İleri evre Alzheimer hastalığında psilosibin kullanımına ilişkin yayımlanan yeni bir vaka raporu, bilim dünyasında dikkat çekti. Frontiers in Neuroscience’ta yayımlanan çalışmada, 10 yıldır bilişsel ve işlevsel gerileme yaşayan 80 yaşındaki Japon-Amerikalı bir kadın hastada, psilosibin içeren mantar uygulamasının ardından konuşma, hafıza, sosyal etkileşim, hareketlilik ve mesane kontrolünde geçici iyileşmeler gözlendi.
Zayıflama iğnelerinin beklenmedik etkisi: İnsan beynini yeniden şekillendiriyor
Araştırmacılar, bulguların Alzheimer için bir tedavi anlamına gelmediğini özellikle vurguladı. Ancak çalışma, ileri evre demansta tamamen kaybolduğu düşünülen bazı işlevlerin, belirli nörobiyolojik koşullarda kısa süreliğine yeniden ortaya çıkabileceği ihtimalini gündeme taşıdı.
10 YILLIK ALZHEİMER ÖYKÜSÜ
Vaka raporunda incelenen hastanın yaklaşık 10 yıldır Alzheimer hastalığıyla yaşadığı belirtildi.
Hastanın son yıllarda belirgin şekilde işlev kaybı yaşadığı, konuşmasının çoğunlukla tek heceli yanıtlarla sınırlı hale geldiği, idrar kaçırma sorunu yaşadığı ve hareket etmek için bakıcı desteğine ihtiyaç duyduğu aktarıldı.
Alzheimer hastalığı, hafıza, düşünme, iletişim, hareketlilik ve günlük yaşam becerilerini zamanla zayıflatan ilerleyici bir nörodejeneratif hastalık olarak biliniyor. İleri evrede hastalarda bağımsızlık kaybı, konuşma azalması, sosyal etkileşimde zayıflama ve mesane kontrolü sorunları sık görülebiliyor.


TEK DOZDAN SAATLER SONRA TAM CÜMLELERLE KONUŞMAYA BAŞLADI
Rapora göre hastaya psilosibin içeren mantardan yüksek dozda bir uygulama yapıldı.
İlk saatlerde hastada huzursuzluk, yoğun terleme ve uzun süreli uykuya benzer bir durum gözlendi. Ancak yaklaşık 19 saat sonra beklenmedik bir gelişme yaşandı.
Araştırmacılar, hastanın yıllardır ifade edemediği yaşam olaylarını hatırlamaya ve tam cümlelerle konuşmaya başladığını bildirdi.
Bu değişim, hastanın önceki işlev düzeyiyle karşılaştırıldığında dikkat çekici bulundu.
MESANE KONTROLÜ VE GÜNLÜK BECERİLERDE İYİLEŞME
Uygulamanın ardından yalnızca konuşmada değil, günlük yaşam becerilerinde de bazı iyileşmeler gözlendi.
Rapora göre hasta, ilerleyen gün ve haftalarda mesane kontrolünü yeniden kazandı. Bu iyileşmenin özellikle akşam saatlerinde de devam ettiği belirtildi.
Hasta ayrıca kendi kendine giyinmeye başladı, göz teması kurabildi, sosyal etkileşimleri hatırlayabildi, duygusal tepkiler verebildi ve daha açık konuşmalar yapabildi.
Bir aylık takipte hastanın mesane kontrolünün sürdüğü ve bulunduğu ortamla ilgili olumlu duygusal ifadeler kullandığı aktarıldı.
İKİNCİ UYGULAMADA KONUŞMA VE HAREKETLİLİK ARTTI
Araştırmacılar, daha sonra hastaya daha düşük dozda ikinci bir psilosibin uygulaması yapıldığını da bildirdi.
Bu ikinci uygulamanın ardından hastanın sözlü ifade kapasitesinde artış, mizah duygusunda belirginleşme ve yürüme çevikliğinde iyileşme gözlendi.
Bulgular, psilosibinin Alzheimer hastalarında bilişsel ve işlevsel alanlarda geçici etkiler oluşturabileceği ihtimalini gündeme getirdi.
ARAŞTIRMACILARDAN KRİTİK UYARI: HASTALIĞI TERSİNE ÇEVİRMEDİ
Çalışmadaki sonuçlar dikkat çekici olsa da araştırmacılar, psilosibinin Alzheimer hastalığını iyileştirdiği ya da nörodejenerasyonu tersine çevirdiği sonucuna varılamayacağını belirtti.
Vaka raporunda, hastanın beyin hastalığının devam ettiği, gözlenen iyileşmelerin geçici olduğu ve çalışmanın yalnızca tek bir hasta üzerinden yapıldığı vurgulandı.
Araştırmacılar, bu nedenle sonuçların genellenemeyeceğini ve daha geniş, kontrollü klinik çalışmalara ihtiyaç olduğunu ifade etti.
“KAYBOLAN İŞLEVLER ERİŞİLEMEZ HALE GELMİŞ OLABİLİR”
Çalışmanın en dikkat çeken yorumu, ileri evre demansta kaybolduğu düşünülen bazı işlevlerin aslında tamamen ortadan kalkmamış olabileceği yönünde oldu.
Araştırmacılara göre bu vaka, bazı konuşma, hafıza, sosyal tepki ve beden kontrolü işlevlerinin ilerlemiş hastalıkta bile kısa süreliğine erişilebilir hale gelebileceğini düşündürüyor.
Bu yorum, Alzheimer araştırmalarında işlev kaybı ve sinir ağlarının yeniden etkinleşmesi üzerine yeni tartışmalar doğurabilir.

PSİLOSİBİN NEDİR?
Psilosibin, halk arasında “sihirli mantar” olarak bilinen bazı mantar türlerinde bulunan psikedelik bir bileşik.
Son yıllarda psilosibin; depresyon, anksiyete, travma sonrası stres bozukluğu ve bağımlılık gibi alanlarda yürütülen kontrollü klinik araştırmalarla gündeme gelmişti.
Bazı çalışmalarda psilosibinin beyinde yeni bağlantıların oluşumunu destekleyebileceği, serotonin reseptörleri üzerinden duygu durumu, algı ve bilişsel süreçleri etkileyebileceği belirtiliyor.
Ancak Alzheimer hastalığı ve ileri evre demans alanında psilosibin kullanımına ilişkin bilimsel veriler hâlâ son derece sınırlı.
Bilim insanları insan embriyosunu düzenlemeyi başardı: Tasarım bebekler geliyor
RİSKLER DE VAR
Uzmanlar, psilosibinin kontrolsüz kullanımının ciddi riskler taşıyabileceği uyarısında bulunuyor.
Psilosibin; halüsinasyon, yoğun korku, kafa karışıklığı, panik, gerçeklik algısında bozulma ve kazalara yol açabilecek davranış değişikliklerine neden olabiliyor.
Özellikle bipolar bozukluk, şizofreni ya da psikoz öyküsü bulunan kişilerde riskin daha yüksek olabileceği belirtiliyor.
Bu nedenle araştırmacılar, psilosibinin Alzheimer ya da başka bir hastalık için hekim gözetimi dışında kullanılmasının tehlikeli olabileceğini vurguluyor.
YENİ ARAŞTIRMALARIN KAPISINI ARALAYABİLİR
Tek hastaya dayanan bu vaka raporu, Alzheimer tedavisinde yeni bir yöntemin kanıtı olarak görülmüyor. Buna rağmen ileri evre demansta geçici işlevsel iyileşme ihtimalini gündeme getirmesi bakımından dikkat çekici kabul ediliyor.
Bilim insanlarına göre bundan sonraki adım, benzer etkilerin başka hastalarda da görülüp görülmediğini anlamak için daha geniş ölçekli, etik kurul onaylı ve kontrollü çalışmalar yürütmek olacak.
Çalışma, Alzheimer hastalığında tamamen kaybolduğu düşünülen bazı işlevlerin geçici olarak yeniden ortaya çıkabileceği ihtimalini güçlendirirken, psilosibinin bu alandaki olası rolüne ilişkin tartışmaları da büyütecek görünüyor.