Ana içeriğe geç

Anadolu iş dünyasının ekonomik program eleştirisine Mahfi Eğilmez'den tepki: Daha çok yolumuz var

Dezenflasyon programına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Anadolu iş dünyası temsilcileri, enflasyonla mücadelede makro kazanımları olumlu bulmakla birlikte, sıkı para politikası ve finansmana erişimdeki zorlukların üretim, yatırım, ihracat ve istihdam üzerinde ağır baskı oluşturduğunu belirtti. Mahfi Eğilmez ise tartışmanın hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, güçler ayrılığı ve demokrasi gibi asıl yapısal reform başlıklarını dışarıda bırakmasına dikkat çekti, “Daha çok yolumuz var” dedi.

Anadolu iş dünyasının ekonomik program eleştirisine Mahfi Eğilmez'den tepki: Daha çok yolumuz var
Karar
16

Türkiye’de 2023 Haziran ayında başlatılan dezenflasyon programı üçüncü yılına girerken, Anadolu iş dünyasından ekonomi yönetimine üretim, ihracat ve finansman odaklı destek çağrısı geldi. Oda, borsa, organize sanayi bölgesi ve ihracatçı birlikleri temsilcileri; enflasyonla mücadelenin zorunlu olduğunu, makroekonomik istikrar, rezervlerde güçlenme, cari dengede iyileşme ve risk primindeki düşüş gibi başlıklarda önemli kazanımlar elde edildiğini belirtti.

Ancak iş dünyası temsilcileri, sıkı para politikası ve yüksek faiz ortamının reel sektör üzerinde ciddi bir maliyet yarattığı görüşünde birleşti. Başkanlar, dezenflasyon programının üretimi yeterince desteklememesini sürecin temel eksikliklerinden biri olarak gösterirken; sanayi, ihracat, yatırım ve istihdamın korunması için daha güçlü destek mekanizmalarının devreye alınması gerektiğini vurguladı.

Ekonomist Mahfi Eğilmez ise tartışmaya farklı bir açıdan yaklaştı. Eğilmez, iş dünyasının programın üretimi desteklememesine odaklandığını ve sanayi kesimi için destek talep ettiğini belirterek, asıl gerekli yapısal reform başlıklarının gündeme getirilmemesini eleştirdi. Eğilmez’e göre yargının tarafsızlığı, hukukun üstünlüğü, güçler ayrılığı ve demokrasinin tam olarak yeniden kurulması gibi başlıklar, kalıcı ekonomik istikrar açısından en az üretim ve finansman politikaları kadar belirleyici.

“DEZENFLASYON ÜRETİMLE DESTEKLENMELİ”

Anadolu iş dünyasının ortak mesajı, dezenflasyon sürecinin yalnızca talep daraltıcı politikalarla değil, üretimi koruyan ve finansmana erişimi kolaylaştıran tamamlayıcı adımlarla desteklenmesi gerektiği oldu.

Ekonomi Gazetesi'ne konuşan başkanlar, üretim, yatırım, ihracat ve istihdamın korunmasının en az fiyat istikrarı kadar hayati olduğunu vurguladı.

Özellikle KOBİ’lerin krediye erişimde zorlandığı, ticari kredi faizlerinin yüksek seviyelerde kalmasının işletme sermayesini erittiği, birçok firmanın büyüme planlarını ertelemek zorunda kaldığı belirtildi.

GAZİANTEP İŞ DÜNYASI: BEDELİ REEL SEKTÖR ÖDÜYOR

Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Mehmet Tuncay Yıldırım, dezenflasyon programının makro dengeleri yeniden kurmak ve Türk Lirası’na güveni artırmak açısından kaçınılmaz olduğunu söyledi.

Yıldırım, KKM’den çıkış, Merkez Bankası rezervlerindeki güçlenme, CDS’te düşüş ve cari açıktaki gerilemenin önemli kazanımlar olduğunu belirtti.

