Ana içeriğe geç

"İstanbul turizmde pahalı değil, değerini buluyor"

JW Marriott Istanbul Bosphorus Genel Müdürü Ceyhan Ediz Tuncer, turizm destinasyonları arasında İstanbul'un pahalı kalmaya başladığı yönündeki eleştirilere karşı çıkarak, kentin hak ettiği değeri bulduğunu savundu. Avrupa'daki benzer metropollerle kıyaslandığında lüks tüketim ve yeme-içme sektörünün hala rekabetçi bir konumda olduğunu söyleyen Tuncer, "Kendi değerimizi baltalamak yerine sunduğumuz nitelikli hizmeti ve deneyimi öne çıkarmalıyız" dedi.

"İstanbul turizmde pahalı değil, değerini buluyor"
Ekonomim.com
16

MERVE YİĞİTCAN

Küresel turizm pazarında rekabet her geçen gün kızışırken, Türkiye'nin lüks ve üst segment turizm destinasyonlarındaki konumu yeniden şekilleniyor. 200 yıllık bir sabun fabrikasından dönüştürülen Karaköy'deki JW Marriott Istanbul Bosphorus’un Genel Müdürü Ceyhan Ediz Tuncer ile bir araya gelerek pazar çeşitliliğinden tedarik yönetimine, nitelikli istihdam krizinden fiyatlama stratejilerine kadar sektörün önündeki kritik başlıklar üzerine konuştuk. Jeopolitik gerilimlerin ve bölgesel çatışmaların turizm sektörünü doğrudan etkilediğini belirten Tuncer, oteldeki doluluk oranlarının mayıs ayında yüzde 87 seviyesinde gerçekleştiğini, genel ortalamada ise yüzde 85 dolulukla faaliyet gösterdiklerini açıkladı. Bölgedeki savaş ortamının rezervasyon iptallerine yol açtığını ancak finansal bir kayba izin vermeden pazar çeşitliliğiyle bu süreci yönettiklerini aktaran Tuncer, "Savaş döneminde Orta Doğu pazarında ciddi bir gerileme yaşandı. Bu süreçte en büyük önceliğimiz, küresel gücümüzün de etkisiyle ABD pazarı oldu. Bunun yanında, güney sahillerinin yanı sıra İstanbul’u da alternatif bir destinasyon olarak radarına alan Rusya, bizim için iki numaralı pazar konumuna yükseldi. Son dönemde Suudi Arabistan pazarında da yeniden bir hareketlilik gözlemliyoruz" diye konuştu.

Dev organizasyonlarda fırsatçılığa dikkat

Tüm dünyada ses getiren Kanye West’in İstanbul konseri gibi uluslararası nitelikteki büyük organizasyonların şehir otelciliğine ve Boğaz hattına doping etkisi yarattığını anlatan Tuncer, İstanbul’un yeniden Formula 1 takvimine dahil edilmesini de sektör açısından dönüm noktası olarak nitelendirdi. Ancak bu süreçlerin doğru yönetilmesi gerektiği konusunda uyarılarda bulunan Tuncer, "Şampiyonlar Ligi finali veya Formula 1 gibi dev organizasyonlar kente muazzam bir katma değer sağlıyor. Ancak bu dönemlerde ortaya çıkan fahiş ve kontrolsüz fiyat artışları, uzun vadede destinasyon imajımıza zarar veriyor. Serbest piyasa ekonomisi geçerlidir ancak fırsatçılık boyutuna varan adımlar 'vur-kaç' algısı yaratır. Gelen turiste uçtan uca kusursuz bir deneyim sunarak onu kalıcı kılmalıyız. Sektördeki denetim mekanizmaları bu anlamda büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.

Nitelikli hizmeti öne çıkarmalıyız

Türkiye’nin özellikle de İstanbul’un son dönemde "Avrupa’dan daha pahalı" olduğu yönündeki eleştirileri de değerlendiren deneyimli turizmci, fiyatların sunulan hizmet kalitesiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu. "İstanbul bir dünya markasıdır” diyen Tuncer, şöyle devam etti: “Geçmiş yıllarda 'aman oteller boş kalmasın' kaygısıyla, milyarlarca dolarlık devasa yatırımları çok ucuza pazarladık. Bugün yaşanan fiyat artışları aslında İstanbul’un lüks segmentte kendi gerçek değerini bulma sürecidir. Avrupa’daki benzer metropollerle kıyaslandığında lüks tüketim ve yeme-içme sektörü hala rekabetçi bir konumdadır. Kendi değerimizi baltalamak yerine sunduğumuz nitelikli hizmeti ve deneyimi öne çıkarmalıyız." Yüksek enflasyonist ortamda karlılığı korumanın yolunun doğru tedarik zinciri yönetiminden geçtiğini ifade eden Tuncer, sürdürülebilirlik ilkelerini maliyet kontrolüyle birleştirdiklerini anlattı.

65 otellik bir zincir gücüyle tedarikçilerle toplu anlaşmalar yaptıklarını belirten Tuncer, "Yerel üreticileri destekliyoruz. Örneğin, menümüzde tamamen yerel malzemeler kullanıyoruz. Ayrıca su kullanımında geri dönüşümlü cam şişe modeline geçerek su maliyetlerimizde yüzde 45’e varan net tasarruf sağladık. Kriz anlarında maliyet kısmak yerine, masraf kontrolünü bir yaşam standardı haline getirmek gerekiyor" diyerek sözlerini tamamladı.

200 yıllık sabun fabrikasından lüks otele dönüştü

JW Marriott Istanbul Bosphorus Genel Müdürü Ceyhan Ediz Tuncer, otelin tarihi geçmişini ve dönüşüm hikayesini şu sözlerle anlattı: "Binamız 200 yıllık bir geçmişe sahip. İlk olarak sabun fabrikası olarak başlanmış. Sabun üreticileri buradan ürettikleri sabunları, Galataport'un olduğu eski limandan yurt dışına ihraç ediyorlarmış. Zamanla işler büyüyüp üretim yetmemeye başlayınca burayı iş hanı haline getirmişler. İçinde dişçinin, avukatın, esnaf lokantasının olduğu bir bina haline gelmiş. 2017 yılında Katarlı Al Faisal Holding bünyesindeki ARTIC grubu tarafından satın alındı ve dönüşüm başladı. 2019’da açılış yapıldı. Pandemi arasından sonra 2022’de yeniden kapılarını açtı. 130 odalı bir oteliz. Anıtlar Kurulu kontrolü altında faaliyet gösteriyoruz. 200 yıllık orijinal taş duvarları koruyarak temizledik. Atriyumu, tavan yüksekliği, tamamen cam olan çatısıyla içeri doğal gün ışığı alan ve adeta müze havası taşıyan çok özel bir binada hizmet veriyoruz."

Uçtan uca gastronomi deneyimi sunmak istiyoruz

Otel bünyesindeki gastronomi ve eğlence konseptlerine değinen Tuncer, kompakt bir alanda geniş bir yeme-içme operasyonu yürüttüklerini belirtti. 130 odalı kompakt bir otel olmasına rağmen yiyecek-içecek anlamında çok büyük bir operasyona sahip olduklarını söyleyen Tuncer, şu bilgileri verdi: “Bu metrekarede dört tane ana restoran, kafe ve barımız var. Bunlardan biri olan 9’uncu kattaki Octo Restoran’ın konseptini bu yıl tamamen değiştirdik; modern Türk mutfağı sunuyoruz. Bu asla klasik bir kebap konsepti değil, geleneksel lezzetlerin modern yorumlanmış hali. Yaz aylarında faaliyet gösteren Sky Karaköy Bar & Lounge alanımızda her gün canlı DJ performanslarımız var. Sokak tarafında Karaköy'ün ruhuna uygun dizaynı ve fiyatlamasıyla bir sokak barımız, hemen yanında bir buluşma noktası olan kafemiz ve IOKİ Nau restoranımız bulunuyor. Amacımız otele gelen misafirlerimize dışarı çıkma ihtiyacı hissettirmeden, her tercihe yönelik güvenli ve konforlu bir gastronomi tecrübesi yaşatmak."

Kaynağa Git

İlgili Haberler