Ana içeriğe geç

Uluslararası Ödemeler Bankası’ndan (BIS) “ikinci tur” uyarısı: Hürmüz enflasyonu kalıcı, baskı sürecek

Merkez bankalarının bankası BIS’in son raporunda, Hürmüz Boğazı açılsa bile yüksek enflasyonun kalıcı bir tehdide dönüşebileceği bildirildi. Raporda, son dönemde gerginliğin azalmasıyla gerileyen fiyatlara karşın daha büyük ve kalıcı bir şokun ikinci tepkileri tetikleyebileceğine dikkat çekildi.

Uluslararası Ödemeler Bankası’ndan (BIS) “ikinci tur” uyarısı: Hürmüz enflasyonu kalıcı, baskı sürecek
Dünya Gazetesi
16

Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS), rekor seviyelere ulaşan ka­mu borçlarının ve finansal pi­yasalardaki yapısal değişiklik­lerin küresel finansal istikra­rı tehdit edebileceği uyarısında bulunarak politika yapıcıları kararlı adımlar atmaya çağırdı. Merkez bankalarının çatı kuru­luşu olan BIS, “2026 Yılı Eko­nomik Raporu”nu yayımladı. Küresel ekonominin 2026’nın başlarına kadar yapay zekâ ala­nındaki iyimserlik ve güçlü kü­resel ticaret sayesinde dirençli bir duruş sergilediği belirtilen raporda, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ise enerji ve ham madde tedarikinde küre­sel krizi tetiklediği ifade edil­di. Raporda, jeopolitik gerilim­lerin hafiflemesi ve petrol fiyatla­rının gerileme­sine rağmen, bu­nun ekonomik etkilerinin kalıcı olabileceği vurgulandı. Plastik fiyatlarında yüzde 30, gübre fi­yatlarında ise yüzde 50 artış ya­şandığına işaret edilen rapor­da, Hürmüz Boğazı açılsa bile yüksek enflasyonun kalıcı bir tehdide dönüşebileceği uyarı­sında bulunuldu.

Etkiler henüz sona ermemiş olabilir

Raporda, “Hürmüz Boğazı’n­daki aksaklığın makroekonomik etkileri henüz sona ermemiş olabilir. Nihai sonuçlar, boğaz trafiğinin tamamen ve sürdürü­lebilir bir şekilde yeniden baş­lamasının ve hasar gören ener­ji altyapısının onarılmasının ne kadar süreceğine bağlı olacak­tır. Bu arada, enflasyonist etkiler şimdiden hissediliyor ve çeşitli nedenlerden dolayı kalıcı olabi­lir. Öncelikle, yüzde 10’luk pet­rol arzı kaybı önemliydi ve piya­saların yeniden dengelenmesi önemli bir zaman alabilirdi. Bu aksama başlangıçta petrol piya­salarında şiddetli bir değişime neden olarak, çatışmadan önce­ki bol stokları akut bir kıtlığa dö­nüştürdü. Elbette, son dönem­deki gerginliğin azalması rahat­lama sağladı ve petrol fiyatları önemli ölçüde geriledi. Ancak fi­ziksel piyasalardaki büyük den­gesizlikler devam ediyor ve daha fazla gerilime ve dalgalanmaya yol açabilir” denildi.

