sarkomların tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 1'ini oluşturmasına rağmen tanıda yaşanan gecikmeler nedeniyle ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini belirterek, "Sarkomlar çoğu zaman masum görünen belirtilerle başladığı için gözden kaçabiliyor. Oysa erken tanı hem hastanın yaşam süresini hem de uzvun korunma şansını önemli ölçüde artırıyor" dedi.

Memorial Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Şefik Murat Arıkan, 1-31 Temmuz Sarkom Farkındalık Ayı kapsamında, sarkomların belirtileri ve tedavi yöntemleri ile ilgili bilgi verdi. Prof. Dr. Arıkan, "Sarkomlar çocuklardan ileri yaş grubuna kadar her yaşta görülebilmektedir. Bazı kemik sarkomları daha çok çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıkarken, yumuşak doku sarkomlarının önemli bir bölümü erişkin yaşlarda görülmektedir. Kadın ve erkeklerde görülme sıklığı ise genel olarak benzerdir. Hastalığın kesin nedeni çoğu zaman bilinmese de bazı kalıtsal genetik hastalıklar, daha önce uygulanan radyoterapi, bazı kimyasal maddelere maruz kalma ve nadir görülen bazı sendromların riski artırabileceği bilinmektedir. Ancak hastaların büyük kısmında belirgin bir risk faktörü bulunmamaktadır. Sarkomların en sık belirtisi zamanla büyüyen, ağrılı ya da ağrısız olabilen bir kitledir. Özellikle yumuşak doku sarkomlarında başlangıçta ağrı olmayabilir. Bu nedenle hastalar çoğu zaman oluşan şişliği çarpma, düşme ya da kas zorlanmasına bağlayarak aylarca bekleyebilmektedir. Özellikle 5 santimetreden büyük olan, giderek büyüyen, derin yerleşimli veya gece ağrısına neden olan kitlelerin mutlaka uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir. Kemik sarkomlarında ise geçmeyen kemik ağrıları, özellikle geceleri artan ağrılar ve nedeni açıklanamayan patolojik kırıklar önemli uyarı işaretleri arasında yer alır" diye konuştu.

Prof. Dr. Arıkan, sarkom tanısında ayrıntılı fizik muayenenin ardından manyetik rezonans görüntüleme (MR), bilgisayarlı tomografi (BT), gerektiğinde PET/BT gibi ileri görüntüleme yöntemlerinden yararlanıldığını ifade ederek, şunları söyledi;

"Kesin tanı ise biyopsi ile konulur. Ancak biyopsinin, tümörü tedavi edecek ekip tarafından planlanması büyük önem taşır. Uygun teknik kullanılmadan yapılan biyopsiler, tümörün cerrahi sınırlarını olumsuz etkileyebilir ve sonraki tedavi sürecini zorlaştırabilir. Bu nedenle şüpheli kitlelerin deneyimli, kemik ve yumuşak doku tümörleri konusunda uzmanlaşmış merkezlerde değerlendirilmesi tedavinin başarısını doğrudan etkileyen en önemli basamaklardan biridir. Sarkom tedavisi yalnızca cerrahiden ibaret değildir. Başarılı sonuçlar için ortopedi ve travmatoloji uzmanı, kas-iskelet sistemi radyoloğu, patolog, medikal onkolog, radyasyon onkoloğu ve gerektiğinde plastik rekonstrüktif cerrahların birlikte çalıştığı multidisipliner yaklaşım büyük önem taşır. Her hastanın tümör tipi, evresi, yerleşim yeri ve biyolojik özellikleri değerlendirilerek kişiye özel tedavi planı oluşturulur. Geçmiş yıllarda birçok hastada ampütasyon kaçınılmaz görülürken, günümüzde gelişen cerrahi teknikler sayesinde uzuv koruyucu cerrahiler başarıyla uygulanabilmektedir. Yani, ampütasyon oranları neredeyse yüzde 60- 90'larda iken, günümüzde tam tersine vakaların yüzde 90'ında ekstremiteyi kurtarma imkanına sahibiz. Radyoterapi ve kemoterapi ise tümörün tipine ve yayılımına göre tamamlayıcı olarak eklenir."

Prof. Dr. Arıkan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Son yıllarda kemik ve yumuşak doku tümörlerinin tedavisinde teknolojik gelişmeler dikkat çekmektedir. Navigasyon destekli cerrahi sistemleri sayesinde tümörler milimetrik hassasiyetle çıkarılabilirken, üç boyutlu baskı teknolojisiyle hastaya özel implantlar üretilebilmektedir. Yapay zeka destekli görüntüleme sistemleri, kişiselleştirilmiş (hedefe yönelik) genetik tedaviler ve biyolojik rekonstrüksiyon yöntemlerinin tedavi anlayışını kökten değiştirmesi beklenmektedir. Sarkomlar, kemik, kas, yağ dokusu, bağ dokusu, sinir, damar ve kıkırdak gibi vücudun destek dokularından gelişen kötü huylu tümörlerdir. Tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 1'ini oluşturmalarına rağmen, özellikle tanıda yaşanan gecikmeler nedeniyle ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Sarkomlar çoğu zaman masum görünen belirtilerle başladığı için gözden kaçabiliyor ancak hastalıkta erken tanı hem hastanın yaşam süresini hem de uzvunun korunma şansını önemli ölçüde artırıyor."

Kaynağa Git

İlgili Haberler