Ana içeriğe geç

Kalbim kalem olmuş atarken yazıyor

Türk pop müziğine yön veren, pek çok sanatçının kariyerine damga vuran onlarca hit şarkının altında onun imzası var. Kendi yorumladığı şarkılar da büyük ilgi görüyor. Uzun yıllar perde arkasındaki “hit makinesi” olarak üretmeyi tercih eden Ersay Üner, son dönemde konserler aracılığıyla sevenlerine daha fazla temas ediyor. Bugünlerde yeni albümü “Ruh Hassası”nın heyecanını yaşayan müzisyenle evinin bahçesinde bir araya geldik. Samimi sohbetimizde müziği, aşkı, vicdanı ve hayatı konuştuk; kelimelerle kurduğu dünyaya birlikte yolculuk yaptık.

Kalbim kalem olmuş atarken yazıyor
Hürriyet
16

“Ruh Hassası” hayırlı olsun. 13 şarkı, 13 farklı ruh hali var albümde. Bu ruh halleri ne kadar sürede albüme dönüştü?

- 2-3 sene. 1 yıl “Nasıl bir şey olsun, albüm mü, single mı?” sorularıyla geçti. 1 senesi de stüdyoda gece gündüz çalışarak... Stüdyoya kapandım. Üst katımda kalan ailemi 4 gün görmediğim oldu. Arkadaşlarımın doğum gününü unuttuğum, kardeşlerimin düğününe gidemediğim, bir anda o gün konserimin olduğunu hatırladığım vs...

Yoğun konser temposunda bir de albüm yapmak cesaret işi olmuş...

- Şu devirde albüm akıl işi değil. Kime söylesem “Emin misin abi, tek şarkı tek şarkı gitsen?” dedi. Ama döndüm bir kendime baktım; üreten adamsın, tek şarkıyla bir hikâye anlatacağına albümle bir sürü hikâye anlatabilirsin dedim.

RUH HASTASI DEĞİL RUH HASSASIYIZ

Albümün adı nereden aklınıza geldi?

- Herkes şöyle değil mi şu anda; “Anksiyetem tuttu, ilacımı verin, hastayım”! Bu “hasta” kişilere baktığım zaman aslında hiçbirinin hasta olmadığını fark ettim. Hepsinin kırıldığı bir nokta var ve toparlanmaya çalışıyorlar. Aslında hasta değiliz. Hassaslıktan dolayı bir şeylere tepki veriyoruz. O zaman bu albümün adı “Ruh Hassası” olacak dedim. “Ruh Hastası diyecekler” dediler, “Desinler, daha iyi, düzeltirim” dedim.

Siz hangi konularda hassassınız?

- Adalet konusunda çok hassasım. En büyük muhasebe orası. Karşı tarafı anlamak zorunda değilsin. O da seni anlamak zorunda değil. Ama orada bir çizgi var, o çizgiyi öğrendiysen sorun yok. Öğrenmediysen, hayat zaten bir şekilde öğretiyor.

Bu bilince erişmek ne kadar sürdü?

- 48 yıl! Deneye deneye, göre göre. Gençliğimde isyan ettiğim zamanlar çok oldu. En büyük okul hayat okulu işte. Öğreniyorsun... Bunu genç arkadaşlara da söylüyorum. İstediğiniz ödülün farkında mısınız? İnsanların sevgisini kazanıyor, el üstünde tutuluyorsunuz, maddi olarak rahatlıyorsunuz... Hak ediş olması lazım. O hak ediş için de çabalamanız gerekiyor. En önemlisi “Oldum” dememeniz gerekiyor. Birinci olmak istersen, bir gün kaybeden de olursun. Ama bir yarışa girmezsen, hiçbir zaman kaybeden olmazsın.

Sizin hiç birileriyle yarıştığınız dönem olmadı mı?