Çatışma enflasyonu yarım puan artırdı

Küresel enflasyonun, çatış­manın başlamasından bu yana yarım puan arttığına işaret edi­len raporda, “Birçok emtia çift haneli fiyat artışı gösterdi. Te­mel girdilerin daha yüksek ma­liyetleri ve kıtlığı, tedarik zin­cirleri boyunca yayılabilir, diğer ara malların maliyetlerini artı­rabilir ve nihai mallar üzerin­deki fiyat baskısını güçlendire­bilir. Üretimdeki zaman gecik­meleri göz önüne alındığında, yukarı yönlü maliyet artışları, enerji akışları ve petrol fiyatla­rı normale döndükten sonra bile enflasyon üzerinde baskı oluş­turmaya devam edebilir” ifade­leri yer aldı. Daha büyük ve da­ha kalıcı bir enerji şokunun, da­ha geniş bir yelpazedeki diğer emtiaları da etkileyerek, ener­ji dışı fiyatlarda ikinci tur tep­kileri tetikleyebileceğine deği­nilen raporda, “Tedarik zinciri boyunca bugüne kadar yaşanan maliyet artışlarının kademeli etkileri, tüketici fiyatları üze­rindeki etkileri birleştirerek artırabilir. Pandemi sonrası yüksek enflasyon, enflasyon beklentilerinin sabitlenmesini de zayıflatmış olabilir” denildi.

Merkez bankaları dikkat etmeli

“Para politikası tercihlerini kötüleştiren stagflasyonist olumsuzluklara yanıt olarak, geçici arz şoklarını göz ardı etme gerekçesi hâlâ geçerliliğini koruyor. Ancak sadece bir noktaya kadar” denilen BIS raporunda, “Para politikası, bir arz şokunun ilk tur etkilerini doğrudan telafi etmek için çok az şey yapabildiğinden, fiyat seviyesindeki tek seferlik bir artışı kabul etmek, özellikle enerji fiyat artışları geçiciyse, reel gelir kaybını artırmaktan kaçınmaya yardımcı olur. Ancak merkez bankaları, ikinci tur etkilerinin ve enflasyon beklentilerindeki herhangi bir gevşemenin işaretlerine de dikkat etmelidir. Daha uzun süreli arz şokları ve daha geriye dönük beklenti oluşumuyla, enflasyon maliyetleri artarken büyük üretim kayıplarını önleme yeteneği azaldığı için göz ardı etme gerekçesi zayıflar. Pandemi sonrası enflasyon artışı hâlâ hafızalarda tazeyken, geçici arz şoklarının bile ikinci tur etkilerini ve kalıcı enflasyonu tetikleme riskleri göz ardı edilmemelidir” uyarıları yer aldı.

Şoku azaltacak etkiler de mevcut

Mevcut petrol şokunun enflasyon üzerindeki etkisini sınırlamaya yardımcı olabilecek birkaç hafifletici faktör bulunduğuna işaret edilen raporda, şunlar kaydedildi: “Birincisi, eğer sürdürülebilir olursa, Hürmüz Boğazı üzerinden petrol akışının yeniden başlaması, enflasyonun yukarı yönlü riskini azaltmaya yardımcı olacaktır. Bir diğeri ise, son yirmi yılda bazı ülkelerde yarıdan fazla azalan enerji yoğunluğundaki düşüştür. Bu, yerel ekonomik faaliyetin yüksek petrol fiyatlarına duyarlılığını azaltır, ancak bu kazanımlar ithal malların içerdiği enerji maliyetleriyle dengelenebilir. Bir diğer hafifletici faktör ise, önceki enflasyon artışlarına kıyasla daha elverişli makroekonomik bağlamdır.”

Yapay zekâ iyimserliği ya ters teperse

BIS raporunda, enflasyonun önemli ölçüde yükselmesi veya yapay zekâ odaklı yatırımların başarısızlıkla sonuçlanması durumunda, bunun makroekonomik sonuçlarının mevcut finansal kırılganlıklar nedeniyle daha da artabileceğine işaret edildi. Raporda, “Enflasyonu kontrol altına almak için gereken politika faiz oranlarının sıkılaştırılması, uzun süreli aşırı risk alma döneminden sonra varlık fiyatlarında keskin bir düşüşe yol açarak yıkıcı makro-finansal geri bildirim döngülerini tetikleyebilir. Yapay zekâ firmalarının artan kaldıraç oranları ve kredi piyasalarındaki büyüyen etkileri göz önüne alındığında, yapay zekâ iyimserliğinin tersine dönmesi de büyük finansal sonuçlar doğurabilir” ifadeleri yer aldı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler