Ana içeriğe geç

NATO Zirvesi'ne Türk savunma sanayii damgası: Türkiye'nin üstlendiği rol dönüşüm geçiriyor

NATO Ankara Zirvesi'ni değerlendiren uzmanlar, Türkiye'nin savunma sanayisindeki yükselişi, askeri kapasitesi ve stratejik konumuyla NATO içinde giderek daha önemli bir aktöre dönüştüğü görüşünde birleşti. Atlantik Konseyi'nin kıdemli savunma uzmanı Elisabeth Braw, 'Türkiye askeri açıdan giderek daha önemli bir rol üstlenmeye başladı. Ancak bence daha da önemlisi, savunma sanayi üreticisi bir ülke olarak öne çıkıyor. NATO içinde gördüğümüz şey, son yıllarda ve özellikle son aylarda çok sayıda Avrupalı NATO ülkesinin savunma tedariki için, örneğin mühimmat alımında, Türkiye'ye yönelmiş olması. Dolayısıyla Türkiye'nin üstlendiği bu rol gerçekten çok hızlı bir dönüşüm geçiriyor.' dedi.

NATO Zirvesi'ne Türk savunma sanayii damgası: Türkiye'nin üstlendiği rol dönüşüm geçiriyor
Star Gazetesi
16

Atlantik Konseyi'nin (Atlantic Council) Londra merkezli kıdemli savunma uzmanı Elisabeth Braw, NATO Ankara Zirvesi'nin ardından AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, zirvenin en büyük başarısının herhangi bir krize sahne olmadan tamamlanması olduğunu belirtti.

Bu yıl zirvenin uyumlu bir atmosferde düzenlenebileceği tek NATO ülkesinin Türkiye olduğunu ifade eden Braw, bunun en önemli nedenlerinden birinin ABD Başkanı Donald Trump'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birçok Avrupalı lidere kıyasla daha yakın bir iletişim kurabilmesi olduğunu dile getirdi.

Braw, Trump ile Erdoğan arasındaki diyaloğun mevcut uluslararası konjonktürde Türkiye'ye ayrı bir diplomatik ağırlık kazandırdığını, bunun NATO içinde giderek daha belirleyici hale geldiğini söyledi.

Türkiye'nin yalnızca siyasi açıdan değil, savunma alanında da farklı bir konuma yükseldiğine işaret eden Braw, şunları aktardı:

"Türkiye askeri açıdan giderek daha önemli bir rol üstlenmeye başladı. Ancak bence daha da önemlisi, savunma sanayi üreticisi bir ülke olarak öne çıkıyor. NATO içinde gördüğümüz şey, son yıllarda ve özellikle son aylarda çok sayıda Avrupalı NATO ülkesinin savunma tedariki için, örneğin mühimmat alımında, Türkiye'ye yönelmiş olması. Dolayısıyla Türkiye'nin üstlendiği bu rol gerçekten çok hızlı bir dönüşüm geçiriyor."

Braw, Avrupa'nın güvenlik mimarisine ilişkin değerlendirmesinde ise Ankara Zirvesi'nin ardından Avrupa ülkelerinin NATO'ya bağlılıklarını daha güçlü biçimde ortaya koyduğunu söyledi.

Son yıllardaki zirvelere kıyasla Avrupalı müttefiklerin daha ortak bir tutum sergilediğine dikkati çeken Braw, Trump'ın Grönland meselesini yeniden gündeme getirmesinin ardından Avrupa ülkelerinin Danimarka'ya toplu destek vermesini bunun en somut örneklerinden biri olarak gösterdi.

Braw, Avrupa ülkelerinin yalnızca siyasi dayanışma sergilemediğini, aynı zamanda ortak savunma projelerine de hız verdiğine değinerek, Almanya'nın Kanada ve Norveç ile yeni denizaltı projelerinde işbirliğine gitmesinin bunun örneği olduğunu söyledi.

Washington'ın önceliklerini değiştirdiği yönündeki mesajın Rusya açısından dikkatle takip edildiğini belirten Braw, bu nedenle Avrupa ülkelerinin hem kendi savunmalarını güçlendirmeleri hem de ortak hareket etme kararlılıklarını göstermelerinin büyük önem taşıdığını vurguladı.

Türkiye'nin Rusya ile iletişim kanallarına da değinen Braw, şunları kaydetti:

"Türkiye, Rusya ile bağlantıları dahil olmak üzere NATO'nun en sıra dışı üyesi olmayı sürdürüyor. Bu bağlantılar geçmişte zaman zaman rahatsızlık yaratmıştı. Türkiye'nin Rus silah sistemleri sipariş etmesi nedeniyle ABD'nin Türk Silahlı Kuvvetlerine bazı silah ihracatlarını engellediği dönemler olmuştu. Ancak koşullar artık değişti. Vladimir Putin ile konuşabilecek biri varsa, NATO liderleri arasında başarı şansı en yüksek ismin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğu söylenebilir. Donald Trump da bu konuda en yüksek başarı şansına kendisinin sahip olduğunu düşünebilir ancak Putin ile yaptığı görüşmelerde şimdiye kadar çok başarılı olamadı."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Rusya ile sürdürdüğü diyaloğun İttifak açısından önemli bir diplomatik avantaj oluşturduğunu ifade eden Braw, "Bu açıdan bakıldığında Türkiye'nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Rusya ile hala sahip olduğu iletişim kanalları İttifak için faydalı olabilir. Bu bağlantıların, Türkiye'den Danimarka'ya uzanan geniş bölgenin güvenliği için kullanılabilmesi umut edilir." değerlendirmesinde bulundu.

