Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Sapanca'da AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'na katıldı. Açılış konuşmasını yapan Erdoğan şunları söyledi:
MUHASEBEMİZİ YAPTIK
"Biz ne kendi içimizde ne de milletimizle aracılarla konuşan, perdeyle konuşan bir kadro asla olmadık. Partimizin kuruluşundan itibaren yatay ve dikey iletişim kanallarını açık tutmaya, danışma ve istişare kültürünü işletmeye özel önem verdik. Düşüncelerimizi özgürce dile getirdik. Eleştirilerimizi serbestçe ifade ettik. Kendi muhasebemizi hem de çok cesur biçimde, çok öz güvenli bir şekilde yaptık. Birlikte tespit ettiğimiz hedefler doğrultusunda, gönül birliği içinde, omuz omuza vererek yolumuza kararlılıkla devam ettik."
MİLLETİN HİZMETİNDEYİZ
"Bir buçuk ay sonra da AK Parti'mizin kuruluşunun 25. yıldönümünü kutlayacağız. 14 Ağustos 2001'de başlayan yolculuğumuz artık çeyrek asrı geride bırakıyor. Çeyrek asırdır, önce Cenab-ı Allah'ın yardımı, sonra kaderimizi kaderiyle bütünleştirdiğimiz aziz milletimizin desteğiyle Türkiye'ye hizmet ediyoruz. 25 yıldır durmadan, duraksamadan, yılmadan ve yorulmadan ülkemize, milletimize hizmetkarlık etmenin bahtiyarlığı içindeyiz."
ORTAK VATANA SAHİBİZ
"Biz millet olarak öyle rastgele bir araya gelmiş, tarih yolculuğu içinde tesadüfen karşılaşmış, zamanın ve coğrafyanın zorlamasıyla kaynaşmış bir topluluk değiliz. Biz birbirine yabancı ve birbirine tahammül etmek zorunda olan bir topluluk, öyle bir millet de değiliz. Türkiye'nin tamamı, 86 milyon, hep birlikte, ortak bir tarihe, ortak bir kadere, şühedanın kanlarıyla sulanmış ortak bir vatana sahibiz. Her şeyden önce biz, bizi tek bir millet eden ortak bir imana sahibiz. Meseleleri ele alma biçimleri farklı olabilir. Çözüm önerileri farklı olabilir. Yaşam tarzları, hassasiyetler farklı olabilir. Ancak nihayetinde hepimiz aynı vatan toprağı üzerinde, aynı bayrak altında, aynı hilalin gölgesinde, aynı istikamete ilerleyen kenetlenmiş bir topluluğuz."
HERKES EŞİT HAKKA SAHİP
"Bu ülkede, Türkiye Cumhuriyeti kimliğine sahip olan hiç kimse vatan toprağında misafir değildir. Kiracı değildir. Sığıntı değildir. Öteki değildir. Üvey evlat değildir. Bilakis, hepsi de bu vatan toprağında mülk sahibidir, öz evladıdır. Ve bu devlet, bir zümrenin, bir kitlenin, belli bir grubun, belli bir grubun kökenin değil, bu topraklar üzerinde yaşayan 86 milyonun devletidir. 86 milyonun her bir ferdi bu devletin eşit derecede sahibidir."
BAZI FOSİLLER KİN KUSUYOR
"Biz, hangi alanda olursak olsun, bir hak mücadelesi verirken üstünlük sağlamanın, imtiyaz sağlamanın değil, eşitlik ve adalet mücadelesini verdik. Bakınız, kendi evlatlarım dahil bu ülkenin kız çocuklarının başörtüsüyle eğitim görmeleri, başörtüsüyle çalışmaları on yıllar boyunca engellendi. Oysa bu çocuklar, bu kadınlar başlarını inançlarının bir gereği olarak örtüyorlar. Biz kadınlarla birlikte on yıllar boyunca tesettür mücadelesi verirken bir imtiyazın peşinde değildik. Marjinal, cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor, başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor. Nesli tükenmekte olan bu numuneler son derece üstenci bir dille, küstah bir eda ile güya kadınlara ders veriyor, kadınları aşağılıyor, tehdit ediyor."
BAŞÖRTÜ BİZİM NORMALİMİZ
"Herkes şunu anlamalıdır: Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede normalleşmiştir. Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir. Artık şunu anlamayanların da anlaması gerekir: Başörtüsü anormal değildir, marjinal değildir, radikal değildir, ekstrem değildir, belli bir tarikatın, belli bir cemaatin veya ideolojinin sembolü hiç değildir. Yaşmağı, yazması, tülbendi, çarşafı, özellikle örtmesi, ehramı ve diğerleriyle başörtüsü bu toprakların normalidir, inşallah ebediyen de normali olacaktır. Bakın bu "yeni normal" de değildir. Bu, tüm zamanların normalidir."
