Sıcak havalarda vücudun hormonal dengesi bozuluyor; mutluluk hormonu serotonin azalıyor, odaklanma ve karar vermede etkili olan dopamin dengesizleşiyor. Bu durum toleransımızın düşmesine, normalde verilmeyecek aşırı ve dürtüsel tepkiler (örneğin trafikte kavga ve yaralama) verilmesine yol açıyor.
Yani sıcaklık sadece fiziksel sağlığımızı değil, beyin kimyamızı da doğrudan etkiliyor. Peki sıcak hava cinayet ve cinnet artışı için gerçekten sebep olabilir mi? Adli Tıp Uzmanı Profesör Doktor Hakan Kar, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a anlattı.
Sıcaklık bir "şiddet tetikleyicisi" mi, yoksa sadece halihazırda var olan gerilimi su yüzüne çıkaran bir katalizör mü?
Prof. Dr. Hakan Kar: Sıcaklarla ilgili öncelikle şundan bahsedeyim. Bir kere sıcaklar, güneş altında uzun süre kalma sonucu ortaya çıkan hipertermi dediğimiz güneş çarpması riskini oldukça artırıyor. Bu, başlı başına ölümü meydana getirebilecek kadar ciddi bir komplikasyon.
Bunun yanı sıra hipertermi ya da şok olmasa dahi, yani sıcak çarpması olmasa dahi, gün içinde aşırı miktarda terleme ve yetersiz su alımıyla birlikte bu aşırı miktarda terleme vücutta ileri derecede sıvı kaybına ve sodyum başta olmak üzere mineral kaybına yol açıyor.
Kaybettiğimiz mineralleri yerine koyamazsak ya da yerine koymakta gecikirsek ciddi sağlık problemleriyle karşı karşıya kalıyoruz. Öncelikle tansiyon bozuklukları ortaya çıkıyor. Bunun yanı sıra vücut bunu dengelemek için damarlarda genişleme ya da büzülmelere yol açıyor. Bu da beyin kanaması riskini artıran bir sebep. Ayrıca kişide eğer kalple ilgili altta yatan bir hastalık varsa, hafif bir hastalık olsa bile kalple ilgili bir hastalığı, bir kalp damar tıkanıklığı varsa, sıcak havalardaki ani su kaybı ve mineral kaybı kalp krizlerini tetikleyebiliyor.
Sıcak havalar beyindeki serotonin, dopamin vb. dengesini bozarak bizi "şiddete yatkın" bir hale getirebilir mi?
Prof. Dr. Hakan Kar: Yüksek sıcaklıklar hormonal dengeyi de bozuyor. Özellikle serotonin hormonunun salgılanması baskılanıyor ve azalıyor. Dopamin hormonunda da dengesizlik oluşabiliyor. Serotonin mutluluk hormonu olarak biliniyor. Dopamin ise odaklanma ya da konsantrasyonda önemli; bilişsel fonksiyonlarda ve karar verme sürecinde çok önemli rol oynayan bir mediyatör.
Bu ikisindeki bozukluk aynı şekilde bilişsel bozukluklara ve insanın karar verme sürecinde bozukluklara yol açıyor. Bu da karşımıza, sorduğunuz üzere, tolerans azalması olarak çıkabiliyor. Mesela trafikte meydana gelen davranışlarda sıcak havalarda toleransımız çok daha fazla düşüyor.
DÜRTÜSEL DAVRANIŞLARLA REAKSİYONEL SUÇLAR İŞLENİYOR
Çok daha kolay öfkelenebiliyoruz ve sinirlenebiliyoruz. Çok daha yüksek eşikte ancak vereceğimiz tepkileri çok daha düşük eşiklerde verir hâle gelebiliyoruz.
Bu tolerans azalması ve tahammülsüzlük sıcak havalarda gerçekten çok ön plana çıkıyor. Kişi daha ani, reaksiyonel ve dürtüsel davranabiliyor. Bu da dürtüsel davranışlarla reaksiyonel suçlar işlemesine neden olabiliyor.
Adli tıp perspektifinden baktığımızda; yüksek sıcaklıkta artan "öfke" bilimsel bir zemine oturuyor mu?
Prof. Dr. Hakan Kar: Çok sıcak havalarda adli tıp istatistiklerine bakacak olursak, çok sıcak havalarda şiddet suçlarının arttığı, şiddet içeren ya da şiddet yöntemiyle işlenen suçların arttığı biliniyor. Ancak planlı ve organize suçlarda istatistiksel olarak bir artış gözlenmiyor sıcak havalarda.
Çok sıcak havalar şiddet tetikleyicisi mi?
Prof. Dr. Hakan Kar: Evet. Normalde bir kişi örneğin şerit ihlali yaptığında ya da önünüze arabasını kırdığında seyir hâlindeyken ufak bir tepki verecekken, çok sıcak havalarda bu tepkinizin boyutu büyüyebiliyor ve karşılıklı kavga, darp eylemlerine, yaralama eylemlerine kadar yol açabilecek bir zinciri tetiklediği söylenebilir. Yani özetle, kişiye bağlı olarak tabii ki tolerans düzeyi neyse, bu toleransı azalttığını net olarak söyleyebiliriz.
Sıcaklık kaynaklı öfke patlamalarında, "anlık şiddet" ile "planlı suçlar" arasındaki ayrım nasıl?
Prof. Dr. Hakan Kar: Trafik kazaları, cinsel suçlar, yaralama gibi suçlar yaz aylarında daha çok görülüyor. Dürtüsel suçlar yaz aylarında daha fazla görülürken, kış aylarında daha ziyade planlı, organize suçlar, hırsızlık ve dolandırıcılık gibi suçlar daha ön plana çıkıyor diyebiliriz.
Yıllık suç istatistiklerini incelediğimizde, "yaz suçları" ile "kış suçları" arasında niteliksel ve niceliksel bir fark var mı?
Prof. Dr. Hakan Kar: Tam keskin bir ayrım olarak kış suçları ya da yaz suçları gibi net bir ayrım yapmamız söz konusu değil. Ancak kışın daha az şiddet içeren suçlar meydana gelirken, daha ziyade organize, planlı; hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçlar ön plana çıkarken, yazın da daha önce belirttiğim gibi tolerans azalmasından kaynaklı dürtüsel ve şiddet içeren suçlar daha sık görülüyor.
Yine adli tıbbi olarak istatistiklere bakıldığında, yaz aylarında ve çok sıcak havalarda efor kaynaklı kardiyak ölümlerin yani kalp ölümlerinin, kalp krizine bağlı ölümlerin ayrıca beyin kanamalarının kış aylarına göre daha yüksek görüldüğünü görüyoruz.
Bunun sebebi sıklıkla deniz, havuz gibi yerlerde açık havada güneşlenme ile belirgin derecede sıvı ve mineral kaybeden bireylerin, yüzme gibi su içinde hareketler gibi efor gerektiren işlemleri uzun süre yaptığında yeteri kadar da kaybettiği sıvı ve mineralleri su içerek yerine koymadığında efor kaynaklı kardiyak ölümleri, kalp ölümlerini çok daha fazla görmemizdir.
SICAK HAVALARDA CİNSEL SUÇLAR ARTIYOR
Bir de beyin kanamalarını daha sık görüyoruz tıbbi istatistiksel olarak. Yine tabii lokalizasyona ve yöreye bağlı olarak sıcak havalarda, özellikle bazı aylarda cinsel suçların da arttığı, soğuk havalarda ise cinsel suçların sayısının daha az olduğu adli tıbbi olarak biliniyor.