- Hep kendimle yarıştım. Benim en büyük sorunum kendim olmak. Birini örnek almadım. Hoşuma giden şeyleri kendime devşirdim ama hiçbir zaman birini kopyalayarak hareket etmedim. Ne kıyafetimde, ne kendimde, ne müziğimde. Birine benzememek, birini andırmamak, özgün olmak benim işimi daha da zorlaştırıyor aslında.

Konserlere ağırlık verdiniz. “Keşke daha önce başlasaydım” diyor musunuz?

- Yok, tam zamanında başladım. Daha önce yapmamamın bir sebebi varmış. Bir kere şu anki kadar kontrollü olmazdım. Çünkü deli doluyum. Özgürlüğüme düşkünüm. Beni asla parayla kandıramazsın. Ben ilk önce paylaşmak için dünyaya gelmişim.

Türkiye’nin en popüler sanatçılarının sesinden onlarca, belki de yüzlerce şarkınızı dinliyoruz. Bu nasıl bir yetenek?

- Ben müzik olmuşum. Benim kalbim kalem olmuş artık. Atarken yazıyor. Bir şeye gerek yok. Allah’ın verdiği bir yetenek var ama bence asıl yeteneğim empati kurmak. Gerçekten dinlerim, anlamaya çalışırım. Ve çok hikâyenin içerisinde bulundum. Çok hikâye dinledim. Ben gezerim. Her yerdeyim. İşin tekniğini, formunu okulda öğrenirsin ama yazacak hikâyeyi okulda öğrenemezsin. Müzikte de “tavır” deriz biz ona. Tavır için sokağa inmen lazım.

ALBÜMDEKİ “JÜLİDE” MELEK MOSSO’NUN KEDİSİ

“Hicaz Sevda” şarkınızda “Yedi cihan gelse bir araya, seninle yan yana gelmem artık” diyorsunuz. Sizin için ilişki bittiyse, geri dönüşü olmaz mı?

- Benim bir şeyi bitirmem zordur. Hatta bittiğini görür, önce şans ve zaman veririm. Canım da yanar ama bir an var, o andan sonra tanımam. Bende gerçekten geriye dönüş yok.

Ama “Jülide” şarkısında tam tersi; “Dön neredeysem belalım, kabulüm tüm zararın” diyorsunuz...

- Jülide kim biliyor musun? Melek Mosso’nun kaybolan kedisi. Jülide zaten meyilliydi gitmeye. Arada bir kayboluyordu. Son gidişi uzun sürdü. Arıyoruz, yok. Melek’e “Bir fotoğrafını yolla da paylaşalım” dedim. Tam paylaşacağım, o an işte empati yaptım. Şarkıyı baştan sona kediye yazdım. Jülide’yi anlatıyor, onun hatırası.

Melek Mosso dinleyince ne dedi?

- Ağladı... Belki gelir diye umduk ama Jülide’den hâlâ haber yok.

AŞK, KENDİNİ KONTROL EDEMEME HALİ

Peki bunu aşka evirirsek, karşınızdaki kişiyi her şeyiyle kabul eder misiniz?

- Ben çok affediciyim. Ve bu konuda büyük konuşmamayı öğrendim. Öyle seversin ki gözün birçok şeyi görmez. Zaten görüyorsan âşık değilsindir. Aşkta bir şeylerin ters gitmesi gerekiyor. Yoksa o aşk olmuyor. Aşk kendini kontrol edememe halidir.

Müziğe dönelim. Rap müziğe olan ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Hepimiz şarkı söyleyemiyoruz ama konuşabiliyoruz. Rap’te de şarkı söylenmiyor konuşuluyor ya, ilginin nedeni bu kadar basit. Bir sıkışmışlık vardı rap’te, eninde sonunda patlayacaktı. Bir yerden yürüyecekti.

Yükselişi sizi şaşırtmadı yani...

