Ana içeriğe geç

İşçilerin kabusu sıcaklar: ‘Bayılana ayran verip çalıştırıyorlar’

Uzmanlar rekor sıcaklık uyarısı yaparken sıcakları klimalı odalarında geçiren patronlar ve iktidar temsilcileri “İşçilerin verimi düşüyor” diye yakınıyor. Daha fazla kâr için işçiler bayılana kadar çalıştırılıyor, tedavi olarak ayran içiriliyor.

İşçilerin kabusu sıcaklar: ‘Bayılana ayran verip çalıştırıyorlar’
Evrensel
16

Hazırlayanlar: Ahmet Akarsu, Andaç Aydın Arıduru, Eren Yüceboy, Eda Aktaş, Halil İmrek, Sevim Saylam

Tersanelerden inşaat iskelelerine, demir çelik fabrikalarının kor ocaklarından kentin sokaklarını temizleyen belediye işçilerine kadar milyonlarca işçi ve emekçi kavurucu sıcaklarda ölüm riskiyle çalışıyor. Aşırı terleme ve sıvı kaybı nedeniyle kas spazmı, baş dönmesi, mide bulantısı, bayılma, kalp krizi, yüksek tansiyon, beyin kanaması ve hatta ani ölümler yaşanıyor. İş kazası ve iş cinayetlerinin sayısı da riski de artıyor. Bu koşullara karşı bir yasal bir düzenleme yapılmadığı için, işçilerin yapabileceği tek şey örgütlenip birlik olarak çalışmaktan kaçınma hakkını kullanmak.

Yetersiz iş güvenliği, esnemeyen çalışma saatleri altında kronik hastalıklarla, bayılmalarla ve iş cinayeti riskleriyle yüz yüze bırakılan farklı kentlerden işçiler gazetemize konuştu. Kışın soğuğuna bir şekilde çare bulabildiğini söyleyen bir tersane işçisi, yazın sıcaklar karşısında tamamen korumasız bırakıldıklarını, geçtiğimiz hafta bir ustanın tansiyonunun düşüp bayıldığını, ayran içirip çalıştırmaya devam ettirildiğini anlatıyor. Patronun “Sıcak ile paradan zarar gelmez” diyen “İşine gelirse, dışarıda binlerce aç işçi bekliyor” zihniyeti ile karşı karşıya olduklarını dile getiren işçiler çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesi, serinleme molaları verilmesi ve en temel insani hak olan temiz suya erişimin kolaylaştırılması gibi taleplerde birleşiyor.

‘Gemide yumurta kırsan pişer’

Tersane işçisi: “Tersanede kış ayrı zor, yaz ayrı zor. Ama yazın zorluğu başka. Kışın çalışırken üşüyorsun ama biliyorsun ki soğuktan donmayacaksın. Kalın giyinirsin, bol bol hareket edersin. Soğuğa bir şekilde çözüm buluyorsun. Ama yazın sıcağına çözüm yok. Her sektörde zordur ama tersanede işler daha zor. Açıkta çalışsan, güneş tependen vuruyor. Kapalı alanda çalışsan demir zaten güneşi yiye yiye içeriyi fırın gibi ediyor. Bir de kapalı alanın tek derdi sıcak da değil. Havasız da kalıyor içerisi. İçeride zaten türlü türlü gaz birikiyor. Yeterince havalandırma olmayınca nefes almak bile zor oluyor bazen. Halsiz düşenler oluyor. Geçen hafta bir usta baygınlık geçirdi. Tansiyonu düşmüştür diye ayran içirip çalışmaya devam ettiler."

Hatsan Tersanesi işçisi: "Sıcaklarda tersanede çalışılmıyor. Daha yaz yeni geldi ama şimdiden canımızdan bezdik. Bir de bu yaz havalar 40 dereceyi görecek diyorlar. Şimdiden zorlanıyoruz, 40 derecede nasıl çalışacağız bilmiyorum. Ben Urfalıyım. Sıcağa alışkınım. Ama gemideki sıcak alışılacak gibi bir sıcak değil. Hani bazen bir yerin ne kadar sıcak olduğunu anlatmak için yumurta kırsan pişer diyorlar ya. Tersanedeki durum tam da öyle. Gemide bir yumurta kırsan pişer. Bol bol su içmeye çalışıyorum, kafamı günde birkaç sefer suyun altına sokup çıkarıyorum ama bir yere kadar çözüm oluyor."

