NATO'nun Ankara Zirvesi'nin sonuç bildirisi kapsamlı bir dönüşümün işaretlerini taşıyor. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni, bildiriyle ilgili "Güvenlik mimarisi yeniden şekilleniyor" dedi.
Yeşim Eraslan ANKARA - NATO'nun Ankara Zirvesi, kamuoyunda en çok milyarlarca dolarlık savunma harcamaları ve Ukrayna'ya verilen destek kararlarıyla konuşuldu. Ancak zirvenin sonuç bildirisi, rakamların ötesinde çok daha kapsamlı bir dönüşümün işaretlerini taşıyor. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni’ye göre, NATO Ankara Bildirisi, ittifakın değişen küresel güvenlik ortamına uyum sağlama sürecini ve yeni stratejik dengeleri yansıtan önemli bir belge niteliğinde.
YENİ GÜVENLİK MİMARİSİ
Bildiride ilk kez savunma sanayisi, yapay zekâ, ortak dijital savaş ağı, üretim kapasitesi ve uzun vadeli endüstriyel dayanıklılık aynı stratejik çerçevenin parçaları olarak ele alınıyor. Bu yaklaşım, İttifak'ın klasik askeri güç anlayışından teknoloji, veri ve sanayi odaklı yeni bir güvenlik mimarisine yöneldiğini gösteriyor. Bildirinin en dikkat çekici bölümlerinden biri, "Kolektif üretim kapasitesinin genişletilmesi" ve "Müttefikler arasında savunma ticareti engellerinin kaldırılması" hedefi. Bu ifadeler, NATO'nun artık yalnızca askerî birlikleri değil, savunma sanayisini de caydırıcılığın temel unsurlarından biri olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Ukrayna savaşının gösterdiği en önemli derslerden biri, modern savaşlarda üretim kapasitesinin en az cephedeki asker sayısı kadar kritik olduğuydu. Bildiri, bu tecrübeyi NATO'nun resmî stratejisine dönüştürüyor.
NATO, DİJİTAL BİR SAVAŞ İŞLETİM SİSTEMİ KURUYOR
Bildiride yer alan “Birlikte çalışabilir transatlantik savaş bulutu” ifadesi ise geleceğin savaş anlayışına ilişkin en güçlü mesaj olarak öne çıkıyor. Hedef; NATO ülkelerinin radarlarını, uydularını, insansız sistemlerini, savaş uçaklarını ve komuta merkezlerini tek bir dijital ağda buluşturmak. Böylece herhangi bir müttefikin elde ettiği bilgi, saniyeler içinde diğer ülkelerin kuvvetleri tarafından kullanılabilecek.
Bildiride güçlü yapay zekâ modellerinin benimsenmesine yapılan vurgu da dikkat çekiyor. Bu ifade, yapay zekânın istihbarat analizinden hedef tespitine, lojistikten komuta-kontrol süreçlerine kadar askerî planlamanın merkezine yerleştirileceğinin işareti olarak değerlendiriliyor.
Ankara Bildirisi’ni gazetemize değerlendiren Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni’ye göre, NATO Ankara Bildirisi, yalnızca ittifakın mevcut güvenlik tehditlerine verdiği bir cevap olarak değil, aynı zamanda değişen dünya düzeninde yeni bir stratejik yapılanmanın işareti olarak değerlendirilmeli. ABD’nin Avrupa güvenliğine yönelik yaklaşımındaki değişimin, Avrupa’yı terk etme şeklinde yorumlanmaması gerektiğine dikkat çeken Köni, daha çok güvenlik sorumluluğunun müttefikler arasında yeniden paylaşılması ve ABD’nin küresel stratejik önceliklerini yeniden düzenlemesi olarak okunması gerektiğine işaret etti. Bu dönüşümün arkasındaki temel unsurun, ABD’nin uzun vadeli stratejik rekabet alanını Çin merkezli olarak görmesinden kaynaklandığını ifade eden Köni, asıl küresel rekabetin teknoloji, ekonomi ve askeri kapasite alanlarında Çin ile olduğunu vurguladı.
Günümüzde ittifakın güvenlik anlayışının genişlediğini; konvansiyonel tehditlerin yanında siber güvenlik, yapay zekâ, uzay teknolojileri, enerji güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi yeni alanları da kapsamaya başladığını kaydeden Köni, şu tespitlerde bulundu: “Yeni dönemde Türkiye’nin konumu özel bir önem taşıyor. Türkiye, NATO içinde askeri kapasitesi yüksek ülkelerden biri olmasının yanı sıra Karadeniz, Doğu Akdeniz, Kafkasya ve Ortadoğu gibi stratejik bölgelerin kesişim noktasında bulunuyor. Bu nedenle Türkiye’nin rolü yalnızca askeri gücüyle değil, bölgesel krizlerde denge sağlayabilme kapasitesiyle de değerlendirilmekte. Ancak askeri kapasitenin tek başına yeterli olmadığı da unutulmamalı. Geleceğin güvenlik anlayışında ekonomik güç, teknoloji üretme kapasitesi, bilimsel altyapı ve sürdürülebilir savunma sanayisi belirleyici olacak. 2030-2035 dönemi, NATO ve küresel güvenlik mimarisi açısından kritik bir dönüşüm süreci olacak. Sonuç olarak NATO Ankara Bildirisi, klasik bir güvenlik açıklamasının ötesinde, yeni dönemin güç dağılımını ve ittifakların gelecekte nasıl şekilleneceğini gösteren önemli bir stratejik belgedir. Türkiye açısından temel mesele, bu süreçte askeri gücünü ekonomik ve teknolojik kapasiteyle destekleyerek bölgesel ve küresel dengelerde etkin bir konum elde edebilmesi.”