Ana içeriğe geç

Batı fonluyor, aparatlar dayatıyor: Hedef Türkiye!

Av. Hatice Beyza Öztürk, LGBT ideolojisinin esas derdinin ‘aşk ve eşitlik’ olmadığını, toplumsal kaosu hedeflediğini belirtti. Türkiye’deki yerel LGBT örgütlerinin sadece buzdağının görünen yüzü olduğunu ifade eden Öztürk, asıl savaşın küresel emperyalizme karşı verilmesi gerektiğini söyledi.

Batı fonluyor, aparatlar dayatıyor: Hedef Türkiye!
Aydınlık
16

Batı’dan gelen milyonlarca dolarlık fonlar, USAID destekleri ve perde arkasındaki küresel aktörler... Büyük Aile Platformu Hukuk Kurulu Genel Sekreteri Av. Hatice Beyza Öztürk, Türkiye’de faaliyet gösteren LGBT örgütlerinin arkasındaki uluslararası finans ağını anlattı. Meselenin ‘hak ve özgürlük’ arayışı olmadığını dile getiren Öztürk, Türkiye’yi sindirmek için emperyalist ve siyonist odakların bu yapıları birer ‘aparat’ olarak kullandığını belirtti.

Av. Hatice Beyza Öztürk, cinsel kimlik karmaşası yaşayan gençlerin dijital dünyada avlandığını belirterek, “Bizim evde olmaz demeyin, çığ geliyor!” uyarısında bulundu. ‘Cinsel haklar’ adı altında yeni bir insan hakkı uydurulmaya çalışıldığını belirten Öztürk, çocukları cinsel istismara açık hale getirecek bu küresel stratejiye karşı hem ailelerin hem de devletin kırmızı çizgiler çekmesi gerektiğini belirtti.

- LGBT’yi nasıl tanımlıyorsunuz?

LGBT dediğimiz meselenin özünde yatan homoseksüellik, belki insanlık tarihi kadar eski olabilir. Nitekim dünya tarihinde muhtelif kaynaklarda ve insanlık tarihinin kimi bahislerinde homoseksüelliğe yönelik kıssalarla karşılaşıyoruz. Tıbbi, sosyolojik ve dini metinlerde bunun atipik bir durum olduğu ve normal kabul edilmediğine yönelik tarihsel bir temayül söz konusu.

Bu meselenin eşcinsellikle sınırlı kalmayarak ‘LGBT+’ olarak yapılandırılmış bir kimliğe bürünmesi, örgütlü bir yapıya kavuşması ve bunun toplumlara dayatılması ise 1940’lı yılların Avrupa ve Amerikasında karşımıza çıkıyor. Eşcinselliğin, biseksüelliğin ve transseksüelliğin normal olduğu, yaygınlaştırılması gerektiği ve bununla ilgili siyasi ve sosyal tüm alanlardaki zemin arayışlarının adı LGBT ideolojisidir.

‘YANLIŞ BEDENDE DOĞDUN’ YALANIYLA NİTELİKLİ TUZAK

- ‘İnsan 3.0’ adlı belgeselinizde LGBT ideolojisine yönelik neleri vurgulamak istediniz?

Belgeselde, 10 yılı aşkın bir süre boyunca ‘trans’ kimliğiyle yaşamış bir hanımefendinin öncelikle geçmiş dönem travmalarını, akabinde birtakım LGBT örgütleri eliyle nasıl manipüle edilerek sözde cinsiyet değiştirmeye yönlendirildiğini kendi ağzından dinliyoruz. Hanımefendi bizlere hayatını en çarpıcı yönleriyle aktarırken bir yandan da alanında uzman isimlerden LGBT ideolojisinin yapı taşlarını öğrenme fırsatı yakalıyoruz.

Belgesel marifetiyle daha yakından gördük ki çocukluk çağı travmaları, ebeveyn tutumları, akran zorbalığı gibi durumlar çocuklar üzerinde cinsel kimlik bozukluğu oluşturabiliyor. Cinsiyetiyle arası bozulmuş gençler, yalnızlaşarak dijital mecralarda LGBT örgütlerinin eline düşebiliyor ve ‘seçtiğim ailem’ kılıfıyla ailesinden ve çevresinden koparılarak geri dönüşü olmayan sonuçlarla karşı karşıya bırakılıyor.