Demir çelik işçileri (İsdemir, Yazıcılar, Ekinciler, Tosyalı): “Yaz sıcağında yüksek dereceli fırın ocakları karşısında çalışma sırasında yoğun terleme nedeniyle sürekli su kaybı yaşanıyor. Gün içerisinde halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi ve yorgunluk sık görülen sorunlar arasında geliyor. Havaların sıcaklığı fırın ocakları karşısındaki sıcaklık ile birleşince dikkat dağınıklığına neden olduğu için iş kazası riski de artıyor. Özellikle gece vardiyası bu konuda en sıkıntılı vardiya. Sürekli yüksek ısıya maruz kalmak sadece iş saatlerinde değil, mesai sonrasında fiziksel ve psikolojik yıpranmaya da neden oluyor. Aşırı sıcak hava dalgalarının sürekli artışı çalışma yaşamını zorluyor. Metal işçileri için fırının karşısında geçen uzun çalışma saatleri stres dönemi anlamına geliyor. Yaz aylarında çalışma düzeninin yeniden planlanmasını, ekstra serinleme molaları verilmesini ve su takviyesi yapılmasını talep ediyoruz.”

Yol bakım onarım işçisi: “Hem hava sıcaklığı hem demirin sıcaklığı bizleri bugünlerde çok yoruyor. Amirlerimize çalışma saatlerinin ayarlanması konusunda talepte ettiğimizde ‘Sıcak ile paradan zarar gelmez’ yanıtını alıyoruz. Yaklaşık 20 yıldır yol işçiliği yapıyorum daha bir yaz çalışma şartlarında esneklik uygulandığını görmedim. Aşırı sıcaklıkların geleceğini duyuranlar işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından önlemler alsın."

Tren teşkil işçisi: "10 yıldır tren teşkil işçiliği yapıyorum. Yazın sıcak, kışın soğuk sağlığımız açısından yıpratıcı. Ama yıpranma payımız var mı yok. Sadece belli bir miktar gayri müsai şartlar tazminatı adı altında para alıyoruz. Bu aldığımız tutar da zaten maaşa yan gelir olduğu için taban maaşımıza bir yansıması olmuyor. Bu sebeple kavurucu sıcaklıklar geldiğinde daha çok yorulacağız"

‘Göz kararması ve baş dönmesi yaşıyorum’

Belediye işçisi: “Özellikle öğle saatlerinde sahada çalışmak vücut dengesini bozuyor. Kronik hastalığı olanların bu sıcağa mecbur kalması kalp krizi veya beyin kanamasına yol açabilir. Bir hipertansiyon hastası olarak göz kararması ve baş dönmesi yaşıyorum, bu da iş kazası riski doğuruyor. Taşradaki personelin suya erişimi kolaylaştırılmalı, sıcak bitkinliği için serin alanlar oluşturulmalı ve 11.00-16.00 saatleri arasındaki saha işleri yeniden düzenlenmelidir.”

Belediye temizlik işçisi: “3 çocuk babasıyım, kiradayım ve maaşım yetmiyor. Maaşlarımız vergi dilimine girdiğinden yıl sonuna doğru sürekli düşüyor. Bu yüzden hafta sonları, bağ bahçe işlerinde veya inşaatlarda ek iş yapıyorum. Ağustos sıcağı bizi normalden çok daha fazla yoruyor."

‘Sıcaktan mı korunalım, canımızı mı kurtaralım’

İnşaat işçisi: “Daha önceleri yazları harçlığımı çıkarmak için başlamıştım inşaata, daha sonra üniversiteyi bıraktım ve inşaatta devam etmeye karar verdim. Biz dış ve iç cephe boyasında çalışıyoruz. İnşaatta vantilatör veya soğuk su kaynağımız yok, gün boyu güneşin altındayız. İskele üzerinde çalışırken sıcaktan mı korunalım, canımızı mı kurtaralım bilemiyoruz. Alım gücümüz her yıl düşüyor ama şartlardan şikayet ettiğimizde ‘Dışarıda binlerce aç işçi bekliyor, işine gelirse’ cevabını alıyoruz. Hepimizin bir meslek hastalığı var. Çoğu arkadaşımız fıtıktan ameliyat olması gerekirken işsiz kalma korkusuyla hâlâ çalışmaya devam ediyor. Evine ekmek götürmek için bu sıcaklarda çalışıyor.”

İnşaat işçisi: “Üniversite mezunuyum. Yeni evliyim. Diplomamın ülkede hükmü olmadığı için borçlarımı ödeyebilmek için 3 yıldır inşaatta amelelik yapıyorum. Sıcak, soğuk, yaz, kış demeden inşaatın bu tehlikeli ortamında çalışmak zorundayız. Ben firma inşaat işçisi olduğum için süreli işlerde çalışıyorum. Yaz sıcağında işler aksayabiliyor ve bu durum yevmiyelerimize yansıyor. Ailem Adana’da, ben İzmir’deyim; firma nereye gönderirse oraya gidiyoruz ve aldığımız parayı eve yolluyoruz. Yıllarca emek verip okuduk çalıştık didindik ama karşılığını alamadık. Özel sektör öğretmenlerinin hali ortada bu vesileyle buradaki arkadaşlarımıza da selam yollamak istiyorum.”

