DİSK Araştırma Merkezi’nin yayımladığı rapora göre, ortalama emekli aylığının asgari ücrete oranı 2002'de yüzde 122 iken günümüzde yüzde 84'e geriledi. Alım gücünün düşmesiyle her 3 emekliden 2’si çalışmak zorunda kaldı. Uzmanlar çalışanların düşük maaşlar nedeniyle emekli olmaktan korktuğunu söyledi. Batı’da emekliler tatil programı yaparken, Türkiye’dekiler iş bulma derdine düştü. Çalışan kesimin yüzde 35’i ise asgari ücretin yüzde 5 üzerinde ücrete razı oldu. 3 ay vergi için çalışan ücretli kesim, kalan 9 ay borç ödemek için mesai harcadı.
ASGARİ ÜCRETLİ 23 CUMHURİYET ALTINI KAYBETTİ
Asgari ücretli 2005 yılındaki alım gücüne kıyasla bugün 23 Cumhuriyet altını değerinde kayıp yaşadı. Her bir asgari ücretli çalışanın bu durumda 110 bin liranın üzerinde maaş alması gerektiği hesaplandı. Ancak 2026 yılı için belirlenen 28 bin TL'lik net asgari ücret, mayıs ayında 34.808 TL'ye ulaşan açlık sınırının altında kaldı. Ücretli ve emeklilerin alım gücündeki kayıp derinleşirken çalışanlar üzerindeki vergi yükü arttı. Raporda "Büyük servetlere dokunulmamış, ücretliler şirketlerden daha fazla vergi öder hâle getirilmiştir" ifadeleri dikkat çekti.

ORTA SINIF FAKİRLEŞTİ HALK AÇLIĞA MAHKUM
Türkiye’nin kronik sorunu enflasyonun hatalı kararlar nedeniyle düşmemesi tüm ücretli kesimi fakirlikte birleştirdi. Alım gücünün düşmesiyle her 3 emekliden 2’si çalışmak zorunda kaldı. Çalışan kesimin yüzde 35’i ise asgari ücretin yüzde 5 üzerinde ücrete razı oldu. Üç ay vergi için çalışan ücretli kesim, kalan 9 ayda borç ödemek için mesai harcıyor.
Ülke bütçesini ücretli ve dar gelirliden aldığı vergilere dayandıran ekonomi yönetimi, hızla artan fakirliğe çare bulamadığı için emeklilerde çalışan sayısı hızla artmaya başladı. DİSK’in son raporu, Türkiye’de ücretliler ve emeklilerin alım gücündeki kaybın derinleştiğini ortaya koyarken, asgari ücretin açlık sınırının altında kalması, çalışanlar üzerindeki vergi yükünün artması ve emekli gelirlerindeki gerileme dikkat çekti. Uzmanlar, düşük maaşlar nedeniyle insanların emekli olmaktan korkar hale geldiğini, Batı’da emekli olanların tatil programı yaparken, Türkiye’de emekli olmanın yeni iş yeri aramak anlamına geldiğini vurguladı. DİSK Araştırma Merkezi’nin “İşçi Sınıfının Geçim Krizi: Asgari Ücret, Vergi, Emeklilik” raporuna göre çalışanlar yılın yaklaşık üç ayını vergi için çalışırken, düşük gelir nedeniyle her üç emekliden ikisinin çalışma hayatında kalmaya devam ettiği vurgulandı. Raporda, asgari ücretin açlık sınırının altında, yoksulluk sınırının ise dörtte biri düzeyinde kaldığı belirtildi. Asgari ücretin kişi başına milli gelire oranı 1974’te yüzde 80,6 iken 2026’da yüzde 45,7’ye geriledi.
ASGARİ ÜCRETLİNİN KAYBI YÜKSEK
Asgari ücretlinin 2005’ten bu yana yaklaşık 23 Cumhuriyet altını tutarında kayıp yaşadığı hesaplandı. Bu hesaba göre her bir asgari ücretlinin günümüzde maaşının en az 111 bin lira olması gerekiyor. Nitekim uzmanlar da söz konusu ücretin 4 kişinin baz alınarak hesaplandığı yoksulluk sınırına eşitlenmesi gerektiğini dile getiriyor. Oysa günümüzde 28 bin lira olan bu ücretin açlık sınırının bile çok altında kaldığı gözleniyor. Rapora göre Türkiye’de asgari ücretin yüzde 5 fazlası ve altında ücretle çalışanların oranı da yüzde 35’e yaklaşırken, her 100 çalışandan 15’inin asgari ücretin altında çalıştırıldığı belirtildi. Türkiye, asgari ücretin yaygınlığı açısından Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer aldı. Toplu iş sözleşmesi kapsamındaki çalışanların aylık ortalama brüt kazancının, kapsam dışındaki işçilerden yüzde 91,9 daha yüksek olduğu kaydedildi. Buna karşın Türkiye’de toplu iş sözleşmesi kapsamı yüzde 10 düzeyinde kalırken, birçok Avrupa ülkesinde bu oran yüzde 60’ın üzerinde bulunuyor.
YILIN ÜÇ AYI VERGİYE ÇALIŞIYORUZ
Raporda, ücretler üzerindeki vergi ve kesinti yükünün yıl içinde yüzde 21,6’dan yüzde 29,7’ye çıktığı belirtildi. İşçilerin brüt ücretlerinin ortalama dörtte birinden fazlasının vergi ve kesintilere gittiği, yılın yaklaşık üç ayının bu ödemeler için çalışılarak geçirildiği ifade edildi. Gelir vergisinin ilk tarife diliminin 190 bin lira olduğu, dilimler 2000 yılından itibaren asgari ücret oranında artırılsaydı bu sınırın 658 bin lirayı aşacağı hesaplandı. Toplanan her 100 lira verginin 64 lirasının dolaylı vergilerden geldiği belirtilirken, vergi gelirleri içinde işçilerin payının yüzde 19,6, şirketlerin payının ise yüzde 13,1 olduğu bildirildi. Asgari ücretlinin eline 28 bin lira para geçtiğine vurgu yapan uzmanlar, “Patronun cebinden çıkan 44 bin 800 lira. Aradaki fark 16 bin 800 lira. Bu fark doğrudan devlete SSK ve vergi olarak gidiyor. İşçi açım diye ağlıyor patron çok ödüyorum diye ağlıyor. Bu düzen kimseye yaramıyor” dedi.
EMEKLİ AYLIKLARI YERLERDE
Ortalama emekli aylığının asgari ücrete oranı 2002’de yüzde 122 iken 2025’te yüzde 84’e düştü. Ortalama emekli aylığının kişi başına milli gelire oranı da aynı dönemde yüzde 46,4’ten yüzde 31,6’ya geriledi. Uzmanlar burada da acil denkleştirmelere ihtiyaç olduğunu dile getirerek, “En düşük emekli aylıpı ile vatandaş nasıl geçinsin. Bugün ortalama bir kira Türkiye genelinde 22 bin lira. Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerde 28 bin lira. Bu rakam İstanbul’da en iyi şartlarda 33 bin lira ile 40 bin lira arasında değişiyor. Gıda enflasyonuna bakınca burada da çok yüksek fiyatlarla karşılaşıyoruz. Rakam burada da 35 bin lirayı aşıyor. Üstelik bu sadece sağlıklı yaşam sürebilmenin gerektirdiği bir harcama” ifadelerini kullandılar.