Danimarkalı ilaç şirketi Novo Nordisk, zayıflama ilaçları pazarındaki en büyük rakibi Eli Lilly’ye ‘yanıltıcı reklam’ suçlamasıyla dava açtı. Ozempic ve Wegovy’nin üreticisi olan şirket, Eli Lilly’nin eski araştırma sonuçlarını kullanarak kendi ilaçlarını gerçekte olduğundan daha etkili gösterdiğini savundu.
The Wall Street Journal’ın haberine göre Novo Nordisk tarafından New Jersey’deki federal bölge mahkemesinde açılan dava, yaklaşık 80 milyar dolarlık zayıflama ilacı pazarındaki rekabetin bugüne kadarki en sert adımlarından biri oldu.
Davanın merkezinde Eli Lilly’nin obezite ilacı Zepbound için hazırladığı reklam kampanyası bulunuyor. Şirket, kendi desteklediği Surmount-5 adlı araştırmanın sonuçlarına dayanarak Zepbound kullananların Wegovy kullananlardan ortalama olarak daha fazla kilo verdiğini duyurdu.
NOVO NORDISK: DOZLAR EŞİT DEĞİLDİ
Novo Nordisk ise söz konusu araştırmada Zepbound’un en yüksek dozu ile Wegovy’nin daha düşük dozlarının karşılaştırıldığına dikkati çekti. Şirket, bu nedenle reklamın tüketicilerde iki ilaç arasındaki farkın gerçekte olduğundan çok daha büyük olduğu izlenimini yarattığını savundu.
Novo Nordisk’in suçlamaları yalnızca Wegovy ve Zepbound ile sınırlı kalmadı. Şirket, Eli Lilly’nin Tip 2 diyabet ilacı Mounjaro’nun kan şekerini düşürme ve kilo kaybı sağlama etkisini Ozempic ile karşılaştırırken de benzer şekilde yanıltıcı veriler kullandığını öne sürdü.
Dava kapsamında ağızdan alınan obezite ilaçlarına ilişkin reklamlar da tartışmaya açıldı. Ayrı klinik çalışmalarda, Novo Nordisk’in Wegovy hapını kullananlar 64 haftada vücut ağırlıklarının ortalama yüzde 16,6’sını kaybetti. Eli Lilly’nin Foundayo adıyla da bilinen orforglipron ilacının en yüksek dozunu kullananlarda ise 72 haftanın sonunda ortalama yüzde 12,4’lük kayıp görüldü.
REKLAMLAR İÇİN ACİL DURDURMA KARARI İSTENECEK AMA…
Novo Nordisk, Eli Lilly’nin tartışmalı reklamları gönüllü olarak kaldırmaması halinde mahkemeden reklamların derhal durdurulmasını talep edecek. Şirket ayrıca Eli Lilly’nin bu reklamlar sayesinde elde ettiği kazanç da dahil olmak üzere maddi tazminat istiyor.
Yaklaşık 80 milyar dolarlık küresel zayıflama ilacı pazarında başlayan rekabet, böylece klinik araştırmalardan reklam kampanyalarına, oradan da mahkeme salonlarına taşındı. Ancak bu ilaçların insan sağlığını tehdit eden yan etkileri gün geçtikçe artıyor ve bu haberler medyada gerekli yeri bulamıyor.
LİSTENİN YENİSİ: TAT VE KOKU KAYBI
Ozempic, Wegovy, Mounjaro ve Zepbound gibi GLP-1 grubu ilaçların kullanımı hızla yayılırken yan etkilerine ilişkin veriler de büyüyor. Son araştırmalar tat ve koku bozukluklarından genetik yatkınlığa, akut pankreatitten ani görme kaybına kadar uzanan yeni riskleri gündeme taşıdı. Denetimsiz ve sahte ürünlerde ise yanlış doz nedeniyle hastaneye yatışlar bildirildi.
Semaglutid ve tirzepatid etken maddeli ilaçlarda bulantı, kusma, ishal, kabızlık ve karın ağrısı en sık görülen şikayetler arasında bulunuyor. Son dönemde yayımlanan araştırmalar ve resmi sağlık kurumu açıklamaları ise daha seyrek görülen ancak ciddi sonuçlara yol açabilen başka riskleri de ortaya koydu.