‘Aşırı sıcak altında çalışma iş cinayeti riskini artırır’

Avrupa Sendikalar Konfederasyonu da (ETUC) sıcaklık 30 dereceyi aştığında iş kazası riskinin yüzde 5 ila yüzde 7 oranında arttığına dikkat çekiyor. Sıcaklık 38 derecenin üzerine çıktığında ise risk yüzde 10-15 daha fazla oluyor.

Yaz aylarında aşırı sıcak altında uzun süre çalışmanın “İş kazası ve ölüm riskini artırabileceğini” vurgulayan Ankara Tabip Odası (ATO) Genel Sekreteri Dr. Zafer Çelik özellikle dış mekanda çalışanların risk altında olduğunu söyledi: “İnşaat işçileri, tarım emekçileri, sokakta çalışanlar ve klimasız araçlarda çalışanlar en riskli gruplar arasında. Genel olarak güneşe ve fiziksel güce dayalı işlerde çalışanlar daha fazla etkileniyor. Vücutta su ve elektrolit kaybı yaşanır. Aşırı terleme nedeniyle halsizlik ve yorgunluğa yol açar. Bunun sonucunda dikkat bozukluğu gelişebilir. Bu da iş kazalarına yol açabilir.”

‘Sorumluluk işveren ve devlette’

Ekonomik koşullar nedeniyle işçilerin çalışmak zorunda olduğunu ve sorumluluğun işverende ve devlette olduğunu vurgulayan Çelik, “Hem özel sektör hem kamu işverenlerinin işçiyi koruyacak tedbirleri alması yasal bir zorunluluktur” dedi. Çelik, alınması gereken önlemlere dair şunları kaydetti: “Çok soğukta olduğu gibi çok sıcakta da çalışma süreleri kısıtlanmalı. Daha kısa aralıklarla mola verilmeli, nöbetleşe çalışma uygulanmalı. Koruyucu giysiler, şapka gibi ekipmanlar sağlanmalı. Ayrıca sıvı kaybını önlemek için su ve beslenme desteği düzenli olmalı.”

‘Denetlenmeden çalışma ruhsatı verilmemeli’

İtalya başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinde ve Körfez'deki bazı ülkelerde aşırı sıcak günlerde tarım, inşaat ve açık alan çalışmalarının belirli saatlerde durdurulmasına yönelik uygulamalar hayata geçiriliyor.

Birleşik Metal-İş Sendikası İşçi Sağlığı ve Güvenliği Dairesi Uzmanı Nuran Gülenç de mevcut iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliklerinin artan sıcaklıklara karşı işçileri koruyacak kapsamlı bir çerçeve sunmadığını belirtti. Gülenç, iş yerlerinin ruhsat ve kurulum aşamasında havalandırma ile iklimlendirme sistemleri yönünden denetlenmediğine dikkat çekti.

Özellikle metal sanayisinde üretim aşamalarındaki yüksek ısının, dışarıdaki sıcaklık artışıyla birleştiğinde kalp krizi ve beyin kanaması gibi ölümcül riskler doğurduğunu vurgulayan Gülenç, “İş yerlerinin iklimlendirme yeterliliği incelenmeden çalışma ruhsatı verilmemeli” dedi.

Mevzuatta yer alan “tehlikeli koşullarda çalışmaktan kaçınma hakkı”na da değinen Gülenç, “Bu hakkın kullanımı işçilerin örgütlü gücü olmadan neredeyse imkansız hale geliyor. İşverenler baskı, mobbing ve çeşitli kandırmalarla bu hakların kullanılmasına engel oluyor. Çalışmaktan kaçınma hakkının kullanılabildiği iş yerleri işçilerin sendikalarda örgütlü olduğu iş yerleri. Birleşik Metal-İş Sendikası bu hakkı en fazla kullanan sendikalardan. Üye işçiler iş yerlerinde örgütlü güçlerinden, iş yeri temsilcilerinden ve sendikalarından aldıkları güç ile tehlikeli koşullardan kaçınma hakkını kullanabiliyor.” dedi.

Önlem alınmazsa ölümler artacak

Uluslararası Çalışma Örgütü'nün verilerine göre, AB genelinde 2000’lerden bu yana iş yerlerinde sıcaklığa bağlı ölümlerde yüzde 42'lik bir artış görüldü. Avrupa Sendikalar Konfederasyonu da (ETUC sıcaklık 30 dereceyi aştığında iş kazası riskinin yüzde 5-7, 38 dereceyi aştığında yüzde 15 kadar yükseldiğini bildirdi. ABD Sağlık Bakanlığının 2030 yılı için yaptığı modelleme ise oldukça çarpıcı: Önlem alınmazsa her 14 ila 24 dakikada bir işçi, aşırı sıcağa bağlı olarak yaşamını yitirecek.

Kaynağa Git

İlgili Haberler