Avrupa'da bir eve sahip olmak, neredeyse her adımda vergi ödemek anlamına geliyor: satın alırken, elinizde tutarken, kiraya verirken ve satarken.
Kıta genelinde mülk sahipliği, sözleşmeyi imzaladığınız andan satacağınız güne kadar peşinizi bırakmayan ve mülk ister boş dursun ister size kira getirsin yine de devreye giren karmaşık bir vergi setiyle birlikte geliyor.
Gerçekte ne kadar vergi ödediğiniz, evi nereden aldığınıza göre büyük ölçüde değişiyor. 80'den fazla ülkede emlak vergilendirmesini izleyen Global Property Guide'ın verileri, Avrupa'da konutun genel olarak ağır şekilde vergilendirildiğini gösteriyor.
Takip etmeniz gereken dört emlak vergisi türü var.
Satın alma sırasında ödenen, bazen damga vergisi olarak anılan bir devir vergisi; bir evin belirlenmiş, piyasa ya da kadastral değeri üzerinden alınan yıllık emlak vergisi; kiraya vermekten elde edilen gelire uygulanan kira gelir vergisi; ve satıştan doğan kâr üzerinden alınan sermaye kazancı vergisi.
Temiz bir sıralama çıkarmak kolay değil.
Her ülke kendi tarifesini uyguluyor, birçok üst oran tek bir rakam yerine aralık olarak açıklanıyor ve her verginin üzerinde hesaplandığı değer ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor.
Yine de neredeyse her listede hep üst sıralarda yer alan tek bir ülke var.
Avrupa'da kira gelirinizden ne kadar vergi ödüyorsunuz?
Kiraya vermek için ev alanlar açısından kira gelir vergisi, kârlılığa en çok zarar veren kalem ve ülkeler arasındaki farkın en belirgin olduğu alan.
Global Property Guide, ikamet etmeyen bir ev sahibinin aylık 1.500, 6.000 ve 12.000 avro olmak üzere üç farklı kira düzeyinde ne kadar vergi ödeyeceğini modelliyor.
Mütevazı bir 1.500 avroluk aylık kira için en ağır vergi Danimarka'da; ilk avrodan itibaren yüzde 42,11 alınıyor. Hollanda yüzde 36 ile onu yakından izlerken, Finlandiya yüzde 30'da kalıyor. Öteki uca baktığınızda Kıbrıs yüzde 0'dan başlıyor, Lüksemburg ise sembolik sayılabilecek yüzde 2,94 alıyor.
Kira yükseldikçe sıralama yeniden şekilleniyor.
Aylık 12.000 avroluk kira için listenin başında yüzde 47,27 ile Belçika var; onu yüzde 43,22 ile Danimarka izliyor, Almanya ile Yunanistan ise yüzde 41 oranında eşitleniyor.
Birkaç ülkede oran neredeyse hiç değişmiyor: İtalya ne kadar gelir elde ederseniz edin yüzde 21'de, Portekiz yüzde 28'de, Hollanda ise yüzde 36'da sabit kalıyor. Bu da kiraya göre bu ülkeleri bazen cazip, bazen de dezavantajlı hâle getirebiliyor.
Vergi oranı en hızlı tırmanan ülkeler, genellikle kira gelirini doğrudan normal gelir vergisiyle birleştirenler. Avusturya bunun iyi bir örneği.
Avusturya'da kira geliri, maaşla aynı artan oranlı tarifeye tabi; 13.308 avronun altındaki gelir için yüzde 0'dan başlayıp 1 milyon avronun üzerindeki her şey için yüzde 55'e kadar çıkıyor. Bu tür durumlarda, can yakan asıl emlak vergisi, gerçekte sadece başka bir şapka takmış gelir vergisi oluyor.
Devir vergisi: mülk satın almanın maliyeti
Satın alma sırasında ödediğiniz vergi söz konusu olduğunda Belçika yeniden öne çıkıyor.
Burada alıcılar, fiyatın yüzde 12,5'ine kadar çıkabilen bir vergiyle karşılaşabiliyor; bu da Birleşik Krallık'ın yüzde 12'lik üst oranının, Hollanda'nın yüzde 10,4'ünün ve Lüksemburg'un yüzde 10'unun biraz üzerinde.
Belçika'da devir vergisi bölgeden bölgeye değişiyor; dolayısıyla posta kodunuz çok şey söylüyor.
Brüksel ya da Valon Bölgesi'nde, herhangi bir indirimden yararlanmadan 500.000 avroluk bir ev alırsanız, yüzde 12,5'in tamamını ödersiniz; daha ilk günden 62.500 avroluk bir vergi faturasıyla karşılaşırsınız.
Buna karşılık, evi kendisi için alanlar için tablo biraz iyileşiyor. Brüksel'de, uygun koşulları taşıyan alıcılar için satın alma bedelinin ilk 200.000 avrosu vergiden muaf tutuluyor; böylece 500.000 avroluk bir evde vergi faturası 37.500 avroya düşüyor.
Valon Bölgesi'nde, hak kazanan alıcılar için oran yüzde 3'e indiriliyor ve vergi yaklaşık 15.000 avroya kadar geriliyor. Valon Bölgesi'nde bir kamu kurumu tarafından sağlanan, şartları karşılayan sosyal konutları alanlar ise hiç tescil vergisi ödemiyor. Flanders bölgesi ise kendi ayrı oran ve muafiyetlerini uyguluyor.
Ölçeğin diğer ucunda, Estonya ve Çekya'da satın alımlarda devir vergisi alınmıyor.
Litvanya'da mülk edinme masrafları yaklaşık yüzde 0,4'e denk geliyor; 500.000 avroluk bir ev için yaklaşık 2.000 avro. Bu da Belçika'daki alıcıların ödeyebildiği on binlerce avronun yanında çok küçük bir tutar.
Avrupa'da hangi ülkelerde yıllık emlak vergisi en yüksek?
Bir ev boş dursa bile, yine de emlak vergisi ödemeniz gerekebilir.
Burada özellikle dikkatli olmak gerekiyor, çünkü yıllık emlak vergisi, insanlar tarafından en sık yanlış anlaşılan kalem.
Ülkeler aynı şeyi vergilendirmiyor. Bazıları evin piyasa değeri üzerinden belirli bir yüzde uygularken, bazıları onlarca yıl öncesinden kalma çok daha düşük kadastral veya takdir edilmiş değerleri esas alıyor. Birleşik Krallık ise hiç yüzde kullanmıyor; bunun yerine evleri farklı değer bantlarına yerleştiriyor.
İspanya'da azami emlak vergisi oranı bazı belediyelerde yüzde 4,8'e kadar çıkabiliyor, ancak bu oran piyasa değeri yerine kadastral değere uygulanıyor; bu da başlıktaki yüzdeyi tek başına pek anlamlı kılmıyor.
Bunun yerine, yaklaşık 300.000 avro değerindeki bir ev için ev sahiplerinin genelde ne kadar vergi ödediğine bakarsanız, ülkelerin vergi yükleri arasındaki fark ciddi ölçüde daralıyor; çünkü her ülke vergiye tabi değeri farklı tanımlıyor.
Birleşik Krallık'ta bu tür bir ev için belediye vergisi (council tax), bulunduğu değer bandına ve yerel belediyeye bağlı olarak genellikle yılda 2.000 ile 3.200 avro arasında değişiyor.
Fransa'daki taxe foncière ve İspanya'daki IBI ise genelde 700 ile 1.800 avro arasında seyrediyor; çünkü her ikisi de çoğunlukla piyasa fiyatlarının oldukça altında kalan vergilendirilebilir değerler üzerinden hesaplanıyor. 1975 yılına ait varsayımsal bir kira değerine göre hesaplanan Belçika'daki précompte immobilier de çoğu zaman benzer bir aralıkta kalıyor.
Almanya'nın 2025'te yenilenen Grundsteuer'i ise yeni değerleme sisteminde faturalar belediyeden belediyeye ciddi farklılık gösterse de, çoğu komşu ülkeye kıyasla genellikle daha düşük.
Kıbrıs ve Malta'da ise ev sahipleri yıllık emlak vergisi ödemiyor; çünkü iki ülkeden hiçbiri böyle bir vergi uygulamıyor.
Avrupa'da sermaye kazancı vergisi: Bir evi satarken ödenen vergi
Evi kârla sattığınızda vergi yükü büyük dalgalanmalar gösteriyor; çoğu zaman uygulanan oran değil, mülkü ne kadar süreyle elinizde tuttuğunuz daha belirleyici oluyor.
Bu alanda en ağır vergilendirme Danimarka'da; kazançlar toplam gelirinizle birlikte değerlendirilerek yüzde 52,07'ye kadar vergilendirilebiliyor.
250.000 avroluk bir kâr için bu, 130.000 avroya kadar vergi ödemeniz anlamına geliyor; elinizde kabaca 120.000 avro kalıyor.
Malta ise bundan neredeyse tamamen farklı bir yaklaşım benimsiyor.
Kârın kendisini vergilendirmiyor; bunun yerine satış tutarı üzerinden sabit yüzde 12'lik bir işlem vergisi alıyor ve emlak alım satımını meslek hâline getirmemiş olanlar için, satış beş yıl içinde gerçekleşirse bu oran yüzde 5'e düşüyor.
Almanya ise yine bambaşka bir yöntem izliyor: Bir mülkü on yıldan uzun süre elinizde tutarsanız, elde ettiğiniz kârın tamamı, yani 250.000 avronun tümü, vergiden muaf.
Bu süre dolmadan satış yaparsanız, kazanç gelir vergisi oranınıza tabi oluyor ve bunun üzerine bir de dayanışma katkı payı eklenebiliyor.
Peki Avrupa'da emlak vergisinin en ağır olduğu ülke hangisi?
Dört vergiyi bir araya getirdiğinizde tek bir ülke açıkça öne çıkıyor.
Belçika, satın alma, elde tutma ve kiraya verme aşamalarında zirvede ya da zirveye yakın yerlerde bulunuyor; önemli bir rahatlama sağlayan tek unsur ise yüzde 16,5 ile 33 arasında değişen görece hafif sermaye kazancı vergisi.
Karşı uçta ise Kıbrıs ve Malta yer alıyor. Kıbrıs'ta kira gelir vergisi yüzde 0'dan başlıyor, Malta sermaye kazancına dokunmuyor ve hiçbirinde yıllık emlak vergisi yok; bu da bu iki ülkeyi, mülk sahipleri için kıtanın vergi yükü en hafif köşeleri arasında konumlandırıyor.
Sınır ötesi yatırımcılar için, ilanda gördüğünüz satış fiyatı sadece açılış rakamı.
Bir Avrupa evinin gerçekten kârlı olup olmayacağını belirleyen, getirinin ne kadarını yerel vergi mevzuatının elinizde bırakmanıza izin verdiği ve bu açıdan bakıldığında Brüksel'deki bir daire ile Kıbrıs'taki bir villa arasındaki makas, Avrupa'nın emlak vergisi konusunda tek bir pazar olmaktan hâlâ çok uzak olduğunu gösterecek kadar açık.