En yeni bulgu, GLP-1 grubu ilaçlarla koku ve tat bozuklukları arasındaki olası ilişkiye işaret etti.
JAMA Otolaryngology–Head & Neck Surgery dergisinde yayımlanan araştırmada, 2017 ile 2026 yılları arasında yaklaşık 900 bin Tip 2 diyabet hastasının elektronik sağlık kayıtları incelendi. İki yıllık izleme döneminde GLP-1 kullananlarda koku bozukluğu görülme ihtimali diğer ilaçları kullananlara göre yüzde 81, tat bozukluğu görülme ihtimali ise yüzde 52 daha yüksek çıktı.
Araştırmacılar sonuçların daha yakın takip gerektirdiğini belirtirken, çalışmanın doğrudan neden-sonuç ilişkisini kanıtlamadığının altını çizdi.
Araştırmayla birlikte yayımlanan değerlendirmede, obezite, kontrolsüz diyabet veya kalp-damar hastalığı bulunan kişiler açısından bu düşük riskin ilacın sağlayacağı yararın yanında kabul edilebilir olabileceği belirtildi. Yalnızca sınırlı veya kozmetik amaçlı kilo kaybı için ilaç kullananlarda ise fayda-risk dengesinin farklı değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
İNGİLTERE PANKREATİT UYARISINI GÜÇLENDİRDİ
İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu MHRA, 29 Ocak 2026’da GLP-1 ilaçlarının ürün bilgilerini akut pankreatit riskini daha açık biçimde gösterecek şekilde güncelledi.
Pankreasın ani iltihaplanması anlamına gelen akut pankreatit, GLP-1 ilaçlarının bilinen ancak seyrek görülen yan etkileri arasında bulunuyor. Düzenleyici kurum, çok nadir vakalarda hastalığın nekrotizan, yani pankreas dokusunun ölümüne yol açan ağır bir biçimde gelişebildiğini ve ölümle sonuçlanabildiğini bildirdi.
İngiltere’de 2007 ile Ekim 2025 arasında GLP-1 ilaçlarıyla bağlantılı 1.296 pankreatit şüphesi rapor edildi. Ancak bu rakam, ilaçların 1.296 vakanın tamamına doğrudan neden olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmiyor. Sarı Kart sistemiyle toplanan bu kayıtlar, ilaç kullanımı sırasında ortaya çıkan ve olası bağlantı kurulmuş şüpheli yan etki bildirimlerinden oluşuyor.
ANİ GÖRME KAYBI RİSKİ
Avrupa İlaç Ajansının güvenlik komitesi PRAC, Haziran 2025’te semaglutid içeren Ozempic, Wegovy ve Rybelsus için yeni bir güvenlik değerlendirmesi yayımladı.
Komite, NAION olarak kısaltılan göz rahatsızlığının semaglutidin “çok seyrek” görülen bir yan etkisi olduğu sonucuna vardı.
NAION, optik sinire giden kan akışının azalması sonucu ortaya çıkıyor. Hastalık genellikle ağrı olmadan, aniden gelişen veya hızla kötüleşen görme kaybına neden olabiliyor. Oluşan görme kaybı kalıcı hale gelebiliyor.
Avrupa İlaç Ajansına göre NAION, semaglutid kullanan her 10 bin kişiden en fazla birini etkileyebilir. Kurum, ani görme kaybı yaşayan veya görme yetisi hızla kötüleşen kişilerin vakit kaybetmeden doktora başvurmasını önerdi. NAION teşhisi doğrulandığında semaglutid tedavisinin durdurulması gerektiği belirtildi.
AMELİYAT ÖNCESİ GİZLİ RİSK
GLP-1 grubu ilaçlar midenin boşalmasını yavaşlatıyor. Bu etki kişinin daha uzun süre tok hissetmesine yardımcı olurken genel anestezi veya derin sedasyon uygulanacak işlemlerde başka bir risk doğurabiliyor.
ABD Gıda ve İlaç Dairesinin güncel ürün bilgilerinde, ameliyattan önce önerilen açlık süresine uyduğu halde midesinde yiyecek kalan GLP-1 kullanıcılarında seyrek akciğer aspirasyonu vakalarının bildirildiği belirtiliyor.
