Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge, "Depremlerde Sağlığın Korunması-Deprem Acil Durum Yönetimi Yoluyla Sağlık Güvenliğinin Güçlendirilmesi" konulu DSÖ Bakanlar Konferansı kapsamında İstanbul Bildirgesi'ni imzaladı.
2 Temmuz'da Hilton İstanbul Bomonti Otel ve Konferans Merkezi'nde düzenlenen konferansta bir dizi ülkeden temsilci, deprem ve sağlık konusunda görüşlerini paylaştı.
Oturumun ardından İstanbul Bildirgesi için imza töreni düzenlendi. Törende Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge bildirgeye imza attı.
Sağlık Bakanı Memişoğlu, törendeki konuşmasında, Türkiye olarak konferansa ev sahipliği yapmaktan, bakanları, karar vericileri, uzmanları ve sahada omuz omuza çalıştıkları ilk müdahale ekiplerini tek bir öncelik etrafında buluşturmaktan gurur duyduklarını ifade etti.
Venezuela'dan bağlantı
Sağlık Bakanı Memişoğlu, törende, Venezuela'nın Yaracuy bölgesinde meydana gelen depremlerin ardından bölgede görevlendirilen Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi Birimi (UMKE) ile canlı bağlantı da gerçekleştirdi.
Görüntülü olarak konferansa katılan UMKE ekibinden Murat Genç, depremden kısa süre sonra ülkeye geldiklerini ve 24 saat esasına göre enkazlarda arama kurtarma çalışmalarına devam ettiklerini belirtti.
İstanbul Bildirgesi nedir, ne içeriyor?
İstanbul Bildirgesi, afetlere karşı hazırlıklı olma, sağlık altyapısını koruma ve kriz anlarında uluslararası dayanışmayı güçlendirme odaklı bir belge. Temel amacı, olası doğal afet ve kriz durumlarında ülkelerin tek başına bırakılmaması ve uluslararası yardımların hızlandırılması.
Bildirgede öne çıkan başlıklar şu şekilde:
Proaktif afet yönetimi: Kriz anlarına tepki vermek yerine, afetler yaşanmadan önce sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi ve erken uyarı sistemlerine yatırım yapılması.
Sağlık tesislerinin korunması: Afet sürecinde kritik öneme sahip hastane ve klinik gibi sağlık tesislerinin güvenliğinin sağlanması ve kesintisiz hizmet verecek şekilde tasarlanması.
Küresel dayanışma: Afet riskleri karşısında "hiçbir ülkenin yalnız bırakılamayacağı" ilkesi benimsenerek ülkelerin birbirlerinin deneyimlerinden öğrenmesi ve kaynaklarını ortak kullanması.
Toplum desteği: Afet sürecinin hem hazırlık hem de müdahale ve iyileştirme aşamalarında toplumsal direncin artırılması ve halkın aktif olarak desteklenmesi.