Terörle mücadelede evlatlarını vatan uğruna toprağa veren şehit aileleri, yıllardır hem acılarıyla yaşamayı hem de şehitlerin hatırasını yaşatmayı sürdürüyor. Türkiye'nin dört bir yanındaki şehit anneleri, kaybettikleri çocuklarının hatıralarını yaşatırken, aynı zamanda vatan sevgisinin ve fedakârlığın sembolü olmaya devam ediyor.
Terörist başı Abdullah Öcalan’a “umut hakkı” vadedildiği, statü verilmesi istendiği ve Ankara’nın kulislerinde yeni yol haritalarının çizildiği bir dönemde, terörün en ağır bedelini ödemiş bağrı yanık şehit anaları gelişmeleri kaygıyla takip ediyor.

Şehit Anaları Derneği Başkanı Pakize Akbaba da o kaygıyı taşıyanlardan biri. Pakize ananın hikayesi, 1993 yılında Van’ın Başkale ilçesinde şehit düşen oğlu Astsubay Kıdemli Çavuş Namık Kemal Akbaba’nın acısıyla başlasa da zamanla bireysel bir yasın ötesine geçti ve koca bir sivil toplum hareketine dönüştü. Evladını toprağa verdiği gün yüreğine gömdüğü taşı, terörle mücadelede dimdik duran bir iradeye dönüştüren Akbaba, kurucusu olduğu Şehit Anaları Derneği çatısı altında yıllardır adalet ve vefa mücadelesi veriyor. Pakize Akbaba’nın mücadelesi diğer şehit anneleri için de bir sığınak oldu.
Türkiye’nin farklı illerindeki şehit ailelerinin sesi haline gelen Pakize ana her fırsatta şehitlerin emaneti olarak gördüğü vatanın birlik ve bütünlüğüne vurgu yapıyor. İlk çözüm sürecinde olduğu gibi “Terörsüz Türkiye” adını alan ikinci çözüm sürecinde de mücadelesini sürdüren Akbaba ile şehit yakınlarının yeni sürece nasıl baktığını konuştuk.

Süreç komisyonuna davet edilmeyen Akbaba, sürecin Türkiye’yi bölünmeye doğru götürdüğünü ifade ederek,“Öcalan için Bahçeli’nin söyledikleri ve Öcalan’ın bir aktör yapılması bizi öyle yaraladı ki, çocuğumuzun şehit olduğu haberini aldığımızdan andan daha çok üzüldük” dedi.
Süreçle ilgili Erdoğan ve Bahçeli ile birlikte CHP’ye de tepki gösteren Akbaba, toplumdan kendisine büyük bir destek olduğunu belirtti. Kılıçdaroğlu için maskesi düştü diyen Akbaba, Bahçeli’ye satılmış derken, Erdoğan’ı kastederek, “Şehide kelle diyene ne güveneceğim” şeklinde konuştu. Akbaba, “Bir yüzükle geldin dünya zenginlerinin arasına girdin. Haram olsun. Haram zıkkım olsun. Benim bu helal sütle büyüttüğüm çocuğumun hakkı sana haram olsun.” İfadelerini kullandı.

Akbaba’nın açıklamaları şu şekilde;
*Pakize Ana, "Terörsüz Türkiye" sürecinde kamuoyunda bir umut oluşturulmaya çalışılıyor. “PKK terör örgütü silah bırakacak, kendini feshedecek” deniliyor. Siz ise bu sürece mesafeli yaklaşıyorsunuz. Yeni açılımla ilgili şehit analarının, şehit ailelerinin en büyük kaygısı nedir?
Pakize Akbaba: Bunlar bir isim koydular, "Terörsüz Türkiye" diye. Güya terör örgütü silah bırakacak. Oysa PKK’nın yandaşları Meclis’e gelip DEM Grubunda slogan atıyor. Kimin için atıyor? Bebek katili için. 30 senedir ben bunlarla uğraşıyorum. Pervin Buldan parmak sallıyor, had bildiriyor, “Barış istiyoruz diyor.” Yalancı. İsrail’in toprağı, İsrail’in vatanı kurulacak. Biz tepkiliyiz ve çok haklıyız. Ne barış süreci? Bunlar oyun, bunlar tuzak. Kürtlere kurşun sıktı Apo. Neden, niçin? Kürtleri falan düşündükleri yok.

