Arnavutluk'ta hükümetin turizm politikaları ve yabancı yatırımlara açtığı araziler halkı sokaklara döktü. Başkent Tiran'da bir araya gelen on binlerce protestocu, Başbakan Edi Rama liderliğindeki hükümetin istifasını isteyerek kitlesel eylemler başlattı. Göstericilerin "Flamingo Devrimi" adını verdiği bu toplumsal hareket, güney kıyısında kurulması planlanan lüks tatil köyünün şantiye alanında çitlerin çekilmesi ve ilk hazırlıkların başlamasıyla eş zamanlı olarak üç hafta önce patlak verdi. "Arnavutluk satılık değildir" sloganı altında birleşen göstericiler, ana yolları trafiğe kapatarak başbakanlık ofisini kuşattı ve hükümeti ülkenin doğal kaynaklarını yabancı yatırımcılara peşkeş çekmekle suçladı.
Çevre aktivistleri ve yerel halk, söz konusu projenin güney kıyısındaki hassas bir kıyı koruma alanını yok etme tehdidi taşıdığını belirtiyor. Bölgenin özellikle göçmen kuşlar ve flamingolar için hayati bir yaşam alanı olduğuna dikkat çeken protestocular, barışçıl gösterilerinde kağıttan flamingo maketleri taşıyarak bu kuşları toplumsal hareketin sembolü haline getirdi.
MİLYARLARCA DOLARLIK YATIRIM YOLSUZLUK SORUŞTURMASININ HEDEFİNDE
Financial Times ve Bloomberg'de yer alan raporlara göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner tarafından önerilen bu devasa yatırım projesinin maliyetinin 4 milyar doları aşması bekleniyor. Proje, Arnavutluk'un Adriyatik Denizi'ndeki tek büyük adası olan Sazan Adası'nı ve komşu kıyı şeridini uluslararası lüks bir turizm merkezine dönüştürmeyi amaçlıyor. Ancak, bu büyük yatırımın onaylanma süreci hem hukuki hem de çevresel açıdan ciddi tartışmaları beraberinde getirdi. Yaşanan usulsüzlük iddiaları nedeniyle proje, Arnavutluk'un yolsuzlukla mücadele kurumu (SPAK) tarafından inceleme altına alındı. Kurum, şu an için ihtilaflı arazi mülkiyetlerine yönelik soruşturmasını aktif olarak yürütüyor.
BAŞBAKAN RAMA GERİ ADIM ATMIYOR: 'GÖREVDE OLDUĞUM SÜRECE DURDURULAMAZ'
Halkın ve yargının baskısına yanıt veren Başbakan Edi Rama ise istifa veya projeden geri adım atma çağrılarını kesin bir dille reddetti. Yerel ve uluslararası medyada yer alan açıklamalarında Rama, hükümetinin kendi deyimiyle "bu gürültüye" boyun eğmeyeceğini vurguladı. Başbakan Rama, "Ben görevde olduğum sürece bu projenin durdurulma şansı yok" ifadelerini kullanarak projenin arkasında durdu.
Ekonomik kalkınma planlarının kesintisiz ilerlemesi gerektiğini söyleyerek tutumunu savunan Rama, hükümetin halkın baskısı altında yatırım stratejilerinden geri adım atması durumunda, Arnavutluk'un Avrupa Birliği'ne (AB) katılma hedefinin ulaşılamaz hale gelebileceği uyarısında bulundu. Daha önce proje hakkında başlatılan adli soruşturmayı olumlu karşıladığını belirtmesine rağmen Rama, yatırımcıları içeren işlemlerin dondurulmasını eleştirdi ve denetleyici kurumların fon kaynaklarının meşruiyetini zaten doğruladığını ileri sürdü. Yaşanan bu gerilimin ardından Arnavutluk, ticari çıkarlar ile çevre koruma ve ülke egemenliğini ön planda tutan halk iradesinin karşı karşıya geldiği karmaşık bir krizle baş başa kaldı.