- Şaşırtmadı. Beni yapay zekâ da şaşırtmıyor. Hatta şu an yapay zekâyla düşülen hataları görüyorum, kahkahalarla gülüyorum. Bir şey popüler olduğu zaman iyisinden önce kötüsü patlar. Zaman geçtikçe orada gerçekten kalması gereken, hikâyesi olanlar kalır. Rap’te de çok sevdiğim inanılmaz yazarlar var. Yeni nesilde Gazapizm’e bayılırım. Ama ben Ceza’cıyımdır.

Rap demişken; Kanye West konseriyle ilgili polemikleri takip edebildiniz mi?

- Yok ama o olayda asıl gerçeği herkes gözden kaçırıyor. Adam geldi, ritüel yaptı, 120 bin kişiyi topladı. Dünyanın en yetenekli müzisyenlerinden biri. Fakat hizmet ettiği şeye baktığım zaman, açıkçası ben dinlememeyi tercih ediyorum. Asıl alınması gereken ders ise şu; 3-5 bin kişilik konserler dolmazken bu adam burada 120 bin kişiye bileti nasıl kesiyor? Bunu başarmasını sağlayan güç ne? Buna dikkat etmek lazım...

SEZEN BENİM ÇOCUKLUK HAYALİM

◊ “Hamdolsun”da back vokal Sezen Aksu... Bu iş birliği nasıl doğdu?

- Ben çocukluğumdan beri Sezen Aksu’yla çalışma hayali kurdum. Bir gün tanıştık. Tahmin ettiğimin daha ötesinde, çok büyük bir yüreğe sahip. Simge’nin söylediği “Yankı”yı yaptık beraber. Albümü yaparken de “Hamdolsun”u yazdım. Nakaratta kafamın içerisinde Sezen Aksu’yu duydum. İçimden bir ses “gönder” dedi. Gönderdim. “Düet diyorsun?” diye cevap yazdı. Kalbim heyecandan ağzıma geldi. O gün telefonda 1.5 saat konuştuk. Aradan 1-2 ay geçti, gecenin bir yarısı mesaj geldi. Şarkıyı okumuş, yollamış, altına da “Back vokal Sezen Aksu yazarsın” yazmış. Aradım, teşekkür ettim. Benim için onur her şeyden önce. Büyük bir hatıra.

ORGANİK ERSAY GELİYOR

Başka projeniz var mı?

- Serdar Ortaç’ın “Saygı” projesinde bir şarkı söyleyeceğim. Bunu ilk kez açıklıyorum. Güzel bir konuşma hazırladım Serdar Abimize. Maneviyatını şöyle bir yükseltip kendine getirelim. Bir de “Organik Ersay” projem var.

Organik Ersay projesi nedir?

- Maxi hit denilen, önü alınamamış şarkılar vardır. Onlardan 45 tanesini seçtik. 2000-2002’lerden bu yana farklı sanatçı arkadaşlarıma verdiğim bu şarkıların akustik hallerini Ersay Üner’den tekrar bir dinleyelim dedik.

Ne zaman çıkacak?

- Eylülde başlarız. Ekim ayından itibaren YouTube’da tek şarkı, tek şarkı olarak yayınlarız. Bu sene dinleyicimi Ersay Üner bombardımanına tutacağım. Hem konserlerle, hem şarkılarla... Mesela bir Bostancı Gösteri Merkezi konseri yaptık, 20 günde 3 bin bilet kestik. Ankara Congresium konserinde de yoğun ilgiyle karşılaştık. Dinleyicimle aile olduk. Şimdi bunu büyütmek, daha çok dost biriktirmek istiyorum. Bu sevgiyi gördükçe ben her zaman daha fazlasını veriyorum. Sevgiyle çalışıyorum çünkü. Başka bir ham maddem yok.

Hayatımın her döneminde çok güzel şeyler yaşadım. Aksini de yaşadım ama yolumdan, fikrimden, kurallarımdan, vicdanımdan vazgeçmedim. Çok kişi kaybettim. Çok iş de kaybetmiş olabilirim ama kendimden ödün vermiyorum. Beni hiç kimseye karşı oynarken göremezsin.

Kaynağa Git

İlgili Haberler