Ancak ticari kredi faizlerindeki yükseliş ve kredi musluklarının kısılmasının reel sektörü zorladığını vurgulayan Yıldırım, özellikle Gaziantep gibi emek yoğun ve ihracatçı şehirlerin baskılanan kur nedeniyle küresel pazarlarda fiyat tutturmakta zorlandığını ifade etti.

Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Adnan Ünverdi de “acı reçete”nin en sert etkisini reel sektörün hissettiğini belirtti. Ünverdi, enflasyonla mücadelede alınan mesafeyi önemsediklerini ancak sürecin reel sektör gerçekleri göz ardı edilmeden sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

İHRACATÇILAR FİNANSMAN VE KUR BASKISINA DİKKAT ÇEKTİ

Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Mete Akcan, makroekonomik istikrar adına atılan adımları desteklediklerini ancak yüksek faiz sarmalının üretici ve ihracatçı üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu söyledi.

Akcan’a göre finansman maliyetlerinin yükselmesi, döviz kurunun yurt içi maliyet artışlarının gerisinde kalması, enerji ve hammadde maliyetlerindeki artışla birleşince ihracatçıların rekabet gücü zayıflıyor.

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk de ihracatçılar için reeskont kredilerinde günlük limitin 6 milyar TL’ye çıkarılması ve döviz dönüşüm desteğinin yüzde 3’ten yüzde 5’e yükseltilmesi gerektiğini belirtti.

Öztürk, emek yoğun sektörlerde kişi başı 3 bin 500 TL olan istihdam desteğinin 5 bin TL’ye çıkarılmasının rekabet gücündeki aşınmayı azaltabileceğini söyledi.

KAYSERİ’DEN “ENFLASYON DÜŞMELİ AMA ÇARKLAR DURMAMALI” MESAJI

Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, dezenflasyon sürecinde döviz kurunun kontrollü seyretmesinin fiyat baskılarını sınırlamayı hedeflediğini ancak yüksek enflasyon ortamında kurun uzun süre enflasyonun altında kalmasının ihracatçı ve üretici kesim açısından rekabet baskısını artırdığını söyledi.

Gülsoy, kalıcı çözümün yalnızca kur politikasında değil; enflasyonun düşürülmesi, verimliliğin artırılması ve üretim maliyetlerini azaltacak yapısal reformların uygulanmasında olduğunu ifade etti.

Kayseri Sanayi Odası Başkanı Mehmet Büyüksimitci ise enflasyonla mücadelede belirli bir mesafe alındığını ancak sanayicinin yüksek kredi maliyetleri nedeniyle yatırım ve kapasite artışı konusunda temkinli hareket etmek zorunda kaldığını söyledi.

Kayseri Ticaret Borsası Başkanı Recep Bağlamış da üreticinin finansman yükünü hafifletecek yeni mekanizmalara ihtiyaç olduğunu belirtti.

DEPREM BÖLGESİNDEN ÖZEL DESTEK ÇAĞRISI

Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Torunoğlu, makro göstergelerdeki iyileşmenin deprem bölgesindeki işletmelerin kasasında ve üretim tezgâhında somut karşılık bulması gerektiğini söyledi.

Torunoğlu, 6 Şubat depremlerinin merkez üssünde yer alan Adıyaman gibi şehirlerin ülke genelinde uygulanan sıkılaştırma tedbirlerinden yeterince ayrıştırılmadığını belirtti.

Deprem bölgesindeki işletmeler için kredi kanallarının yeniden açılması, vergi ve SGK borçlarında uzun vadeli yapılandırma yapılması, kredi geri ödemelerinin faizsiz ötelenmesi ve enerji maliyetlerinde destek sağlanması gerektiğini söyledi.

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Buluntu da enflasyonla mücadelenin yalnızca talep daraltılarak değil, üretim artırılarak başarıya ulaşabileceğini vurguladı.

SANAYİDEN UYARI: ÜRETİM KAPASİTESİ ZEDELENMEMELİ

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Nadir Küpeli, enflasyonla mücadele sürecinde üretim kapasitesinin tahrip edilmemesi gerektiğini söyledi.

