Sanatseverleri yaza yakışır bir renk cümbüşüne davet eden "Güneşin Kıyısı" sergisi, Nişantaşı Taş Konak'ta bulunan Kalyon Kültür'de açıldı. Anadolu'nun insanına, doğasına, üretim kültürüne ve tarihsel mirasına beş farklı sanatsal bakış sunan sergide Güliz Baydemir, Mustafa Albayrak, Mümin Candaş, Necati Seydi Ferahoğlu ve Nurdan Karasu Gökçe'nin eserleri yer alıyor.
Işığın Anadolu'dan İstanbul'a uzanan bütün hallerini, yansımalarını her sanatçının kendi özgün üslubunda bir araya getirdiklerine dikkat çeken sergi küratörü Aslı Bora,
"Kimisi Trabzon'un sisini, kimisi İstiklal Caddesi'nin akşam telaşını, kimisi bozkırın o yakıcı güneşini yansıttı. Ortaya, seyir zevki yüksek bir iş çıktı." şeklinde konuştu.
"Işığın farklı hallerini yansıtan, ışıkla ilgili bir seçki"
"Işık hepimizin yaşam kaynağı. Işığın bütün etkilerini araştırırken ve ışıkla ilgili bir seçki oluşturmaya çalışırken özellikle sanat camiasında bilinen ama farklı şehirlerde yaşayan, ışığın farklı halleriyle karşılaşan, özgün üslubu olan sanatçılar olsun istedik." diyen Bora, sözlerine şöyle devam etti: "Işık ne olursa olsun tortusunu bırakıyor. Işığın bir hafızası var. Işıkla birbirimize bağlıyız bir taraftan." Hepimiz aynı ışığın çocuğuyuz. Bunu gelen de hissetsin istedim. Çünkü ışık size dokunur, endorfin, mutluluk hormonu salgılatır. Sergide de öyle olsun istedim."
Farklı sergileme teknikleri ile seyirciye eserleri daha farklı biçimde deneyimleme imkânı sunan Bora, sergileri kurgularken özellikle izleyicinin daha farklı duygulanımlara girmesini istediğini söyledi. Aslı Bora, bu tercihinin nedenini şu cümlelerle açıkladı: "Seyircinin hazır bulunuşluğuyla birazcık oynamak istiyorum. Çünkü bir resim sergisine geldiğiniz zaman ne bulacağınız bellidir aslında. Tabloya bakarsınız ve çıkarsınız. Ama burada mesela Necati Bey'in işlerinde çok vitray etkisini hissettim. O yüzden de camlara bir giydirme yaptım. İstedim ki izleyici benimle aynı duygulanımda olsun. Çünkü boyayı zaman zaman o kadar ince kullanmış ki cam efekti veriyor bazı noktalarda. Bir başka salonda eserlerin arasına girmek mümkün. Güneşin insanla olan ilişkisi bağlamında en önemli varlığımız gölgemiz. Dolayısıyla bir eserle birlikte olmak, ışıkla birlikte olmak, bu hem konseptle örtüşecekti hem de insanlara biraz daha romantik bir atmosfer sunacaktı."
Sergiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Kalyon Vakfı Başkanı Reyhan Kalyoncu ise insanlığın zamanı ve mekânı anlamlandırmasında güneşin üstlendiği kadim role dikkat çekti. Kalyoncu, "İnsanlık, zamanı önce güneşe bakarak anlamaya çalıştı. Güneşin doğuşunu ve batışını izledi. Güneşin doğuşunda umudu, batışında hikmeti aradı. Mekân güneşle görünür oldu. Güneşle ışık görünür oldu, ışıkla renk, renkle hayat derinlik kazandı." dedi.
"Anadolu hiçbir zaman tek bir renkten ibaret olmadı"
Kalyoncu, Anadolu'nun çok sesli ve çok renkli yapısının altını çizerek, şunları kaydetti:
"Değerli beş sanatçımız, İstanbul'un sokaklarından Çanakkale'nin kıyılarına, Trabzon'un yamaçlarından Anadolu'nun kırlarına, antik kentlerin taşlarından modern kentlerin yaşayışlarına, hayatı ve hafızayı tuvallerine taşıdı. Anadolu'muzu beş farklı resim dili, bakış açısı ve üretim biçimiyle resmettiler. Anadolu hiçbir zaman tek bir renkten ibaret olmadı. Her köşesi ayrı bir ses, her şehri ayrı bir nefes, her mevsimi ayrı bir hikâye taşıdı. Fakat bütün bu farklılıkların üzerinde yükselen ortak bir ruh vardı. İşte Anadolu'yu Anadolu yapan da budur. Renkleri, sesleri, iklimleri farklıdır ama mayası, vicdanı, insanlığı birdir."
Kalyon Kültür olarak sanatı sadece estetik bir alan değil, kültürü geleceğe taşıyan bir emanet olarak gördüklerini belirten Kalyoncu, 2020 yılından bu yana 17 sergi gerçekleştirdiklerini ve yaklaşık 100 bin ziyaretçi ağırladıklarını söyleyerek sanatçıları desteklemeye devam edeceklerini vurguladı.
Işık, mekan, doğa ve kültürel belleği farklı sanatsal yaklaşımlarla ele alarak izleyiciye zengin bir görsel anlatı sunan sergi, 30 Eylül'e kadar Nişantaşı Taş Konak'ta görülebilecek.