Aspirasyon, mide içeriğinin solunum yollarına ve akciğerlere kaçması anlamına geliyor. Ağır vakalarda akciğer hasarı ve solunum sorunları gelişebiliyor. FDA bu nedenle hastaların planlanan ameliyat veya anestezili işlemler öncesinde GLP-1 kullandıklarını sağlık ekibine bildirmelerini istiyor.
BULANTI, KUSMA VE SİNDİRİM SORUNLARI İLK SIRADA
GLP-1 ilaçlarında en sık bildirilen yan etkiler mide-bağırsak sistemiyle ilişkili. Bulantı, kusma, ishal, kabızlık, karın ağrısı, hazımsızlık ve reflü özellikle tedavinin başlangıcında veya doz yükseltildiğinde ortaya çıkabiliyor.
Zepbound’un FDA tarafından açıklanan yan etkileri arasında mide-bağırsak şikayetlerinin yanı sıra enjeksiyon yerinde reaksiyon, yorgunluk, geğirme, saç dökülmesi ve alerjik reaksiyonlar da bulunuyor.
İlaçlar midenin boşalma hızını düşürdüğü için bazı hastalarda uzun süren şişkinlik, erken doyma, bulantı ve kusmayla seyreden ciddi sindirim problemleri görülebiliyor. Şiddetli kusma ve ishal ise sıvı kaybına, buna bağlı olarak böbrek fonksiyonlarında bozulmaya neden olabiliyor.
DENETİMSİZ ÜRÜNLER TEHLİKE SAÇIYOR
Güncel güvenlik tartışmasının en önemli bölümlerinden birini ruhsatsız, sahte veya eczanelerde özel olarak hazırlanan karışım GLP-1 ürünleri oluşturuyor.
FDA’nın 31 Mayıs 2026’ya kadar topladığı verilere göre, özel olarak hazırlanmış semaglutid ürünleriyle bağlantılı 990, tirzepatid ürünleriyle bağlantılı ise 730’dan fazla yan etki bildirimi yapıldı. Bazı eczanelerin bu tür olayları FDA’ya bildirme zorunluluğu bulunmadığı için gerçek sayının daha yüksek olabileceği belirtiliyor.
Yanlış doz uygulanan bazı hastaların tedavi için hastaneye yatırıldığı kaydedildi. Bildirilen şikayetler arasında şiddetli bulantı ve kusma, ishal, kabızlık ve karın ağrısı yer alıyor.
Bazı hastaların ürünü şırıngaya çekerken yanlış miktar kullanması, bazı sağlık çalışanlarının ise doz hesabında hata yapması sorunun başlıca nedenleri arasında gösteriliyor. Etiketinde yazılandan daha yüksek doz alınması, dozların çok sık uygulanması ve ilacın kademeli artırılması gereken süreden daha hızlı yükseltilmesi de ciddi şikayetlere yol açıyor.
İki ilaç devi, 80 milyar dolarlık pazarın daha büyük payını almak için hangi ürünün daha fazla kilo verdirdiğini mahkemede tartışıyor. Ancak Dr. Rasim Küçükusta’nın davalar konusunda yaptığı “filler tepişiyor, çimenler eziliyor” paylaşımındaki gibi, bu kavganın ortasında kalan yine hastalar ve tüketiciler oluyor. Şirketler rakiplerinin verilerindeki kusurları büyüteç altına alırken kendi ilaçlarına ilişkin tat ve koku bozukluğundan pankreatite, kalıcı görme kaybından ameliyat sırasında aspirasyon riskine kadar uzanan güvenlik uyarıları aynı görünürlüğü bulmuyor. Terazinin bir kefesinde milyarlarca dolarlık pazar payı, diğer kefesinde insan sağlığı bulunuyor; yükselen reklam ve dava gürültüsü ise ikinci kefedeki uyarıların sesini bastırıyor.
Soner Yalçın, 2019 yılında yayımlanan kitabı ‘Kara Kutu’da sağlıktaki kapitalist düzeni tüm detaylarıyla deşifre ederken henüz piyasada bu kadar hakimiyet kurmamış olan zayıflama iğneleri hakkında da ön uyarı yapıyordu…

Yalçın, modern tıbbın “zayıflama hapı” silahını şöyle anlatıyor:
Odatv.com