Küpeli, TÜİK’in 2026 ilk çeyrek büyüme verilerine dikkat çekerek, ekonominin yüzde 2,5 büyüdüğü bir dönemde sanayi sektörünün yüzde 0,8, imalat sanayisinin ise yüzde 1,4 daralmasının sürdürülebilir olmadığını belirtti.

Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Metin Güler de üretim desteklenmeden kalıcı refahın mümkün olmayacağını ifade etti. Güler, finansmana erişimin kolaylaştırılması, üretimin ve istihdamın desteklenmesi, mali disiplin ve reformların birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Denizli Sanayi Odası Başkanı Selim Kasapoğlu ise sanayicinin önünü görebileceği öngörülebilir bir ekonomik zemine ihtiyaç duyduğunu belirtti.

İZMİR’DEN PROGRAMDA GÜNCELLEME ÇAĞRISI

İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener, uygulanan programın önemli kazanımlar sağladığını ancak değişen koşullara göre güncellenmesi gerektiğini söyledi.

Özgener, sıkı para politikası, yüksek finansman maliyetleri ve reel olarak değerlenen Türk Lirası’nın üretim, ihracat ve yatırım üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti.

İzmir Ticaret Borsası Başkanı Işınsu Kestelli ise programın makroekonomik istikrar ve küresel güvenilirlik sağladığını ancak tarım sektörünün yüksek finansman maliyetleri, iklim krizi ve yapısal sorunlar nedeniyle en çok baskılanan alanlardan biri olduğunu söyledi.

Kestelli, gıda enflasyonunu kalıcı olarak düşürmek için lojistik zincirlerinin düzeltilmesi, erken uyarı sistemlerinin kurulması ve yerli üreticinin teşvik edilmesi gerektiğini vurguladı.

ANTALYA VE AYDIN’DAN ÜRETİM VE VERİMLİLİK VURGUSU

Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, enflasyonla mücadelede yalnızca parasal sıkılaşmanın yeterli olmadığını, üretim kapasitesini destekleyen politikaların da uygulanması gerektiğini söyledi.

Çandır, verimliliği hedef alan ve katma değer yaratan ekonomik yapının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Aydın Ticaret Borsası Başkanı Fevzi Çondur ise temel önceliğin enflasyonu düşürürken üretimden vazgeçmemek olması gerektiğini söyledi.

Çondur, Eximbank ve reeskont kredilerinin erişilebilirliğinin artırılması, tarım, enerji ve lojistik maliyetlerini azaltacak desteklerin sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.

“PROGRAM BAŞARILI YA DA BAŞARISIZ DİYE TEK KELİMEYLE ANLATILAMAZ”

Sinop Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Salim Akbaş, ekonomi programını tek kelimeyle “başarılı” ya da “başarısız” olarak tanımlamanın eksik kalacağını söyledi.

Akbaş, programın makro dengelerde belirgin iyileşme sağladığını ancak reel sektör ve vatandaş açısından ciddi maliyetler yarattığını belirtti.

Yüksek faiz ve sıkılaşmanın yükünün sabit gelirli çalışanlar, emekliler ve küçük işletmeler üzerinde kaldığını ifade eden Akbaş, dolaylı vergilerin yüksekliğinin de programın en çok eleştirilen yönlerinden biri olduğunu söyledi.

TRABZON’DAN “ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK” BEKLENTİSİ

Trabzon Ticaret Borsası Başkanı Eyyüp Ergan, son üç yılda uygulanan programın sonuçlarını genel olarak olumsuz değerlendirdi.

Ergan, yüksek enflasyon, kredi maliyetleri, krediye erişimde güçlük, baskılanan kur ve enerji giderlerinin ihracata yönelik üretim yapan firmaları zorladığını belirtti.

Reel sektörün en büyük beklentisinin öngörülebilir ekonomik ortamın güçlendirilmesi, uygun maliyetli finansmana erişimin artırılması ve üretim-ihracat odaklı desteklerin genişletilmesi olduğunu ifade etti.