‘Sen yanlış bedende doğdun, ailen seni asla anlamayacak, biz senin için buradayız.’ yalanlarıyla nitelikli dolandırıcılığa maruz kalan gençler, hakikaten buna inandırılıyor ve örgütlerle yakınlaşırken aile ve sevdikleriyle arasına mesafe koyuyor. Sözde cinsiyet değiştirdikten sonra aradığı huzuru bulamadığında ise örgütten arkadaşları telefonlarına çıkmıyor. Yok sayılma başlıyor. Bu gibi vakaların benzerini dolandırıcılık dosyalarında görüyoruz. Gençlerimiz dolandırılırken bizim de alkış tutmamız bekleniyor.

‘İnsan 3.0’ belgeseli bu gidişata karşı sanat penceresinden sesini yükselten ve manifestosunu ilan eden önemli bir iş. Sayılarının artmasını ve daha başarılı işlerin çekilmesini arzu ediyoruz.

AMAÇ PEDOFİLİYİ MEŞRULAŞTIRMAK

- LGBT hareketlerinin pedofili ile alakası olduğunu düşünüyor musunuz?

LGBT hareketlerinin tarihsel sürecine baktığımızda örgütlerin pedofili ile 1990’lı yılların sonuna kadar nasıl birlikte hareket ettiğini görebiliyoruz. 1950’li yıllarda, Amerika’daki LGBT örgütleri, pedofili örgütleri ile birlikte açık mücadeleye başlıyor. BM’den akreditasyon kazanmaya kadar giden bir süreç var. 1998’de LGBT örgütlerinin içinde pedofili örgütlerinin de bulunması dolayısıyla oluşan toplum baskısı, pedofili örgütlerinin LGBT örgütleri ile görünürde bağlarını koparması ile sonuçlanıyor. Fakat bugüne kadar birliktelik içinde olduklarını görüyoruz. Bu bir komplo teorisi veyahut karalama kampanyası değil, gerçeğin ta kendisi. 1948’de Alfred Kinsey ‘Pedofili diye bir şey yoktur, çocuklar da yetişkinler kadar cinsellikten haz duyar. Pedofili gibi yaftalamalar kaldırılırsa çocukların da cinsel özgürlüklerinin önü açılır.’ diyerek ‘erişkin olmayanlara ilgi duyan kimseler’ kavramını kullanmayı tercih ediyor.

Batı fonluyor, aparatlar dayatıyor: Hedef Türkiye! - Resim : 1

DERTLERİ ÖZGÜRLÜK DEĞİL

- LGBT örgütleri Batı’dan nasıl fonlanıyor?

USAID, İsveç ve Almanya’nın önde olduğu devlet otoriteleri ve sivil toplum örgütleri, ülkemizdeki LGBT örgütlerini yıllardır fonluyor. Gezi Parkı eylemleri akabinde görünürlüğü artan LGBT örgütlerinin o dönem kimler tarafından nasıl fonlandığı ve ülkemizi bu fonlar eliyle iç savaşa sürüklemeye çalıştıkları deşifre edilmişti. Öncelikle her birimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin birer vatandaşı olarak bu örgütlerin esas derdinin ‘özgürlük’, ‘hak’, ‘eşitlik’, ‘aşk’, ‘sevgi’ olmadığını bilmemiz gerek. Bu örgütlerin amacı, faşist bir duruşla kitleleri anarşizme sürüklemek. Zira, Türkiye, bölgede inanılmaz bir güç. LGBT ise o gücü sindirmeye yönelik ortaya atılan araçlardan bir tanesi. Sorunun ta kendisi LGBT gibi aparatları ülkelere dayatmaya çalışan emperyal güçler.

AKTİF MÜCADELE

- Hükümet bunun önünü nasıl almalı?

Geleceğin tehdit ve tehlike altında olduğunun bilinciyle, devletimizin ve tüm yetkili otoritelerin, bu örgütler ve ideolojiyle aktif mücadele etmesini arzu ediyoruz. Örneğin, anne olsam çocuğumu gönderdiğim okulda LGBT propagandası yapılsın istemem. Sosyal medyada karşısına LGBT örgütleri çıksın istemem. İzlediği dizi ve filmlerde LGBT olmaya özendirilsin de istemem. Ben nasıl çocuğumu korumak zorundaysam devletimiz de çocuklarımızı dış tehditlerden koruyacak tüm etkili önlemleri almak zorunda. Ciddi bir uyanış olduğunu görüyorum, etkili adımların atılacağını ümit ediyorum. Ama her şeyi devletten beklememek gerek. Bugün, şu an bana ne düşüyor ve ne yapmam gerekiyorsa ben onu yapmak ve gücümün yetmediği hususları da devletimin düzeltmesini beklemekle ve talep etmekle mükellefim. Bu ülke nasıl ki şanlı tarihinde hiçbir emperyal güce geleceğini teslim etmemişse, yine teslim etmeyeceğine yönelik inancım tam.

Kaynağa Git

İlgili Haberler