KİMSE BİZE AYAR VEREMEZ
"Biz, bizden farklı düşünüyor diye hiç kimseye husumet beslemedik ama şunu da herkes bilsin ki kendisinden farklı düşünüyoruz diye hiç kimse de bize husumet besleyemez. Geçmişte olduğu gibi parmak sallamaya, ayar vermeye, istikamet çizmeye yeltenemez. Kimse bize öz yurdumuzda, öz toprağımızda ayrımcılık yapamaz mütekebbir bir üslupla bize ders veremez. Bu hiç kimsenin haddi de değil, hakkı da değildir. Kim ki bu ülkenin kadınlarını kılık kıyafetine göre ayrıştırıyorsa Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapmaktadır."
TÜRKİYE İÇİN UZLAŞIYA HAZIRIZ
"Terörsüz Türkiye sürecimizin başarıya ulaşmasını kendimiz için değil; bu ülkemiz ve bütün evlatlarımız için, aydınlık yarınları için istiyoruz. Görüş ayrılıklarımız elbette olacaktır. Bunlar bizim zenginliğimizdir. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere, hak ve özgürlüklerin ilerletilmesi gibi milli meselelerde uzlaşıya, ortak noktalarımızı büyütmeye hazırız."
KAPIMIZ HERKESE AÇIK
"25 yıl boyunca AK Parti'yi kurarken Türkiye'nin bütün renklerinin partimiz içinde temsil edilmesine özellikle ihtimam gösterdik. Biz, Mevlana gibi "her ne olursan ol, yine gel" dedik. Yunus gibi "gelin tanış olalım" dedik. Hacı Bektaş gibi "hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda" dedik. 25 yıldır bizim kapımız açıktır. Çatımızın altında herkese yer vardır. 25 yıldır soframız, Halil İbrahim sofrasıdır. Gönlümüz okyanus misali geniştir. Partimiz 25 yıl önce nasıl bir duygu ve heyecan üzere kurulduysa, bugün de aynı duygu ve heyecan içinde yoluna devam ediyor. Milletle gönül bağımızı koparmadık."
MİLLETİ AYRIŞTIRDILAR
"Siyasi farklılıklarımız bizi düşmanlaştırmamalı, bizi birbirimize asla hasım yapmamalı. Fikir ayrılıklarımız bizi birbirimizden uzaklaştırmamalı, aramızı açmamalı. Tabii bunları samimiyetle söylerken şu gerçeği de göz ardı etmiyoruz: Bu ülkede siyasi rekabeti husumete çeviren, siyasi farklılığı kutuplaşmaya çeviren CHP olmuştur. "Öyle düşünmeyeceksin, öyle giyinmeyeceksin, o kitabı okumayacaksın" dediler. "O dili konuşmayacaksın, o türküyü dinlemeyeceksin" dediler. Bu milleti ayırdılar, ayrıştırdılar, kutuplaştırdılar, siyasi rekabeti husumete, çatışmaya dönüştürdüler. AK Parti olarak 25 yıl boyunca yasakları kaldırmanın, hak ihlallerine son vermenin çabası içinde olduk."
TUZAK KURUP KUYU KAZDILAR
"CHP içinde bir çatışma, bir ayrışma var. Her zaman söyledim, yine söylüyorum: Biz CHP içindeki bu kavganın, bu iç savaşın tarafı değiliz. Dün yoktuk, bugün de yokuz, yarın da olmayacağız. Birbirlerine tuzak kurdular, birbirlerinin kuyularını kazdılar, birbirlerini şikayet ettiler ve bizim değil, yargının değil, bizzat kendi elleriyle, kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler. Bir Frankenstein ürettiler, şimdi de ceremesini çekiyorlar. Ama buna rağmen bizim arzumuz ve umudumuz şudur: CHP'nin kendi içindeki dış mihraklardan kurtulması hem Türkiye siyaseti adına hem Türkiye adına kuşkusuz hayırlı olacaktır."
YENİKAPI RUHU YAŞATILIYOR
"Her meselede birebir aynı düşünmek mecburiyetinde değiliz. Ama ülkenin ve milletin menfaatine olan konularda bir araya gelmek, ortak bir paydada buluşma iradesini, bu erdemi göstermek zorundayız. Cumhur İttifakı çatısı altında, Milliyetçi Hareket Partisi ve değerli lideri Sayın Devlet Bahçeli'yle biz işte bunun en güzel örneğini sergiliyoruz. Farklı siyasi partiler olarak ülkemizin bekası, milletimizin sulh ve selameti için güç birliği yaptık. Ortak noktalarda buluştuk, Cumhur İttifakı'nı kurduk. Yenikapı ruhuyla milletimize birlikte hizmet ediyoruz."



