Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Münih Güvenlik Konferansı (MSC) ve SETA iş birliğiyle Ankara Palas'ta gerçekleştirilen programda konuşan Kalın, dünyanın aynı anda belirsizlik, stratejik rekabet, kutuplaşma ve parçalanma süreçlerinden geçtiğini ifade etti.
"GÜVENLİK ARTIK ÇOK BOYUTLU HALE GELDİ"
Güvenlik, tehdit ve kimlik kavramlarının hibrit bir yapıya dönüştüğünü belirten Kalın, geleneksel devlet ve sınır anlayışlarının da değiştiğini söyledi.
Kalın, "Uluslar, sınırlar ve devletler gibi geleneksel tanımlar hibrit ve çok boyutlu hale geldi. Bu durum devlet, bireyler, toplumlar ve güvenlik ittifakları kavramlarının yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor. Bu da hepimize stratejik güvenlik ortamına katkı verme sorumluluğu yüklüyor." ifadelerini kullandı.
"HERKES GÜVENDE OLMADAN HİÇBİRİMİZ GÜVENDE DEĞİLİZ"
NATO'nun temelinde kolektif güvenlik anlayışının bulunduğunu hatırlatan Kalın, müttefikler arasında eşitlik ilkesinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kalın, "İttifak içinde güçlü ortaklık ve eşit ilişki kritik önemdedir. Son birkaç on yıldır üye devletler arasında tutarlılık ve eşitlik eksikliği, NATO'nun kendi içindeki temel eleştiri başlıklarından biri haline geldi." dedi.
Kolektif güvenlik anlayışına da değinen Kalın, "NATO'nun temel fikri 'Herkes güvende olmadan hiçbirimiz güvende değiliz' anlayışına dayanıyor. İttifak metninde bir üye tehdit altındaysa tüm üyelerin buna karşılık vermesi öngörülüyor ancak bunun her zaman eksiksiz uygulanmadığını da görüyoruz." diye konuştu.
"TAMAMLAYICILIK İTTİFAKIN EN ÖNEMLİ UNSURLARINDAN BİRİ"
Stratejik dayanıklılık, kapasite paylaşımı ve önleyici diplomasinin günümüz güvenlik ortamında öne çıktığını belirten Kalın, hiçbir ülkenin tek başına tüm kabiliyetlere sahip olamayacağını vurguladı.
Kalın, "Hiçbir üye ülke dünyadaki tüm kapasitelere sahip olamaz. Bu nedenle paylaşım önemlidir. Tamamlayıcılık ittifakın en önemli unsurlarından biridir. Her ülke kendi stratejik egemenliğini ve direncini korumaya çalışır ancak bu farklı kapasiteler bir araya geldiğinde anlam kazanır. Savunma sanayisi programları da ortak sorumluluk anlayışı üzerine kurulmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.
Savunma sanayisindeki iş birliğinin caydırıcılığı artıracağını belirten Kalın, "Caydırıcılık, herhangi bir tehdidi ortaya çıkmadan önce engelleyebilecek yeterli kapasiteye sahip olmanız anlamına gelir." ifadelerini kullandı.
"BELİRSİZLİK MUTLAKA KAOS ANLAMINA GELMEZ"
Belirsizliğin doğru yönetildiğinde yeni fırsatlar doğurabileceğini söyleyen Kalın, stratejik planlamanın önemine dikkat çekti.
Kalın, "Belirsizlik zamanımızın bir özelliği ancak belirsizlik mutlaka kaos anlamına gelmez. Belirsizlik size birden fazla düzeyde düşünme fırsatı verir. Plan A işe yaramazsa Plan B'yi, gerekirse Plan C'yi devreye sokarsınız. Bu yaklaşım bizi daha dayanıklı hale getirir." dedi.
"NATO'DA MERKEZ-ÇEVRE ANLAYIŞINI KABUL ETMİYORUZ"
Türkiye'nin NATO içindeki konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kalın, Türkiye'nin yalnızca coğrafi konumuyla tanımlanmasına karşı çıktı.
Türkiye'nin NATO'nun en büyük ordularından birine ve güçlü savunma sanayisine sahip olduğunu vurgulayan Kalın, Orta Doğu, Orta Asya, Karadeniz, Rusya ve Afrika ile aynı anda etkileşim kurabilen stratejik bir aktör olduğunu söyledi.
Kalın, "Türkiye'nin sürekli NATO'nun güney kanadı olarak tanımlanması anlaşılır değil. NATO'nun tek merkezi Brüksel'dir. Bunun dışında merkez-çevre ilişkisi tanımlamasını doğru bulmuyoruz. NATO içinde müttefikler arasında hiyerarşi kurulmasını kabul etmiyoruz. İş birliğinin eşit ilişki temelinde yürütülmesini esas alıyoruz." ifadelerini kullandı.
ANKARA ZİRVESİ İKİ GÜN SÜRECEK
Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne 32 müttefik ülkenin liderlerinin yanı sıra Asya-Pasifik ortakları ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy gibi davetliler katılıyor.
Zirvede savunma harcamalarının artırılması, savunma sanayi kapasitesinin güçlendirilmesi, Ukrayna'ya destek, Avrupa'nın savunmadaki rolü ve "NATO 3.0" vizyonu başta olmak üzere ittifakın geleceğine ilişkin başlıklar ele alınıyor. Ayrıca Ankara Zirvesi, uluslararası basının en yoğun ilgi gösterdiği NATO zirvelerinden biri olarak öne çıkıyor.