*Yani bu sürecin Türkiye’yi bölünmeye götüreceğini mi düşünüyorsunuz?
Pakize Akbaba: Tabii yavrum, bölünecek. O Sevr var ya tarihte. Onu gerçekleştirmek istiyor bebek katili, o cani, o vampir, ırz düşmanı. Kurucu öndermiş. Ne kurucusu? Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaya kastetmiş birine kurucu önderlik veriliyor. Bütün bunlar da yeni anayasa için yapılıyor.
*Devlet Bahçeli’nin terörist başı Öcalan’a ısrarla “kurucu önder” demesi, umut hakkı vadetmesi ve son olarak statü istemesinin yanında, bu süreçte Öcalan’ın da kamuoyu ile paylaşılan mesajları oldu. Öcalan'ın bir aktör haline getirilmeye çalışılması, ona böyle vaatler verilmesi şehit ailelerince nasıl karşılanıyor?
Pakize Akbaba: Öcalan için Bahçeli’nin söyledikleri ve Öcalan’ın bir aktör yapılması bizi öyle yaraladı ki, çocuğumuzun şehit olduğu haberini haberini aldığımızdan andan daha çok üzüldük. Ben niye aslan gibi çocuğumun katilini affedeyim?
Bu Erdoğan'ın oğluna kurşun sıkmadı, Erdoğan'ın damadına kurşun sıkmadı, yakınına kurşun sıkmadı. Bunların hepsi çürük raporu aldı, askerlik de yapmadı. Ben ise şehit oğlumun ardından üç tane daha asker gönderdim. Sen kimi kandırıyorsun ya? Sen vatanı mı düşünüyorsun, koltuğunu mu düşünüyorsun? Bu bir koltuk sevdası. Ayrıca Biz Atatürkçüyüz. Ama Atatürk’ün partisini yönetenler de Atatürkçü değil. Onun da içi dolu PKK'lı.

*Terörsüz Türkiye süreci kapsamında devletin veya iktidarın şehit aileleriyle, sizlerle bir teması oldu mu? Veya sizin kaygılarınızı dinleme ve giderme noktasında yeterince temas sağladığını düşünüyor musunuz?
Pakize Akbaba: Hayır, hayır. Yok. Kimse bizimle konuşmadı devlet yetkililerinden. Düşüncemizi soran olmadı.
*Peki siz devlet ile yetkililere gidip konuşmak istediniz mi? Devlete endişelerinizi, rahatsızlıklarınızı anlatmaya çalıştığınızda bir karşılık buldunuz mu? Nasıl bir yaklaşımla karşılaştınız?
Pakize Akbaba: Hayır yavrum. Ben kaç defa o önceki açılımlarda da dedim Erdoğan’a, 'Al beni karşına, benimle konuş, benim sorularıma cevap ver' diye. Hiç aldırış bile etmiyorlar. Bunlar saman altından su yürütüyor. 'Şehit analarını nasıl kandıracağım, nasıl susturacağım?' diye. Susanlar olabilir, beni hiç ilgilendirmez. Ben susmam. Ey Tayyip Erdoğan. Haddini bil! Senin oğluna kurşun sıkılmamış. Sen kimsin ki ya? Bana hakaret ediyor diye beni dört yılla yargılattı.

*Bu süreçte verdiğiniz mücadelede toplumsal destek nasıl? Yani sizce bir toplumsal destek var mı? Toplum şehit ailelerinin hassasiyetini anlayabiliyor mu, buna yeterince destek verebiliyor mu?
Pakize Akbaba: Bana öyle bir destek geliyor ki... 'Ana, biz senin arkandayız, ne dersen haklısın. Türkiye'nin anasısın sen.' diyorlar. Tabii, çok destek var. Çok uyanan oldu. Mesela Kızılca Gün platformunu kurduk. Ondan sonra 27 Aralık'ta Atatürk'ün Ankara'ya ilk gelişini anmak için Anıtkabir'e... Yeri yerinden oynadı. 'Pakize Anne geldi' dediler. Elimi tutmaya çalışıyorlardı tutamıyorlardı o kadar kalabalık. Yurtdışından; Hollanda'dan, Almanya'dan, İngiltere'den hep telefon geldi.
*Açılım komisyonuna sizi davet etmediler. Sizce komisyon neden sizi dinlemedi?
Pakize Akbaba: Dinlemezler. Suçlu suçunu bilir. Beni oraya getirip PKK'lıları rahatsız ederler mi? Benim orada söyleyeceklerim PKK’lıları rahatsız eder çünkü. Ben orada benim oğlumun katilini 50 bin şehidimizin katilini siz nasıl affedersiniz diyeceğim çünkü.

*İmralı açılımı sürecinde sizi şehit anaları olarak en çok yaralayan şey ne oldu?
Pakize Ana: En çok yaralayan şey, bizim çocuklarımızın katilinin affedilecek olması. Cumhuriyete ihanet eden affediliyor. Milletin yüzünü gözünü kapatıp, 'He bak ne güzel analar ağlamasın' diyorlar. Ya ben ağlamışım, ben ne fedakarlığı yapacağım ya? Ben fedakarlığımı yapmışım, vatan için şehit vermişim. Daha benden ne fedakârlık bekliyor? Sen şehit anaları için, gaziler için ne yaptın? Ey Tayyip Erdoğan! Sana soruyorum! Benim hangi yaramı sardın? Hangi gün geldin kapıma?
Bir gazi düşünün; iki ayağı dizden yukarı yok, bir kolu yok... Allah razı olsun o gelinlerden, evlenmişler. İki gözü, bir ayağı yok, evlenmiş, çocukları var. Çocuğunun yüzünü görmüyor. ' Ya Allah'tan korkun be! Utanın be! Allah başınıza şimşek, yıldırım yağdırsın ya! Hakkımız haram zıkkım olsun. Ne hakla bizi üzüyorsunuz? Niye bizi ağlatıyorsunuz?
Şimdi hiçbir sorumun cevabını vermiyorlar kesinlikle. Hatta bazı bizim şehit aileler oraya gidiyor. Pakize içinizde mi? Yoksa gelmeyin deniliyor. Her yere yasak koymuş. O kadar engel var ki. Televizyon engel. İnsanlara siyasete engel. Zaten Kılıçdaroğlu'nun siyasetinde olsam nedir? Maskesi düştü, kel göründü. Tayyip'e yalakalık yapıyor. Zaten yüzünden kendi akrabaları nefret ediyor, lanet okuyor. Ben de lanet oluyorum.
Çete var. Yeni doğan çetesi. Bebekler öldü. Hiç sorulmuyor. O satılmış Bahçeli’nin milletvekilleri külçelerle altın getiriyor. Hiç bilmiyoruz ne oldu. Ama insanları haksız yere atıyor içeri.
Bir de bu Ağaoğlu grubu var. Köprü yaptırıyorlar ya. Bir köprünün fiyatına on köprü parası ödüyor. Şimdi de köprüleri satıyormuş. Demirel rahmetliyle Turgut Özal'ın yaptığı köprüler de satılacakmış. Bitti para yok. Türkiye'nin her yerini sattı. Fabrika kalmadı, sahil kalmadı, orman kalmadı. Her yeri yaktı, yıktılar ormanlar sönene kadar su yok, uçak yok. Senin on beş tane uçağın var. Babanın uçağıydı bu senin?
Ya bir yüzükle geldin dünya zenginlerinin arasına girdin. Haram olsun. Haram zıkkım olsun. Benim bu helal sütle büyüttüğüm çocuğumun hakkı sana haram olsun. Katilini affedemezsin.
Şimdi o dörtlü beşli çetenin vergisini sildi mi? Sildi. Milletten değil misin? O zaman beni niye yönetiyorsun? Ne hakla onun küfürünü kabul ediyorsun?
Ya burada Laz'ı var, Çerkez'i var, Abazası var, Alevi'si var, Azeri'si var, Türk'ü var, Karapapak var, Terekeme'si var, Kürt'ü var. Türkiye Cumhuriyeti at çatış altında biz bir milletiz. Sen hangi milletsin bunu kabul etmiyorsun? Lütfen bunu yazın. Yazmazsanız bak hakkımı da size helal etmem.
Atatürk havalimanını yıktılar ya. Kazıdılar. Kendi kullanacağı şekilde kaldı. Koskoca yıllık böyle taş gibi havalarını dağıttılar. Millet bahçesi varmış. Hani diyordu ya yat yuvarlan çocuğunla. Sen benim çocuğumun katilini affediyorsun. O Şehircilik Bakanından gelen telefona. Git dedim Öcalan'la Bahçeli’yi oraya davet et.

*Ne zaman geldi bu telefon?
Pakize Akbaba: Yakınlarda. Hepsi bir ay içinde oluyor. Mektubu da dedim getireni de parçalayacağım. O mektubu da altından yazılar olsa gene parçalayacağım.
*Mektup ne içeriyordu?
Pakize Akbaba: İş olsun. Kandırmak. Şehit analarının çok okuma yazma bilmiyor. Güya bütün Türkiye'de şehit analarına mektup yazmış. Dedim yirmi iki senedir neredeydi aklın?
Ben yeni mi şehit anası oldum? Otuz üç senedir benim çocuğum şehit olmuş. Sen beni dört yılla yargıladın. Her gün ifadeye gidiyorum. Ondan sonra bir karar aldım. Altına da attım imzamı. Artık ben ifadeye gitmiyorum. Beni zorla da götüremez ifade diye benim adımı da kullanamaz. Ben suçlu muyum? Niye yanındaki FETÖ'cüleri ifadeye götürmüyorsun da şehit anasını götürüyorsun.

*Peki size şehit yakınlarından, şehit ailelerinden en yaygın ulaşan tepki ne mesela?
Pakize Akbaba: En yaygın ulaşan tepki bizim çocuklarımız boşuna mı gitti? Biz Türkiye Cumhuriyeti için şehit verdik. Sadece bu hükümetin döneminde unutuluyoruz. Bu hükümetin döneminde rencide olduk. Bu hükümetin döneminde başımıza gelmedik kalmadı. Zaten bu yedisinde neyse yetmişinde odur. Bu daha başbakan olmamışken gitti dedi ki ‘Sayın Öcalan’ aldığı kellelerin… 3 kuruşluk dava açtım, aldım 3 kuruşu bankadan şu anda çocuğumun odasında. Sen şehide kelle diyorsun da ben senin neyine güveneceğim. Allah sorsun.
***
PAKİZE AKBABA KİMDİR?
Pakize Akbaba’nın, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görev yapan oğlu Astsubay Kıdemli Başçavuş Namık Ayhan Akbaba, 8 Ağustos 1993 tarihinde Van’ın Başkale ilçesi kırsalında şehit oldu. Bu acı kaybın ardından Pakize Akbaba, şehit ailelerinin yaşadığı sosyal ve hukuki sorunlara dikkat çekmek amacıyla İstanbul Şehit Anaları Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’ni kurdu. Dernek, yıllar içinde birçok sosyal destek ve farkındalık çalışmasına imza attı. Pakize Akbaba, bu çalışmalarla yalnızca bir dernek başkanı değil, aynı zamanda şehit ailelerinin kamuoyundaki temsilcilerinden biri olarak öne çıktı. Bu süreçlerde yaptığı açıklamalar nedeniyle hukuki süreçlerle de karşı karşıya kalan ve kamuoyunda esas kimliği, “Pakize ana” olarak öne çıkan Akbaba, Türkiye'nin üniter yapısını ve laik cumhuriyetini savunma amacıyla yürüttüğü toplumsal muhalefet ve hukuki girişimlerle tanınıyor. Terör örgütü elebaşlarına yönelik af ve "umut hakkı" gibi tartışmalara karşı ön saflarda yer alarak çeşitli suç duyuruları ve davalarda aktif rol üstlenen Pakize Akbaba, katıldığı toplumsal miting ve basın açıklamalarında siyasi liderlere yönelik eleştirileriyle dikkat çeken isim oldu.