Ana içeriğe geç

Tarım ilacına takip, pestisitli gıda dönemi sona erecek

Tarım ve Orman Bakanlığı, 1 Temmuz itibarıyla B-Reçete sistemini Türkiye genelinde uygulamaya aldı. Yeni sistemle tarım ilacını yazan, satan, alan ve kullanan kişi dijital olarak izlenecek. Böylece hangi ürün için hangi dozda ilaç kullanıldığı kayıt altına alınacak. Türkiye’nin son iki yıldaki pestisit karnesi ise bu adımın yalnızca teknik bir düzenleme değil, gıda güvenliği açısından zorunlu bir denetim hamlesi olduğunu gösteriyor.

Tarım ilacına takip, pestisitli gıda dönemi sona erecek
Haber Global
16

Türkiye’de tarım ilaçlarının kullanımında uzun süredir tartışılan denetim boşluğu için 1 Temmuz itibarıyla yeni bir sayfa açıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı, bitki koruma ürünlerinde B-Reçete sistemini 81 ilde eş zamanlı olarak uygulamaya aldı. Sistem, yalnızca hangi ilacın satıldığını değil, ilacı kimin yazdığını, kimin aldığını, hangi üründe, hangi parselde, ne kadar alanda ve hangi dozda kullanıldığını elektronik kayıt altına almayı hedefliyor. Bakanlığın açıklamasına göre B-Reçete sistemiyle artık sadece bitkisel üretim yapan kayıtlı üreticiler bitki koruma ürünlerine erişebilecek. Satış, üreticinin Bakanlık sistemlerinde kayıtlı tarım alanı ve ürünüyle ilişkilendirilecek. Yani üretici, üretim yaptığı alan kadar, o ürün için Bakanlığın onayladığı doz kadar zirai ilaç alabilecek.

İZLENEBİLİR OLACAK

Değişiklik ile B-Reçete ile bitki koruma ürününün üretimden satışa, satıştan uygulamaya, uygulamadan hasada kadar izlenebilir hale gelmesi amaçlanıyor. Bakanlık daha önce yaptığı açıklamada, bitki koruma ürünlerinin uygulanmasının yalnızca Bakanlıkça yetkilendirilmiş uygulama belgesine sahip üretici, profesyonel uygulayıcı veya yardımcı uygulayıcılar tarafından yapılacağını; uygulama bilgilerinin de elektronik sisteme girileceğini bildirmişti. Bu yönüyle sistem yalnızca pestisit kullanımını azaltmayı değil, tarım ilacı kullanımında sorumluluğu görünür kılmayı hedefliyor.

105 PESTİSİT BİLDİRİMİ

Uzmanlara göre Türkiye’nin bu adımı atmasının nedeni yalnızca iç piyasadaki sağlık kaygıları değil. Son yıllarda Türkiye menşeli tarım ürünleri, Avrupa Birliği’nin Gıda ve Yem için Hızlı Alarm Sistemi RASFF kayıtlarında pestisit kalıntısı, aflatoksin, okratoksin A, salmonella ve pirolizidin alkaloidleri gibi gerekçelerle sık sık gündeme geldi. Nitekim 2025 verileri Türkiye açısından uyarıcı bir tablo ortaya koydu. Greenpeace Türkiye’nin RASFF verilerinden yaptığı derlemeye göre Türkiye, 2025 yılında Avrupa’ya gıda ihraç eden ülkeler arasında pestisit nedeniyle en çok bildirim alan ikinci ülke oldu. İlk sırada 124 bildirimle Hindistan yer alırken, Türkiye 105 bildirimle ikinci sıraya yerleşti. Türkiye’yi 88 bildirimle Mısır, 48 bildirimle Çin ve 34 bildirimle Brezilya izledi. Türkiye’nin aldığı 105 pestisit bildiriminin 51’i sınırdan geri çevirme ile sonuçlandı. Sınırdan dönen ürünlerin başında biber geldi; 51 sınır reddinin 27’si biberden kaynaklandı.Biberi 9 bildirimle domates, 5 bildirimle nar izledi. Limon, asma yaprağı, armut, greyfurt, mandalina ve şeftali de sınırdan dönen ürünler arasında yer aldı.

TABLO 2 YILDIR DEĞİŞMİYOR

2024 yılında da benzer bir tablo oluşmuştu. O yıl Hindistan 167 bildirimle ilk sırada yer alırken Türkiye 139 bildirimle ikinci olmuştu. Türkiye’nin aldığı bildirimlerin 98’i “ciddi riskli” sınıfına sokulmuş, ciddi riskli bildirimlerden 79’u sınırdan geri gönderilmişti. 2024’te sınırdan en çok dönen ürünlerin başında 29 kez biber, 23 kez limon gelmişti. 2026’nın ilk yarısında da RASFF kayıtları tartışması sürdü. 2026’da şimdiye kadar Türkiye menşeli ürünlerle ilgili sisteme 254 bildirim girildi; bunların 197’si meyve ve sebze kategorisindeydi. Toplam 188 bildirim sınır reddiyle sonuçlandı ve 183 bildirim “ciddi risk” olarak sınıflandırıldı.

GREENPEACE KAMPANYASI

Pestisit meselesinin sağlık tarafında ise risk algısı iki uç arasında sıkışmış durumda. Avrupa Birliği’nde her pestisit ve ürün kombinasyonu için maksimum kalıntı limiti, yani MRL belirleniyor. Avrupa Komisyonu’na göre MRL, pestisit doğru tarım uygulamalarına uygun kullanıldığında gıda veya yem üzerinde yasal olarak tolere edilen en yüksek kalıntı seviyesi anlamına geliyor. Türkiye’de tartışmayı büyüten nokta ise iç piyasadaki analiz sonuçlarının kamuoyuna düzenli ve ayrıntılı biçimde açıklanmaması. Greenpeace Türkiye, Bakanlığın pestisit analiz sonuçlarını paylaşması için yürüttüğü kampanyada 2022–2025 dönemine ait Kalıntı Eylem Planı ve denetim sonuçlarının kamuoyuna açıklanmasını talep etmişti. Greenpeace’in 2025’te yayımladığı “Pestisitler ve Çocuklar” raporunda ise İstanbul’daki market ve semt pazarlarından alınan 155 gıda örneğinin yüzde 61’inde birden fazla pestisit kalıntısı, yüzde 43’ünde en az bir PFAS’li pestisit kalıntısı tespit edildiği duyurulmuştu.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Kaynağa Git

İlgili Haberler