Fitch’in bugün açıklayacağı kredi notu kararını değerlendiren Dr. Sarak, piyasa geneliyle paralel olarak notta herhangi bir değişiklik beklemediğini ifade etti. Kredi notunu bir sınavın ardından gelen sonuç belgesine benzeten Dr. Sarak, derecelendirme kuruluşlarının aslında gelecekten haber vermediğini, yalnızca yaşanan süreci ve mevcut durumu tescil ettiğini vurguladı.
CDS verilerinin borçlanmaya etkisi
Yatırımcılar için kredi notundan ziyade her gün takip edilen ülke risk priminin (CDS) çok daha mühim olduğunu savunan Dr. Sarak, bu verinin yabancı yatırımcıların Türkiye’ye borç verirken kendilerini sigortalama maliyeti anlamına geldiğini belirtti. Türkiye’nin risk priminin 229 puan seviyelerinde olduğunu kaydeden Dr. Sarak, bu primin düşmesinin hem devletin hem de özel sektör şirketlerinin uluslararası piyasalarda daha ucuza borçlanabilmesi adına hayati önem taşıdığını dile getirdi.
Güney Afrika ile çarpıcı kıyaslama
Türkiye’nin risk primini benzer ligdeki ülkelerle kıyaslayan Dr. Sarak, dikkat çekici veriler paylaştı. Çekya’nın 31, Polonya’nın 51 ve Meksika’nın 85 baz puandan borçlandığını belirten Dr. Sarak, özellikle Türkiye ile aynı kredi notu klasmanında (BB) yer alan Güney Afrika örneğine parmak bastı. Güney Afrika’nın risk priminin 124 baz puan olduğunu hatırlatan Dr. Sarak, Türkiye'nin risk priminin bunun neredeyse iki katı (229 puan) olduğuna işaret etti.
Aynı not seviyesinde olunmasına rağmen Güney Afrika ile aradaki yaklaşık 105 baz puanlık farkın nedenlerini analiz eden Dr. Sarak, bu durumun jeopolitik gelişmeler, coğrafi konum ve enflasyon priminden kaynaklandığını belirtti. Gelecek dönemde not görünümünde yaşanabilecek iyileşmelerin kıymetli olduğunu ifade eden Dr. Sarak, belirli bir not eşiğinin aşılmasının, yalnızca yüksek notlu ülkelere yatırım yapan büyük küresel fonların Türkiye'ye çekilmesi açısından kritik bir eşik olacağını sözlerine ekledi.