Braw, Türkiye ile İngiltere arasında gündemde olan savunma ortaklığını da değerlendirerek, "Türkiye ile İngiltere arasında imzalanması beklenen savunma ortaklığı da NATO içinde farklı ülkelerin farklı formatlarda işbirliği geliştirmesinin son örneklerinden biridir." ifadelerini kullandı.

NATO'nun tek başına tüm güvenlik ihtiyaçlarını karşılamasının mümkün olmadığını kaydeden Braw, ABD'nin Avrupa'ya yaklaşımındaki değişim dikkate alındığında müttefik ülkelerin kendi aralarında daha küçük ancak etkili savunma işbirlikleri kurmasının güvenliğin güçlendirilmesi açısından olumlu bir gelişme olduğunu sözlerine ekledi.

- 'TÜRKİYE'NİN SİYASİ SERMAYE VE İMAJDAN DAHA FAZLASINI KAZANMAYI BAŞARDIĞINI DÜŞÜNÜYORUM'

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Wilfried Martens Avrupa Çalışmaları Merkezinin Transatlantik İlişkiler Analisti Ionela Ciolan da zirvenin en önemli siyasi kazanımlarından birinin NATO içindeki birliğin korunması ve kolektif savunmaya güçlü bağlılığın yinelenmesi olduğunu vurguladı.

Trump'ın NATO ve müttefiklere yönelik eleştirileri nedeniyle zirve öncesinde birçok belirsizlik bulunduğuna değinen Ciolan, "Bu çok önemliydi çünkü Başkan Trump'ın nasıl tepki vereceğine ilişkin çok sayıda söylenti ve gerilim vardı." değerlendirmesinde bulundu.

Ciolan, zirvenin bir diğer önemli sonucunun Ukrayna'ya verilen desteğin sonuç bildirgesinde açık biçimde yer alması olduğunu belirterek, Ukrayna'nın artık yalnızca NATO desteğinin yararlanıcısı değil, transatlantik güvenliğe katkı sağlayan bir aktör olarak da görüldüğünü söyledi.

Zirvenin en önemli mesajlarından birinin ise "NATO 3.0" olarak tanımlanabilecek yeni dönemin başlangıcı olduğunu ifade eden Ciolan, Avrupa'nın NATO içindeki sorumluluğunun artacağı, ABD'nin ise daha çok stratejik kabiliyetler ve nükleer caydırıcılık alanlarında ikinci hatta yer alacağı bir yapıya doğru gidildiğini anlattı.

NATO Savunma Sanayii Forumu'nun da bu dönüşümün somut göstergelerinden biri olduğunu kaydeden Ciolan, zirvede en az 50 milyar dolarlık yeni savunma anlaşmasının duyurulduğunu, bu anlaşmaların önemli bölümünün Avrupa ülkelerinin ortak tedarik projeleri üzerinden şekilleneceğini dile getirdi.

Türkiye'nin zirvedeki rolüne ilişkin değerlendirmesinde Ciolan, "Türkiye'nin bu zirve söz konusu olduğunda da bir stratejisi olduğunu düşünüyorum. Bu strateji, Batılı ortaklarla zaman zaman zor ilişkiler yaşansa da Türkiye'nin NATO içinde kritik bir aktör olmaya devam ettiğini göstermekti." dedi.

Ciolan, "Türkiye, NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip, hızla büyüyen ve giderek daha sofistike hale gelen bir savunma sanayisine sahip ve Avrupa, Karadeniz, Orta Doğu ve Kafkasya'nın kesişim noktasında benzersiz bir coğrafi konuma sahip." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin Karadeniz'in güvenliğindeki rolüne de dikkati çeken Ciolan, "Aynı zamanda Türkiye'nin Montrö Sözleşmesi kapsamında Türk boğazlarının koruyucusu olduğunu biliyoruz. Bu da Ankara'ya Karadeniz'deki stratejik dengede ve Ukrayna'da ateşkes ile savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde özellikle önemli bir rol veriyor." değerlendirmesinde bulundu.

Ciolan, "Türkiye önceki yıllarda Ukrayna'nın da güçlü bir destekçisiydi. Ankara'da bu NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yaparak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Türkiye'nin İttifak içindeki merkezi gücünü ve Türkiye ile işbirliğinin hem Avrupa hem de transatlantik güvenlik için gerekli olduğunu göstermeye çalıştığını düşünüyorum." dedi.

Zirvenin Türkiye açısından diplomatik kazanımlar da doğurduğunu belirten Ciolan, "Türkiye'nin siyasi sermaye ve imajdan daha fazlasını kazanmayı başardığını düşünüyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Trump arasında Türkiye'ye yönelik yaptırımların kapatılması ve Türkiye'nin ABD'den F-35 savaş uçakları alabilme ihtimalinin açılması konusunda görüşmeler yapıldı." diye konuştu.

Ciolan, "Bu görüşmeler hala devam ediyor ancak bu ileriye doğru atılmış bir adım. Benim açımdan Ankara'nın bunun Washington ile ilişkilerde daha sıcak bir döneme, Washington ile ilişkilerde bir sıfırlanmaya ve aynı zamanda diğer kilit Avrupa ülkeleriyle daha sıcak ilişkilere yol açmasını umduğu açık." dedi.

Türkiye'nin Avrupa ülkeleriyle savunma işbirliğinin de gelişebileceğine işaret eden Ciolan, "Neden gelecekte, NATO Savunma Sanayii Forumu'nda halihazırda duyurulan projelerin dışında, diğer Avrupalı ortaklarla belirli projelerde daha fazla savunma işbirliği olmasın? Sonuçta bu hem Türkiye için bir kazanç hem de NATO için bir kazanç." değerlendirmesinde bulundu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler