Karabat, 2002 yılında 243 milyar lira olan Hazine’nin toplam borç stokunun 2026 yılı Nisan ayı itibarıyla 14,7 trilyon liraya yükseldiğini belirterek, bu artışın yüksek enflasyon ve kontrolsüz borçlanmanın sonucu olduğunu ifade etti.
Toplam borç stokunun yüzde 52,3’ünün döviz cinsinden olduğuna dikkat çeken Karabat, kurdaki her yükselişin Hazine üzerinde ek yük oluşturduğunu söyledi. İç borçlanmada da yeniden döviz cinsinden borçlanmanın arttığını belirten Karabat, bunun ekonomi yönetiminin yerel para birimine duyduğu güveni zayıflattığını ileri sürdü.

Mevcut borçlara ilişkin ödenecek toplam faiz tutarının 11,5 trilyon liraya ulaştığını ifade eden Karabat, vergi gelirlerinin önemli bir kısmının faiz ödemelerine gittiğini öne sürdü.
Borç analizlerinde yalnızca milli gelire oranlamanın yeterli olmadığını savunan Karabat, yüksek enflasyon nedeniyle milli gelirin nominal olarak büyümesinin gerçek riskleri gizleyebildiğini dile getirdi.
Japonya örneğini hatırlatan Karabat, bu ülkenin yüksek borç oranına rağmen borçlarının kendi para birimi cinsinden olduğunu, buna karşılık Arjantin ve Lübnan’ın döviz borçları nedeniyle kriz yaşadığını belirtti. Türkiye’nin de benzer risklerle karşı karşıya olduğunu savunan Karabat, kamu-özel iş birliği projeleri kapsamında verilen Hazine garantilerinin resmi borç rakamlarına tam olarak yansımadığını, bunun da kamu maliyesi üzerindeki yükü artırdığını ileri sürdü.
Karabat, mevcut borçlanma modelini “ponzi finansmanı” olarak nitelendirerek, bu tablonun değişmemesi halinde ekonomik maliyetin toplum tarafından ödenmeye devam edeceğini söyledi.