KURU MEYVE İHRACATÇISINDAN TARIMSAL ÜRETİM UYARISI

İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Semih Ergüder, ekonomi programının yüksek enflasyonla mücadele ve finansal piyasalarda istikrarın yeniden tesis edilmesi açısından önemli kazanımlar sağladığını söyledi.

Ancak yüksek faizler, finansmana erişimde yaşanan güçlükler ve maliyet artışlarının ihracatçı firmalar üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirtti.

Ergüder, tarım ve gıda tarafında sözleşmeli üretim modellerinin yaygınlaştırılması, modern sulama yatırımlarının artırılması ve katma değerli ürün yatırımlarının desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

“TÜRKİYE’NİN ASIL AÇIĞI TEKNOLOJİ AÇIĞIDIR”

Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, Türkiye’nin ekonomik geleceğinin teknoloji odaklı üretim ve yapısal reformlarla şekilleneceğini söyledi.

Özlü, fiyat istikrarının sürdürülebilir kalkınmanın temel şartlarından biri olduğunu ancak Türkiye’nin uzun vadeli kalkınma hedefleri için üretim yapısında dönüşüme ihtiyaç duyduğunu belirtti.

“Türkiye’nin asıl açığı teknoloji açığıdır” diyen Özlü, yüksek teknolojili üretim ve ihracatın artırılmasının sürdürülebilir büyümenin en önemli unsurlarından biri olduğunu ifade etti.

ORTAK BEKLENTİ: FİNANSMAN, VERGİ REFORMU VE ÜRETİM DESTEĞİ

İş dünyası temsilcilerinin değerlendirmelerinde öne çıkan ortak başlıklar; finansmana erişimin kolaylaştırılması, kredi maliyetlerinin düşürülmesi, ihracatçıların rekabet gücünü koruyacak adımların atılması, enerji maliyetlerinin azaltılması, vergi ve SGK yüklerinin hafifletilmesi oldu.

Başkanlar, dezenflasyon programının başarısının yalnızca enflasyon rakamlarının düşmesine değil, üretim zincirlerinin korunmasına, ihracatın sürdürülebilirliğine, sanayicinin yatırım iştahının canlı tutulmasına ve istihdamın desteklenmesine bağlı olduğunu vurguladı.

Anadolu iş dünyasına göre Türkiye’nin önümüzdeki dönemde ihtiyacı olan temel denge, fiyat istikrarı hedefinden vazgeçmeden üretimi, yatırımı ve ihracatı güçlendiren bir ekonomi politikası seti oluşturmak.

EĞİLMEZ: DAHA ÇOK YOLUMUZ VAR

Ekonomist Mahfi Eğilmez ise Anadolu iş dünyası temsilcilerinin değerlendirmelerine farklı bir noktadan dikkat çekti.

Eğilmez, iş dünyası temsilcilerinin dezenflasyon programının üretimi desteklememesini temel eksiklik olarak gördüğünü ve sanayi kesimi için destek talep ettiğini belirtti. Ancak asıl gerekli yapısal reform başlıklarına değinilmemesini eleştirdi.

Eğilmez, yargının tarafsızlığının sağlanması, hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, güçler ayrılığı ilkesinin işletilmesi ve demokrasinin tam olarak yeniden kurulması gibi başlıkların ekonomi programının başarısı açısından temel reform alanları olduğunu vurguladı.

Mahfi Eğilmez, bu başlıkların iş dünyası değerlendirmelerinde yer almamasına dikkat çekerek, “Demek ki daha çok yolumuz var” değerlendirmesinde bulundu.

Bu eleştiri, dezenflasyon programına ilişkin tartışmanın yalnızca faiz, kur, kredi ve üretim destekleriyle sınırlı kalmaması; ekonomik güven, yatırım ortamı ve kalıcı istikrar için hukuk devleti ve kurumsal yapıların da gündeme alınması gerektiğini ortaya koydu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler