Ana içeriğe geç

Kahve yaşlanma ve strese karşı gizli anahtar olabilir

Kahvenin sağlıklı yaşlanmayla neden ilişkilendirildiği çözülüyor. Bilim insanları, kahvedeki bileşiklerin hücreleri stres ve hasara karşı koruyan NR4A1 reseptörünü aktive ettiğini keşfetti. Asıl etkili olan kafein değil bitkisel bileşikler

Kahve yaşlanma ve strese karşı gizli anahtar olabilir
Gazete Oksijen
16

Texas A&M Veteriner Tıp ve Biyomedikal Bilimler Fakültesi'nden araştırmacılar, kahvedeki bazı bileşiklerin, yaşlanma ve stres tepkileri üzerine yapılan çalışmalarda reseptör olan NR4A1'i aktive edebildiğini ortaya koydu. Nutrients dergisinde yayımlanan araştırma, kahve bileşikleri ile NR4A1 arasında kurulan ilk doğrudan bağlantılardan biri olma özelliği taşıyor.

Araştırmanın baş yazarı Prof. Dr. Stephen Safe, "Kahvenin iyi bilinen sağlığı destekleyici özellikleri var. Bizim gösterdiğimiz şey, bu etkilerin bir kısmının kahve bileşiklerinin bu reseptörle etkileşime girme biçimiyle bağlantılı olabileceği" dedi.

NR4A1, vücut strese veya doku hasarına maruz kaldığında gen aktivitesini kontrol etmeye yardımcı olan bir grup nükleer reseptörün parçası. Safe'in daha önceki çalışmalarında bu reseptör bir "besin sensörü" olarak tanımlanmıştı.

Kahvenin faydalarının arkasındaki olası mekanizma

Farklı gözlemsel çalışmalar kahve tüketimini Alzheimer, Parkinson ve metabolik hastalık riskinin azalmasıyla ilişkilendirmişti, ancak bu çalışmalar genellikle bir bağlantı gösteriyor, mekanizmayı açıklamıyordu. Safe ve ekibi, NR4A1'in bu açıklamanın bir parçası olabileceğini öne sürdü.

Araştırmacılar, kahvedeki çeşitli bileşiklerin NR4A1'e bağlanarak aktivitesini değiştirebildiğini buldu. En aktif bileşikler arasında kafeik asit gibi polihidroksi ve polifenolik maddeler yer alıyor. Laboratuvar modellerinde bu bileşikler hücresel hasarı azalttı ve kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlattı. Araştırmacılar hücrelerden NR4A1'i çıkardığında ise bu koruyucu etkiler tamamen ortadan kalktı.

Asıl etken kafein değil

Kahvenin en büyük bileşeni kafein olsa da araştırma, koruyucu etkilerin asıl kaynağının kafein olmayabileceğine işaret ediyor. Safe, "Kafein reseptöre bağlanıyor ama modellerimizde pek bir işe yaramıyor. Polihidroksi ve polifenolik bileşikler çok daha aktif" dedi.

Bu bulgu, geniş çaplı popülasyon çalışmalarının hem kafeinli hem de kafeinsiz kahveyi benzer sağlık faydalarıyla neden ilişkilendirdiğini açıklıyor.

"Henüz yapılacak çok iş var"

Safe, kahvenin kimyasal olarak karmaşık bir madde olduğunu ve muhtemelen vücutta birden fazla biyolojik yol üzerinden etki ettiğini vurguladı. Araştırma insanlarda doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurmuyor ve kahve içmenin hastalığı önlediğini kanıtlamıyor.

NR4A1'in birçok hastalıkla bağlantılı olması nedeniyle bulgular, ileride ilaç geliştirme çalışmalarına da katkı sağlayabilir. Safe'in ekibi, kanser ve diğer hastalıklar için olası tedaviler geliştirmek amacıyla bu reseptörü doğal bileşiklerden daha etkili hedefleyen sentetik bileşikleri incelemeye devam ediyor.

Araştırma, mevcut kahve tüketim önerilerini değiştirmiyor. Ancak bilim insanlarına, kahvenin sağlık ve uzun ömürle olan uzun süredir bilinen ilişkisine dair aranan biyolojik açıklamayı sunuyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler